İstifçilik Hastalığı Çocuklukta Kök Salıyor: Profesyonel Yardım Şart
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Atasoy, toplumda "istifçilik" veya "çöp ev sendromu" olarak bilinen dispozofobi hastalığının ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguladı. Atasoy, bu bozukluğun tedavi edilmemesi durumunda hem fiziksel hem de dijital yaşam alanlarının adeta bir çöplüğe dönüşebileceğinin altını çizdi.
Fiziksel ve Dijital Tehdit: Yaşam Alanları İşgal Altında
Prof. Dr. Nuray Atasoy, dispozofobinin günümüz dünyasında yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda dijital alanları da işgal ettiğini belirtti. "Biriktirme nedeniyle insanların yaşam alanları işgal oluyor, evler çöpe dönüyor." diyen Atasoy, bu sorunun depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, psikoz ve şizofreni gibi diğer ruhsal hastalıklarla birlikte seyredebileceğine dikkat çekti.
Modern yaşamda dispozofobinin boyut değiştirdiğini ifade eden Atasoy, teknolojik alanda da ciddi sorunlar yaşandığını aktardı. "Teknolojik anlamda da bireyin e-mailleri çöple doluyor, temizlenmediği için de aradaki önemli e-mailler gözden kaçabiliyor. Sonsuz depo olmadığı için de ihtiyacı olan bilgiyi koyacak yer kalmıyor." şeklinde konuşan Atasoy, bu durumun enerji, zaman ve bilişsel kayıplara yol açtığını, kişilerin günlük işlevlerini yerine getiremez hale gelebildiğini söyledi.
Çarpıcı Vakalar: Tuvalet Kağıdı Biriktiren ve Kitaplarla Dolan Evler
Atasoy, istifçilik hastalığının somut örneklerini paylaşarak durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Bir hastasının kullandığı tuvalet kağıtlarını sakladığını ve bu durumun aile içinde gizlice bakılması nedeniyle kavgalara sebep olduğunu anlattı. "Aile buna gizlice baktığında da kavga ediyordu, 'Onları kullanacaktım ben.' diye." ifadelerini kullandı.
Başka bir vakada ise bir hastanın sürekli kitap aldığını ancak kitapları okumadığını, evde oturacak yer kalmadığını ve mutfağın bile kitaplarla dolduğunu dile getirdi. Atasoy, dispozofobinin kadın ve erkeklerde görülebildiğini, yaşlılık döneminde bilişsel sorunlar ve bunama nedeniyle daha sık ortaya çıkabildiğini ekledi.
Genetik ve Öğrenilmiş Davranışlar: Hastalığın Kökenleri
Dispozofobinin temelinde farklı nedenlerin yatabildiğini belirten Atasoy, bazen kişinin iç dünyasındaki boşluğun bir ifadesi olabildiğini söyledi. Hastalığın genetik bir yönü olduğunu ve ailesinde takıntı hastalığı veya depresyon öyküsü bulunanlarda daha sık görüldüğünü vurguladı.
"Problem çocukluk döneminde öğrenilmiş davranışlardan da kaynaklanabiliyor." diyen Atasoy, evde hiçbir eşyayı atamayan ebeveynlerle büyüyen çocukların nesnelere gereksiz değer vermeyi öğrenebildiğini açıkladı. Tedavi sürecinde bu etkenlerin hem hasta hem de ailesiyle birlikte ele alındığını ifade etti.
Erken Müdahale ve Tedavi Süreci Kritik Önem Taşıyor
Prof. Dr. Nuray Atasoy, dispozofobi fark edildiği anda hem hastanın hem de yakınlarının profesyonel yardım alması gerektiğinin altını çizdi. Uygun tedavi yöntemleriyle bu davranış bozukluğunun ortadan kaldırılabileceğini kaydetti. Erken müdahalenin, hastalığın fiziksel ve dijital alanlarda yaratacağı tahribatı önlemede kilit rol oynadığını sözlerine ekledi.
Atasoy, toplumda bu konuda farkındalığın artırılması ve ailelerin çocukluk döneminden itibaren sağlıklı davranış modelleri geliştirmesinin önemine değinerek, istifçilik hastalığının yıllarca süren bir süreç olduğunu ve ancak bilinçli yaklaşımla kontrol altına alınabileceğini vurguladı.