Dünya son birkaç yıldır yoğun şekilde Türkiye'yi konuşuyor. Türkiye'ye dair jeopolitik dil hızla yenilenirken, ideolojik gözlüklerle bakanlar bu değişimi kavramakta zorlanıyor. Ancak yeni bir dünya kuruluyor ve bu yeni dünyanın merkezinde Türkiye var.
NATO'ya Türkiye Formatı
Bize on yılda bir format atan NATO'ya artık Türkiye format atıyor. NATO üzerinden Avrupa'ya bile yeni Türkiye formatı çekiliyor. Kaan motorlarından S-400'lere, F-35'lerden CAATSA yaptırımlarına kadar ABD ile yıllardır çözülemeyen sorun başlıkları birer birer buharlaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump'ın küresel gövde gösterisine dönüşen NATO zirvesi, Batı gücünün limitini ve Türkiye'nin artan stratejik ağırlığını yeniden tescilledi.
Türkiye'nin Yükselişinin Faktörleri
Türkiye'nin gücü birçok faktörün kombinasyonundan kaynaklanıyor: NATO üyeliği, Müslüman dünyanın çelik çekirdeği olması, güçlü liderlik, savunma endüstrisindeki devrimler. Ukrayna ve İran savaşları, Gazze soykırımı ve Sudan'daki krizlerin yol açtığı insani, ahlaki ve jeopolitik yıkımlar da Türkiye'nin stratejik önemini artırdı.
Krizler ve Güç Boşlukları
Avrupa, Ortadoğu, Körfez, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'nın güvenlik ve ekonomik paradigması kökten sarsılmış durumda. Avrupa, Rusya, Çin ve ABD gibi aktörler Türkiye'ye artık vazgeçilmez bir bağımsız aktör olarak bakıyor. Hiçbiri yol açtıkları krizleri tek başına çözecek yeterlilikte değil. ABD başta olmak üzere emperyal aktörlerin Türkiye'yi by-pass ederek tek başına bölgesel ve küresel düzen oluşturacak donanımları kalmadı.
Türkiye: Yeni Dünyanın Kilit Ülkesi
Libya'dan Karabağ'a, Ukrayna'dan Körfez'e uzanan sorunların çözüm adresi Türkiye oluyor. Emperyal aktörlerin güç projeksiyonları zayıfladıkça Türkiye'ninki büyüyor. Suriye'deki başarının bir benzerini Irak, Körfez ve Hazar Havzası'nda da göreceğiz. Rusya'nın caydırıcılığına, İran'ın vekil güçlere dayalı direniş kültüne, İsrail'in kaotik askeri üstünlüğüne, Avrupa'nın diplomatik ikiyüzlülüğüne ve ABD'nin tek taraflı çıkarcı hegemonyasına dayalı statüko değişiyor. Bu boşluğu sadece Türkiye doldurabilecek yetkinliğe sahip.
Başta Ortadoğu, Körfez, Doğu Akdeniz, Hazar, Karadeniz ve Aden Körfezi olmak üzere Avrupa, Balkanlar, Kafkasya ile Orta ve Güney Asya dâhil Atlantik'ten Pasifik'e uzanan sahalarda bütün gözler Türkiye'yi arıyor. Bu, Türkiye'nin yeni stratejik dengeler ve jeopolitik denklemlerdeki merkezi konumunu her geçen gün perçinliyor ve küreselleştiriyor.



