NATO, Ankara Zirvesi ile ortak savunma üretimine dayalı yeni bir dönemin kapısını araladı. İttifak, 2035'e kadar yıllık 3 trilyon doları aşması beklenen savunma harcamaları kapsamında insansız sistemlere 40 milyar dolar, askeri yapay zekâ ve "Transatlantik Muharebe Bulutu" projelerine ise 2 milyar dolar yatırım planladı. Bu dönüşümde Türkiye, savunma sanayiinde stratejik üretim merkezlerinden biri olarak öne çıkarken, Türk şirketlerinin NATO projelerindeki rolünün ve üretim hacminin önemli ölçüde artması hedefleniyor.
Yeni savunma modelinin temelleri atıldı
Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa'da mühimmat stoklarının hızla tükendiğini gösterdi. Birçok NATO ülkesi ihtiyaç duyduğu top mermisi, füze ve hava savunma sistemlerini yeterince hızlı üretemedi. NATO yeni dönemde sadece daha fazla para harcamak yerine üretimi de artıracak bir modele geçiyor. Bu modelin ilk adımları Ankara Zirvesi'nde ortaya konuldu. Bildiriye göre Avrupa müttefikleri ve Kanada, yalnızca 2025 yılında savunma ihtiyaçları için 139 milyar doların üzerinde ek yatırım yaptı. Zirvede ayrıca 50 milyar doları aşan yeni savunma alımı anlaşmaları da imzalandı.
İnsansız sistemlere 40 milyar dolar yatırım
Anlaşmaların büyük bölümü, İttifak'ın muharebe sahasındaki etkinliğini artıracak yüksek teknoloji ve entegre sistemler üzerine yoğunlaştı. İttifakın en büyük eksikliklerinden biri olarak tanımlanan hava savunma ağlarının güçlendirilmesi önceliklendirildi. "NATO's Drone Edge" girişimiyle, müttefiklerin insansız sistemlere önümüzdeki beş yıl içinde toplam 40 milyar dolar yatırım yapması kararlaştırıldı. Bu kapsamda insansız sistem operatörü eğitim kapasitesinin 2027 yılına kadar beş katına çıkarılması hedefleniyor. "Transatlantik Muharebe Bulutu" ve askeri yapay zeka modellerinin geliştirilmesi için 2 milyar dolarlık ön anlaşma imzalandı. Uzun menzilli hassas vuruş sistemleri ve yeni nesil mühimmat üretim kapasitesinin artırılması da anlaşmalar kapsamında yer aldı.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişi
Son yıllarda savunma sanayiinde üretimini artıran Türkiye'nin bu yeni modelden fayda sağlayabilecek ülkeler arasında olduğu değerlendiriliyor. İnsansız hava araçları, zırhlı araçlar, mühimmat ve deniz platformları üreten Türk şirketlerinin, NATO'nun ortak üretim projelerinde daha fazla görev alabileceği ifade ediliyor. Türkiye, 2035'te NATO'nun sadece en büyük ordularından birine sahip bir ülke değil, ittifakın kritik teknoloji ve mühimmat üretim üslerinden biri olarak, toplam NATO savunma harcamalarından alınan pastadaki payını hacimsel olarak 2026'ya göre en az 3-4 kat daha fazla bir orana taşımayı hedefliyor.
Ana yüklenici Türk firmaları
Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı zirvede, Türk savunma sanayii şirketlerinin (ASELSAN, ROKETSAN vb.) sadece coğrafi değil, endüstriyel bir merkez olarak konumlandırılması öne çıktı. Yerli firmaların uluslararası projelerde ana yüklenici veya kritik tedarikçi olarak yer alması bekleniyor.



