Dünya, Hürmüz blokajı sonrasında bir kez daha enerji gündemiyle sarsılıyor. Bu ilk kriz değil; 1973 ve 1979 yıllarındaki petrol şokları hâlâ hafızalarda. İlk şokta, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in Suudi Arabistan öncülüğündeki üyeleri, Yom Kippur Savaşı'nda İsrail'e destek veren ABD ve müttefiklerine ambargo uygulamıştı. Arz kriziyle petrolün varil fiyatı 3 dolardan 12 dolara fırlamıştı. İkinci şok ise İran Devrimi ve İran-Irak Savaşı'nın küresel petrol tedarikini sekteye uğratmasıyla yaşandı. Petrol fiyatı enflasyonu körükledi, işsizlik arttı, büyüme yavaşladı. Avrupa'da işçiler sokaklara döküldü. Türkiye'de de benzin kuyrukları oluştu.
Enerji arz güvenliği öncelik haline geldi
O süreçten sonra enerji arz güvenliği ülkelerin bir numaralı gündem maddesi oldu. ABD ve Batılı ülkeler önlem almaya başladı. Ancak ilerleyen yıllarda fiyat istikrarsızlığı, enerji talebindeki hızlı artış ve az sayıda üreticiye bağımlılık endişeleri yeniden artırdı.
Türkiye krizlerden ders aldı
Türkiye, enerji krizlerinden ders çıkarmayı bildi. 2016'da dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde hazırlanan 'Yeşil Kitap'la enerji kaderi yeniden yazıldı. Kaynak çeşitlendirmesi temel ilke oldu. Rusya ve İran'a bağımlılık kırıldı; Azerbaycan ve Türkmen gazı sisteme eklendi. LNG terminallerinin kapasitesi artırıldı, FSRU tesisleri kuruldu. Böylece Nijerya, Cezayir, Katar ve ABD gibi ülkelerden gaz temin edildi. Silivri ve Tuz Gölü Doğalgaz Depolama Tesisleri'nin kapasitesi artırıldı. Milli enerji politikası kapsamında sondaj gemileri alındı, karada ve denizde petrol-gaz aramaları başlatıldı. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynakların payı yükseldi. Nükleer enerji yatırımı başlatıldı. Bor ve nadir toprak elementleri gibi stratejik madenlerin yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için tesisler inşa edildi.
Türkiye artık enerji ihracatçısı
Sonuçta Türkiye'de enerji arz güvenliği sorunu artık konuşulmaz oldu. Hatta ülkemiz enerjide ihracatçı konuma geldi. Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Moldova gibi birçok ülkeye gaz ihraç ediliyor. Türkiye, doğu-batı arasında bir ticaret merkezi haline dönüştü.
Avrupa'nın enerji açmazı
Bir de enerjisini tek kaynağa bağımlı hale getiren, kömür ve nükleer santrallerini kapatan, depolama yatırımı yapmayan Avrupa'yı düşünün. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Rus gazı akışının kesilmesi ve artan taleple Avrupa'da ciddi bir açık oluştu. 2030'a kadar Orta ve Doğu Avrupa'nın yıllık 35 milyar metreküp ek doğalgaza ihtiyaç duyacağı öngörülüyor. Avrupa, Rus gazına bağımlılığı azaltmak için altyapısını ABD LNG'sine entegre etti. Ancak pahalı Amerikan LNG'si uzun vadeli çözüm olabilir mi? Avrupa'nın tedarik çeşitlendirmesine gitmesi, alternatif rotalar bulması gerekiyor.
Türkiye kilit konumda
Türkiye, Sakarya Gaz Sahası'ndaki artan yerli üretim, LNG çeşitliliği, uzun vadeli tedarik anlaşmaları ve boru hattı altyapısıyla enerji güvenliği ve istikrarı açısından kilit konumda. Ancak tango için iki kişi gerek. Avrupa, bu kadar stratejik bir müttefik olan Türkiye'ye suni ajandalarla ne kadar duyarsız kalacak?
İNRES 2026 Zirvesi
Bu nedenlerle bugün düzenlenecek İNRES 2026 Zirvesi büyük önem taşıyor. Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek zirveye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ev sahipliği yapacak. Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açılışını yapacağı zirvede en önemli konu başlıklarından biri 'enerji güvenliği' olacak. Zirveye katılacak Avrupalı bakanlarla konu enine boyuna tartışılacak.



