28 Şubat sürecinin karanlık zihniyeti, son bir yılda yeniden kendini göstermeye başladı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nde başörtülü akademisyenlere yönelik mobbing iddiaları gündemdeyken, son bir haftada Mersin ve İstanbul'dan da ayrımcılık haberleri geldi. 28 Şubat'ı andıran provokatif eylem ve söylemler Türkiye'nin gündemine oturdu.
Mersin'de havuz skandalı: Tesettür mayo yasağı
Mersin'in Mezitli ilçesinde, çocuğu havuzda bulunan bir kadın, tesettür mayo ile site havuzuna girmek istedi. Ancak site görevlisi Baran D., kadının kıyafeti nedeniyle girişine izin vermedi. Kadın, yaşananları cep telefonu kamerasıyla kaydederek yardım talebinde bulundu. Sosyal medyada yayılan görüntülerin ardından Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Gözaltına alınan Baran D., çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Başsavcılığın karara itiraz etmesi üzerine dosya yeniden değerlendirildi ve şüpheli tutuklandı.
İstanbul'da nefret söylemi: 'Başörtülüler imha edilsin'
Mersin'deki skandalın benzeri iki gün sonra İstanbul'da yaşandı. Metroda tartıştığı başörtülü bir kadınla ilgili video çeken Hatice Öncel, TikTok'ta yayınladığı videoda şu ifadeleri kullandı: '... Kadın bildiğin hanzo, yanındaki kızı ondan beter barzo. Bir de üstüne el kol hareketi yapıyor. Bineceğim geri metroya, kıza yazık olacak. Bildiğim tek bir şey var, bütün kapalılar mümkünse kapatılsın. Kapatılsın derken imha şekilde kapatılsın. Kapalı anlamında kapatılmasın. Geçen günlerde bir tane video görmüştüm, kapalı bir kadın havuza giremiyormuş. Giremezsin, oranın bir kuralı var. Kural neyse uyacaksın. Ben de camiye kapalı giriyorum. Girmek istemiyorum ama giriyorum. Demek ki neymiş, kurala uyacakmışsın. Kural ne? Havuza, denize bikiniyle gireceksin. Kapalılar imha edilsin.' Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan soruşturma başlatılan Öncel tutuklandı.
Savcılık: 'Seyirci kalınamaz'
Hatice Öncel hakkındaki mahkemeye sevk yazısında, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun birçok ülkenin ceza kanunlarında yer aldığı hatırlatılarak, 'Hiçbir devlet, vatandaşları arasında, muayyen özelliklere sahip bir kesimin diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa, öç almayı gerektirecek şiddetli nefrete yönlendirilmesine seyirci kalamaz' denildi. Yazıda şu ifadelere yer verildi: 'Şüphelinin sarf ettiği sözler; soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye elverişli etkili bir şiddet çağrısı ve nefret söylemi mahiyetindedir. Ayrıca şüphelinin eyleminin hedef aldığı kitleye karşı, tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hâlin ortaya çıkmasına neden olacak niteliktedir.'
Bakanlardan tepki: 'Normalleşmesine izin vermeyeceğiz'
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, başörtülü kadınları hedef alan söylemleri kınadığını belirterek şunları kaydetti: 'Kadınların inancı, kıyafeti ve yaşam tercihi üzerinden nefret dili üretmek; temel hak ve özgürlüklere, toplumsal barışa ve birlikte yaşama kültürüne açık bir saldırıdır. Bu ülkede kadınların inançları ve tercihleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığı dönemler geride kalmıştır. Toplumun bir kesimini yalnızca kimliği, inancı veya yaşam tarzı nedeniyle hedef gösteren, dışlayan ve tehdit eden hiçbir anlayışın normalleşmesine izin vermeyeceğiz.' Göktaş, bakanlık olarak hukuki sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise toplumun birlik ve beraberliğini, din ve inanç kardeşliğini hedef alan; ayrımcılığı, nefreti ve kutuplaşmayı körükleyen her türlü söylem ve eylemle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. Gürlek, 'Kamu düzenini ve vatandaşlarımızın temel haklarını korumak adına, nefret suçlarına karşı hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gerekli adımlar atılmaya devam edecektir' ifadelerini kullandı.
Üniversitelerde de benzer olaylar yaşandı
Mersin ve İstanbul'daki provokasyonlardan önce de üniversitelerden benzer haberler gelmişti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. M.A., fakülteye ait jüri raporlarının değerlendirildiği toplantıda başörtülü bir adaya ve başörtülülere hakaret etmişti. 'Fakültemde başörtülü istemiyorum' diyen M.A. görevinden uzaklaştırılmıştı. İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. M.B. ise geçtiğimiz şubat ayında başörtülü bir akademisyene hakaret etmişti. Başörtülü akademisyenin ders sırasında çekilmiş başörtülü fotoğrafını WhatsApp grubunda paylaşan M.B., dini değerlere yönelik hakaret içerikli ifadeler kullanmıştı.



