Gazze'den Kıbrıs'a: Siyonist Yayılmacılığın Hedefi Türkiye
Salih Tuna'nın kaleme aldığı yazıda, Gazze'deki soykırım, Suriye'nin güneyindeki fiili işgaller ve Lübnan'daki katliamların yalnızca 'İran'ı çevreleme' veya 'Direniş ekseninin' belini kırmaktan ibaret olmadığı belirtiliyor. Eğer amaç bu olsaydı, siyonistlerin 2 bin 500 kişilik 'Acil Müdahale Gücü' ile Kıbrıs'a yerleşmeyeceği ifade ediliyor. Kıbrıs'ta ne İran'ın ne de Direniş'in etkinliği olduğu vurgulanarak, İsrail'in Güney Kıbrıs'ı adeta bir ileri askeri karakol haline getirmesinin dikkatle okunması gerektiği uyarısı yapılıyor.
Büyük Savaş Bütçesi ve Bölgesel Hedefler
İsrail'in durduk yere hiçbir zaman olmadığı kadar devasa bir savaş bütçesi (61.3 milyar dolar) ayırmadığına dikkat çekilen yazıda, ABD himayesindeki işgalci siyonizmin nihai hedefinin başta Türkiye olmak üzere tüm bölge olduğu net bir dille ifade ediliyor. Türkiye'nin Akdeniz'den kuşatıldığı, doğrudan Mavi Vatan'ın ve bekamızın hedef alındığı belirtiliyor. Bu hayâsız akının başlangıç noktasının ise Gazze olduğu vurgulanıyor.
'Bize Ne' Diyenlerin Yanılgısı
Yazıda, Gazze'de soykırım ilk başladığında seküler güruhun koro halinde 'Bize ne Araplardan!' dediği hatırlatılıyor. Meseleyi basit bir Ortadoğu kavgası sananların, 'Ortadoğu bataklığı' olarak nitelendirdikleri bölgeden uzak durmayı önerdiği ve ateşin kendilerine değmeyeceğini zannettiği belirtiliyor. O esnada siyonistlerin planlar yaparak İran'dan sonra sıranın Türkiye'ye geleceğini hesapladıkları ifade ediliyor.
Mezhepçilik ve Etnik Asabiyet Tuzağı
ABD ve İsrail'in el ele vererek bölgeyi topyekûn imhaya hazırlandığı bir dönemde mezhepçiliğe ve etnik asabiyetlere saplanmanın idrak felci olduğu belirtilen yazıda, İsrail'in nezdinde sekülerlerle muhafazakârlar arasında fark olmadığı, hepsinin 'goyim' parantezinde olduğu vurgulanıyor. Konforlu uykudan uyanmanın vakti geldiği ve geçtiği uyarısı yapılıyor.
Tek Cephe Olmanın Zorunluluğu
Yazının sonunda, herkesi kendi kendini hapsettiği seküler veya muhafazakâr asabiyet zindanından çıkmaya davet eden Tuna, yaklaşan varoluşsal tehdide karşı tek cephe olmanın ilk şartının zihinsel özgürlük olduğunu belirtiyor. 'Bu deccal ateşi, işbirlikçiler hariç, kimsenin kimliğine bakmayacak' ifadeleriyle uyarısını pekiştiriyor.



