Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, "Terörsüz Türkiye" yasasının yalnızca bir iç politika meselesi olmadığını, Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bölgesel düzene son çiviyi çaktığını savundu. Karagül'e göre bu yasa, PKK'yı değil; Avrupa, İsrail ve ABD'yi yenilgiye uğratmış, Türkiye'yi elli yıldır kuşatan dış müdahale araçlarını etkisiz hale getirmiştir.
Elli Yıllık Saldırıların Sonu
Karagül, Cumhuriyet tarihinin aslında Avrupa ve ABD müdahalelerinin tarihi olduğunu belirterek, askeri darbeler, FETÖ saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişiminin bu müdahalelerin aşamaları olduğunu ifade etti. PKK üzerinden elli yıldır akıtılan kanın da aynı dış müdahale zincirinin halkası olduğunu vurgulayan yazar, yeni yasanın bu elli yıllık saldırıları sona erdirdiğini ve Türkiye'nin elini kolunu bağlayan "silah"ın çokuluslu müdahale güçlerinin elinden alındığını yazdı.
PKK meselesinin etnik ya da dar anlamda terör meselesi olmadığını öne süren Karagül, bu meselenin Türkiye'yi küçültme, kontrol altında tutma ve Batı'ya bağımlı kılma aracı olduğunu savundu. Her dış müdahalenin içerideki unsurlarla yapıldığını ve bu unsurların ABD, Avrupa ve İsrail çıkarlarını "milli çıkar" gibi pazarlama becerisiyle donatıldığını belirtti.
FETÖ ve PKK'nın Patronları Aynı
Yazara göre FETÖ de benzer şekilde "İslami, muhafazakar" söylemlerle örtülmüş bir iç işgalci yapıdır ve devletin sinir sistemine yerleştirilmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ, PKK ve DAEŞ'in birlikte hareket ettiğini iddia eden Karagül, üçünün de patronunun aynı güçler olduğunu, aynı amaçlarla kurulup güçlendirildiğini ve nihai darbe için harekete geçirildiğini ifade etti.
Karagül, bugün yasanın yalnızca "terörle mücadele zaferi" olarak nitelendirilmesinin yetersiz olduğunu, çünkü Türkiye'nin elli yıldır boğuştuğu şeyin aslında dışarıdan bir müdahale ve saldırı olduğunu belirtti. "Terör diyerek gözlerimizi kör ettiler" diyen yazar, ABD, Avrupa ve İsrail'in küresel terör söyleminin resmi siyasi söylemi ve toplumsal algıyı zehirlediğini savundu.
Birinci Dünya Savaşı Yeni Bitti
Batı saldırılarının Birinci Dünya Savaşı ile bitmediğini, bugüne kadar devam ettiğini vurgulayan Karagül, Osmanlı'yı yıkan güçlerin saldırılarını Türkiye'ye yönlendirdiğini ve bu nedenle Birinci Dünya Savaşı'nın Türkiye için yeni bittiğini yazdı. Coğrafyayı paramparça edenlerin ülkeleri bölmeye, savunmasız bırakmaya ve kaynakları talan etmeye devam ettiğini ifade etti.
Karagül, Türkiye'nin artık Akdeniz'e indiğini ve bölgesel bir toparlayıcı güç olacağını bilen Batılı güçlerin bunu engellemek için son otuz yılda pervasızlaştığını öne sürdü. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin bir illüzyon olduğunu, Batı'nın pazarladığı kavramların bir uyuşturma formülü olduğunu, ancak Türkiye'nin bu rüyayı yeni çözdüğünü belirtti.
Tarihin Akışı Tersine Döndü
Yazara göre Türkiye, tarihin akışını tersine çevirmiştir. PKK, FETÖ ve içerideki yabancı istihbarat unsurlarının tasfiyesiyle özgürleşen Türkiye'nin, coğrafya için bir "Kurtuluş Yolu" olacağını savunan Karagül, bundan sonra sadece Türkiye'nin değil, tüm coğrafyanın söz sahibi olacağını ifade etti. Bu durumun bölgesel ve küresel kırılmalara, sarsıntılara ve büyük dönüşümlere yol açacağını belirtti.
Karagül, Türkiye'nin içeriyi temizledikçe gücünü katlayacağını, savunma ve askeri teknolojideki çıkışın aslında "akıl ve bilgelik"teki değişimin bir yansıması olduğunu yazdı. Artık elli tane daha FETÖ ve PKK kursalar da sonuç alamayacaklarını, Türkiye'nin diz çöktürülemeyeceğini ve bölgede istedikleri haritayı uygulayamayacaklarını belirtti.
Yüz Yıllık Sabır Bitti, Sırada Sınanma Var
Türkiye'nin Cumhuriyet'in ilanından sonra "İkinci Kuruluş"unu yaşadığını belirten Karagül, son elli yılda tüm tehditlerin "müttefik" ülkelerden geldiğini ve Türkiye'nin yüz yıldır sabrettiğini ifade etti. Bu sabır döneminin kapandığını, savunmada kalma döneminin de bittiğini yazdı.
Karagül, "PKK yenilmedi, ABD, Avrupa ve İsrail yenildi" diyerek, Türkiye'nin bundan sonraki her adımının coğrafya ölçekli olacağını, bölgesel entegrasyonun hızlanacağını ve Türkiye'nin tüm ülke ve milletleri kendi coğrafyasına odaklanmaya teşvik edeceğini savundu. Bu coğrafyanın dünyanın merkezi olduğunu, Fas'tan Endonezya'ya, Atlas Okyanusu'ndan Pasifik'e uzandığını ve insanlık tarihinin mirasını taşıdığını belirtti.
Son olarak Karagül, tarihin bu kadar hızlı aktığını ve kimsenin yavaşlama lüksü olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin özgür ve güçlü olduğunu, büyük hedefleri olduğunu ve "sınanma dönemi"nin başladığını ifade etti. Bu idrakle şehir şehir, köy köy, sokak sokak milli seferberlik gerektiğini belirtti ve yazısını tamamladı.



