Pankreas Kanseri: Yorgunluk ve Halsizlik Hayati Riskin Habercisi Olabilir
Günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan halsizlik, yorgunluk ve sindirim problemleri çoğu zaman basit nedenlere bağlanarak önemsenmeyebiliyor. Ancak sağlık uzmanları, bu şikayetlerin bazı durumlarda pankreas kanserinin ilk sinyalleri olabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Erken dönemde belirti vermeden ilerleyen bu sinsi hastalık, geç fark edildiğinde tedavisi zorlaşıyor ve hayati risk oluşturabiliyor.
Pankreas Kanseri: Tedavisi En Zor Kanser Türlerinden Biri
Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, pankreas kanserinin günümüzde en zor tedavi edilen kanser türleri arasında yer aldığını belirtiyor. Prof. Dr. Emiroğlu, "Pankreas kanseri, pankreas bezinden kaynaklanan kötü huylu tümörler arasında bulunuyor ve tedavi süreci oldukça karmaşık ve zorlu ilerliyor" açıklamasını yapıyor. Hastalığın hem tanı hem de tedavi aşamalarında ciddi zorluklarla karşılaşıldığını vurgulayan uzman, erken teşhisin önemine dikkat çekiyor.
Yaşam Süresi Düşük ve Görülme Sıklığı Artıyor
Prof. Dr. Emiroğlu, pankreas kanserinin görülme sıklığının her geçen yıl arttığını ifade ediyor. "Maalesef bazı kanser türlerinin görülme oranları azalırken, pankreas kanseri vakalarında artış gözlemleniyor. Tedavisi zor olan bu kanser türünde, tedavi edilemediği durumlarda 5 yıllık yaşam oranları yüzde 15 civarında seyrediyor" diyor. Hastalığın artışındaki temel nedenler arasında toplumun yaşlanması, alkol tüketimi, sigara kullanımı, diyabet ve obezite gibi faktörler yer alıyor. Ayrıca bazı hastalarda genetik geçişin de etkili olabildiği belirtiliyor.
Sinsi Belirtiler ve Tanı Zorlukları
Pankreas kanserinin belirtilerinin çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Emiroğlu, şu uyarılarda bulunuyor:
- Halsizlik, yorgunluk, hazımsızlık ve iştah kaybı gibi genel şikayetler
- Ani kan şekeri yükselmesi veya diyabet hastalarında şeker dengesinin bozulması
- Yağlı dışkı, dışkı renginde değişiklik, sarılık ve ele gelen kitleler
Bu belirtilerin önemli uyarı işaretleri olabileceğini vurgulayan uzman, pankreas kanserinin iki temel özelliğinin tedaviyi zorlaştırdığını ekliyor: tümörlerin küçükken bile hayati organlara yakın olması ve lokal yayılım özelliğinin yüksek olması. Bu nedenle, bilinen tek tedavi şansının cerrahi rezeksiyon olduğu ifade ediliyor.
Cerrahi Sonrası Nüks Riski ve Hasta Seçiminin Önemi
Cerrahi müdahale sonrasında nüks riskinin yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Emiroğlu, "Eğer tümör yeterince temizlenemezse hızlı bir şekilde nüks edebilir. Pankreas cerrahisi sonrası lokal nüks oranı yaklaşık yüzde 50'dir" diyor. Bu nedenle hasta seçimi, tümörün biyolojik yapısı ve cerrahi tekniğin son derece önemli olduğunu vurguluyor. Hastaların yaklaşık yüzde 55'inin uzak organ metastazı ile başvurduğunu ve bu grupta yaşam süresinin genellikle 6 ay ile 1 yıl arasında değiştiğini ekliyor. Yüzde 30-35'lik bir grubun lokal ileri evrede, sadece yüzde 10-15'lik bir grubun ise erken evrede ameliyat şansı yakalayabildiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, pankreas kanserinin sinsi belirtilerle ilerlediği ve erken teşhisin hayati önem taşıdığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Günlük şikayetlerin önemsenmesi ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi, bu zorlu hastalıkla mücadelede kritik bir rol oynuyor.