Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu: Taraflılık ve Siyasallaşma
AP Türkiye Raporu: Taraflılık ve Siyasallaşma

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) geçtiğimiz hafta kabul ettiği Türkiye raporu, tarafsız kurumsal bir değerlendirme olmaktan uzak, siyasi bir mücadele alanına dönüşmüş durumda. Rapora yönelik Türkiye'den bazı çevreler memnuniyetlerini dile getirirken, raporun içeriği ve hazırlanış süreci ciddi eleştirileri beraberinde getiriyor.

Raporun Siyasallaşması ve Çifte Standart

Türkiye, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesine rağmen, siyasi nedenlerle çifte standartla karşılaşıyor. AP'nin Türkiye raporları, uzun süredir üyelik koşullarının tamamlanmasını teşvik etmek yerine, üyelik perspektifini kapatmayı önceleyen bir bakış açısıyla hazırlanıyor. Buna rağmen Türkiye, ilişkileri 'üyelik-dışlanma ikiliği'ne hapsetmeyerek yeni formatlar geliştirdi.

Raporun İçeriği: Tek Taraflı ve Siyasi

Son 15 yıllık dönemde raporlar, Türkiye'nin iç politik tartışmalarının tek taraflı bir özetini sunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin dış politika tutumundan rahatsız olan ülkeler ve çevreler, bu rahatsızlıklarını rapora ekletiyor. Akademik çalışmalar, raporların kriter temelli izleme parametrelerinden çok siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu çalışmaları yapanlar Türk değil, yabancı akademisyenler. Çalışmalara göre, raportörler taslak metni yazıyor, siyasi gruplar arasındaki karşıtlık temelli ilişki ağları raporun son şeklini belirliyor. Raportörün siyasi kimliği, ait olduğu grup, temas ettiği çevreler ve öncelikleri raporun içeriğine ve diline etki ediyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Kavramların Araçsallaştırılması

Süreç şöyle işliyor: Türkiye'de muhalif çevreler, siyasi gelişmeleri Batı'da kullanım değeri olacak şekilde kavramsallaştırıyor ve çerçeveliyor. Bu kavram setleri medya, akademisyenler, STK'lar ve belirli ağlar üzerinden Avrupa'ya taşınıyor. Türkiye karşıtı çevreler aynı dili yaygınlaştırıyor. Ardından bu söylemler AP raporuna giriyor ve farklı mecraların analizlerinde kullanılıyor. Sonuçta aynı kavram ve çerçeveleme 'Avrupa'nın değerlendirmesi' olarak içerde yeniden araçsallaştırılıyor.

Somut Örnekler: Laiklik ve Yargı

Bu yılki raporda 'eğitim ve öğretimde laiklik ilkesinin zayıfladığı' iddiası yer alıyor. Bu tespit herhangi bir veriye dayanmıyor; iktidar politikalarına karşı yayınlanan bir bildiri doğrudan rapora eklenmiş. Oysa Türkiye'de muhalefet bile bu bildiriyi ciddiye almamıştı. Ayrıca, CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddialı davalar ile 'mutlak butlan' davası da rapora girmiş. Yargının konusu olan hususlar 'siyasi dava' olarak nitelendirilirken, ciddi iddialara atıf yapılmıyor. Raportörlerin dengeli bir rapor yazma gibi bir derdi yok.

Kıbrıs ve Filistin: Taraflılığın Boyutları

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin iddialarının tek taraflı olarak raporda yer alması, raporun diğer içeriklerine de mesafeli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin kahir ekseriyeti Kıbrıs konusunda bu iddialara karşı. Avrupa, özgürlükler ve demokrasi gibi normlar konusunda söz söyleme ayrıcalığını, Filistinlilere yapılan soykırımda ve bunun Avrupa'ya yansımalarında uyguladığı politikalarla kaybetti. Avrupa, evrensel normları jeopolitik çıkarlarına göre eğip büken bir güç olduğunu gösterdi.

Sonuç: Türkiye Kendi Çözümünü Üretiyor

Türkiye'nin sorunlarını Avrupa üzerinden tartışmaya gerek yok. Avrupalıların iktidara baskı yapmasını beklemek acizliğin ifadesidir. Türkiye kendi içinde sorunlarını tartışıyor ve çözümü de kendi içinde buluyor. Avrupa ile ilişkilerde bu raporların belirleyiciliği azalıyor. Dünyada siyaset ve ilişki biçimleri yeniden şekillenirken, Türkiye Avrupa'da ülkeler düzeyinde geliştirdiği formatlarla ilişkilerini derinleştiriyor. Bu tip taraflı raporlar ise Avrupa projesinin sonunu hazırlıyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması