Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı, prostat kanserine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Yazıcı, Türkiye'de her yıl yaklaşık 700 bin yeni prostat kanseri vakası teşhis edildiğini ve bu vakaların yaklaşık 140 bininin hayatını kaybettiğini belirtti. Ancak önemli bir noktanın altını çizdi: Vaka sayıları artsa da ölüm oranlarında bir artış yaşanmıyor.
Vaka Sayıları 14 Yılda İki Katına Çıktı
Prof. Dr. Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak yaptığı açıklamada, prostat kanseri görülme sıklığında ciddi bir artış olduğunu ifade etti. Yaklaşık 14 yıl önce 100 binde 20 olan vaka sayısının, 2025 yılı itibarıyla 100 binde 40'a yükseldiğini açıkladı. Bu, teşhis edilen prostat kanseri vakalarının neredeyse iki kat arttığı anlamına geliyor.
"Şu bir gerçek ki; halen daha fazla artan prostat kanseri vakasıyla karşı kalabiliyoruz" diyen Yazıcı, bu artışın nedenleri arasında tarama programlarının yaygınlaşması ve farkındalığın artması olabileceğine işaret etti.
Ölüm Oranlarında Artış Yok: 100 Binde 7-8 Aralığında
Vaka sayılarındaki bu çarpıcı artışa rağmen, en umut verici haber ölüm oranlarından geldi. Prof. Dr. Yazıcı, ölüm vakalarında bir artış olmadığını, oranın uzun süredir 100 binde 7 ile 8 arasında dalgalandığını söyledi.
"Bu da şu demek; biz daha fazla hasta tanıyoruz ama bu hastalıktan dolayı çok fazla hasta kaybetmemeye çalışıyoruz. Bunu da başarıyoruz gibi gözüküyor" şeklinde konuşan Yazıcı, bu durumu erken teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmelere bağladı.
Erken Teşhis İçin PSA Testi ve Rektal Muayene Şart
Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı, ölüm oranlarını düşük tutmada en kritik faktörün erken teşhis olduğunun altını çizdi. Özellikle 50 yaş üstü erkeklerin düzenli üroloji kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı.
Erken teşhis için iki temel yöntemi işaret etti: PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi ve parmakla rektal muayene. Hastaların sıklıkla ikinci yöntemden çekindiğini ancak bu muayenenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. "PSA değeri normal olmasına rağmen bizim parmakla rektal muayeneyle tanıdığımız prostat kanserleri var. O yüzden biz hala 2025 yılında bu muayeneyi yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Yazıcı, hastalığın prostat içindeyken yakalanması halinde, tedavi seçeneklerinin çok daha geniş olduğunu ve hastanın kanserden kurtulma şansının yüksek olduğunu ekledi. Hatta erken evrede teşhis edilen bazı hastalar için "aktif izlem" adı verilen, cerrahi veya radyoterapi gerektirmeyen bir takip protokolünün de mevcut olduğunu söyledi.
"Kanser Erken Yakalanırsa Korkulacak Bir Hastalık Değil"
Prof. Dr. Yazıcı, toplumda kanser kelimesinin korkuyla anıldığını ancak erken tanı konulduğunda durumun çok farklı olduğunu vurguladı. "Kanseri zamanında tanırsanız o kanserin basit bir hastalıktan farkı olmayabilir çünkü hastalıktan kurtarabilirsiniz hastanızı" dedi.
Türkiye'nin prostat kanseri tedavisinde dünya standartlarında hatta birçok alanda daha iyi bir konumda olduğunu belirten Yazıcı, tek eksiğin hastaların zamanında hekime ulaşması olduğunu sözlerine ekledi. "Hastalarımız bize zamanında ulaşır da biz bu hastalığı erken zamanda tanırsak, gösterdiğimiz oranları değiştirebilme imkanına sahibiz" diyerek erken teşhis çağrısını yineledi.
Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı'nın açıklamaları, prostat kanseriyle mücadelede tarama ve erken teşhisin ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.