Okul Saldırıları Sonrası Uzman Uyarısı: Tehlike Sinyallerini Gözden Kaçırmayın
Okul Saldırıları Sonrası Uzman Uyarısı: Sinyalleri Kaçırmayın

Okul Saldırıları Sonrası Kritik Uyarı: Tehlike Sinyallerini Gözden Kaçırmayın

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da peş peşe yaşanan okul saldırıları, toplumda derin bir endişe yarattı. Bu üzücü olaylar, "Nerede hata yapıldı?" sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, bu tür olayların birer "patlama noktası" olduğunu belirterek, öncesinde biriken sessiz sinyalleri görmezden gelmemek gerektiğinin altını çizdi.

Çocuklardaki Tehlike İşaretleri Neler?

Doç. Dr. Ünal, ailelerin ve öğretmenlerin en sık yaptığı hatanın, çocuklardaki bu sinyalleri ciddiye almamak olduğunu ifade etti. Ünal'a göre, yaklaşan tehlikenin en somut habercileri şunlardır:

  • İlişkilerde kopma ve okul aidiyetinde belirgin azalma
  • Giderek artan düşmanlık dili ve tehdit içerikli söylemler
  • Sürekli haksızlığa uğrama temalı konuşmalar
  • Ani içe kapanma ve belirgin öfke patlamaları
  • Uyku düzeninde bozulma ve kurallara uymada ciddi zorlanma
  • Arkadaş ilişkilerinde bozulma ile okul başarısında düşüş
  • Yoğun umutsuzluk, kendine veya başkasına zarar verme söylemleri
  • Şiddete aşırı zihinsel uğraş ve empati kaybı

"Bu belirtiler, çocuğun duygusal açıdan zorlandığını gösterebilir" diyen Ünal, çocuk ve ergenlerde saldırganlık veya davranışsal sorunların çoğu zaman travma, ihmal, zorbalık, dışlanma, sosyal stres veya duygusal regülasyon sorunlarıyla birlikte görüldüğünü ekledi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

En Büyük Hata: Tek Bir "Büyük Alarm" Beklemek

Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, en sık gözden kaçan şeyin tek bir "büyük alarm" işareti beklemek olduğunu vurguladı. "Risk çoğu zaman birdenbire ortaya çıkmaz" diyen Ünal, şu küçük ama biriken işaretlere dikkat çekti:

  1. İlişkilerde kopma ve okul aidiyetinde azalma
  2. Yoğun yalnızlaşma ve sosyal geri çekilme
  3. Zorbalığa maruz kalma veya zorbalık yapma
  4. Giderek artan düşmanlık dili ve tehdit içerikli söylemler
  5. Şiddeti yüceltme ve ciddi değersizlik ifadeleri

Ünal, ebeveynler ve öğretmenlerin bazen "ergenliktir geçer", "sadece içine kapanık" veya "sadece öfkeli" diyerek bu değişimlerin sürekliliğini yeterince ciddiye almayabildiğini belirtti. Özellikle çocuğun okulla, öğretmenle, akranla ve aileyle kurduğu bağlarda belirgin bozulma, daha önce sevdiği etkinliklerden uzaklaşma ve sürekli bir haksızlığa uğrama teması etrafında konuşmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Şiddetin Tek Bir Nedeni Yok

Şiddeti tek bir nedene (bilgisayar oyunları veya diziler gibi) bağlamanın yanıltıcı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ünal, "Çocuk ve ergen şiddeti, bireysel, ailesel, okul temelli, toplumsal ve dijital etkenlerin birbirini etkileyerek şekillendirdiği karmaşık bir süreçtir" dedi. Ünal, bu tabloya katkıda bulunan faktörleri şöyle sıraladı:

  • Aile içi çatışma, ihmal ve istismar
  • Tutarsız sınırlar ve akran zorbalığı
  • Dışlanma, okulda aidiyet eksikliği ve sosyal izolasyon
  • Daha önce şiddete tanık olma ve yoksulluk
  • Umutsuzluk, çevresel stresler ve dijital mecralarda şiddetin normalleşmesi

Psikiyatrik Hastalıklar Eşittir Şiddet Değildir

Toplumdaki yanlış bir algıya da değinen Doç. Dr. Ünal, "Psikiyatrik hastalık eşittir şiddet değildir" uyarısında bulundu. Ruhsal zorlanma yaşayan çocukların çok büyük bölümünün şiddet uygulamadığını belirten Ünal, aksine çoğu zaman kendilerinin örselenmiş, korkmuş, yalnızlaşmış veya destekten mahrum kalmış olabileceğini söyledi. Aynı şekilde her saldırgan davranışı yalnızca bir "hastalık belirtisi" gibi yorumlamanın da doğru olmadığını ekledi.

Ebeveynlik Tarzlarının Önemi

Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, ebeveynlik tarzlarının çocuğun öfke kontrolü üzerindeki etkisine dikkat çekerek iki uç noktaya karşı uyardı:

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Aşırı korumacı ebeveynlik: Çocuğun hayal kırıklığıyla baş etme, sınır tolere etme ve sorumluluk alma becerilerini zayıflatabilir. Çocuk öfke karşısında daha kırılgan ve dürtüsel hale gelebilir.

İlgisiz veya ihmal edici ebeveynlik: Çocuğun görülmediği, duyulmadığı ve güvende hissetmediği bir iklim yaratabilir. Bu durum, öfkenin ilişki dili haline gelmesine ve davranış sorunlarına zemin hazırlayabilir.

Ünal, sağlıklı dengenin; çocuğun duygusunu ciddiye alan, açık ve tutarlı sınırlar koyan, cezalandırıcı değil öğretici olan ve çocuğun yaşamıyla gerçek bir temas kuran ebeveynlik olduğunu vurguladı.

Dijital Ortamın Görünmez Tehlikeleri

Doç. Dr. Ünal, dijital çağın çocukların iç dünyasını bazı yönlerden daha görünmez hale getirebildiğini belirtti. Çocuğun fiziksel olarak evde veya sınıfta olsa da duygusal olarak yoğun bir yalnızlaşma yaşayabileceğini ifade eden Ünal, şu risklere dikkat çekti:

  • Çevrimiçi dışlanma ve siber zorbalık
  • Şiddet içeriklerine tekrar tekrar maruz kalma
  • Kapalı dijital gruplarda radikalleşen dil

Ünal, ebeveynler ve öğretmenler için önemli olanın sadece ekran süresini denetlemek değil; çocuğun dijital ortamda ne yaşadığını merak eden, yargılamayan ve düzenli ilişki kuran bir temas biçimi geliştirmek olduğunu söyledi.

Sadece Cezaya Odaklanmak Yetersiz

Saldırganlık sergileyen bir çocuğa yaklaşımda sadece cezaya odaklanmanın yetersiz kaldığını belirten Doç. Dr. Ünal, "Çocuğun kendisine veya başkasına zarar verme riski varsa ortam sakinleştirilmeli, fiziksel güvenlik korunmalı ve kriz büyütülmemelidir" dedi. Cezanın, davranışın altında yatan nedenleri çözmediğini vurgulayan Ünal, en doğru yaklaşımın şunları içeren çok katmanlı bir müdahale olduğunu kaydetti:

  1. Sınır koyma ve diyalog
  2. Gerekirse profesyonel değerlendirme
  3. Olayın öncesi, tetikleyicileri ve yaşanan zorlanmaların değerlendirilmesi
  4. Maruz kalınan zorbalık veya travmaların incelenmesi
  5. Aile içi durum ve okul ikliminin birlikte değerlendirilmesi

Ünal, tekrarlayan saldırganlık, tehdit, ciddi dürtüsellik, kendine zarar verme düşünceleri veya belirgin işlev kaybı varsa çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına yönlendirmenin önemli olduğunu belirtti. "Buradaki amaç yalnızca 'disiplin' değil, riski azaltmak ve çocuğu yeniden ilişkiye kazandırmaktır" diyerek sözlerini tamamladı.