Yıllardır tamamlanması beklenen milyarlarca dolarlık M6 Otoyolu projesinde yer altında yaşananlar dünyayı ayağa kaldırdı. Üst üste açılan dev obrukların ardından bölgeye inen uzmanlar, daha önce o coğrafyada hiç karşılaşmadıkları ezber bozan bir yapıyla karşılaştı.
Obruklar ve Nadir Jeolojik Yapı
Sorunların ilki 2024 yılında tünelin geçtiği güzergahta iki büyük obruğun oluşmasıyla kendini gösterdi. Olayın ardından bölgede yapılan ayrıntılı incelemelerde, yaklaşık 245 metrelik bölümde mühendislerin daha önce Sidney Havzası'nda karşılaşmadığını belirttiği yüksek açılı ters fay hattı tespit edildi.
Uzmanlara göre bu jeolojik oluşum, tünelin mevcut tasarımıyla güvenli şekilde tamamlanmasını oldukça zorlaştırmış oldu. Yüklenici şirketler mevcut tasarımla güvenli ilerlemenin mümkün olmadığının altını çizerken, eyalet yönetimi ise teknik bir çözüm bulunduğunu ve sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Projede Gecikmeler ve Hukuki Süreç
İlk etapta 2025 yılında tamamlanmış olması hedeflenen proje, yaşanan zemin sorunları nedeniyle ilk olarak 2028 tarihine ertelendi. Ancak son gelişmeler, bu tarihin de erteleneceğini gözler önüne seriyor. Yeni Güney Galler hükümeti, projeyi yürüten yüklenici konsorsiyuma resmi ihtar göndererek tünel çalışmalarının yeniden başlatılmasını isteyerek, aksi durumda hukuki sürecin devreye gireceğini belirtti.
Yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki çift tüplü tünellerden oluşan M6 Otoyolu, Sidney'in güneyini mevcut otoyol ağına bağlamak amacıyla inşa ediliyor. Ancak yaşanan gecikmeler ve mühendislik sorunları nedeniyle projenin maliyeti 3,1 milyar Avustralya dolarına yükseldi.
Anlaşma Çabaları ve Yeni Hedef Tarih
Taraflar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle proje uzun süredir belirsizliğini koruyor. Öte yandan taraflar arasındaki görüşmeler sürüyor. Yeni Güney Galler (NSW) Hükümeti ile yüklenici konsorsiyumun, zemin sorunlarının giderilmesi ve çalışmaların yeniden hız kazanması için anlaşmaya varma aşamasında olduğu belirtiliyor. Uzlaşmanın sağlanması halinde projenin 2028 sonu veya 2029 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor.



