ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasında aylardır süren savaşın sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bir anlaşmanın büyük ölçüde şekillendiğini açıkladı. Trump’ın duyurduğu “barış memorandumu”, yalnızca ABD ve İran arasındaki gerilimi değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki bölgesel çatışmaları da sona erdirmeyi hedefliyor. Sürecin merkezinde ise küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Trump’ın Açıklamaları ve Sürecin Detayları
Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, ABD, İran ve bölgedeki çeşitli ülkeler arasında yürütülen görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi. 60 günlük bir ateşkesi kapsayan taslak anlaşmanın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını, İran’a yönelik bazı yaptırımların hafifletilmesini ve daha geniş kapsamlı bir barış sürecinin başlatılmasını içerdiği belirtiliyor. Sürece Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn’in de dahil olduğu ifade edildi.
İki Kritik Konu: Hürmüz Boğazı ve Nükleer Program
Müzakerelerdeki en büyük anlaşmazlık başlıklarından biri Hürmüz Boğazı’nın statüsü olmaya devam ediyor. Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolu, savaşın başlamasının ardından fiilen kapanmıştı. İran, boğaz üzerinde egemenlik hakkı bulunduğunu savunurken, ABD ise tam serbest geçiş talep ediyor. Washington yönetimi ayrıca İran’ın gemilerden geçiş ücreti alma planına da karşı çıkıyor.
İkinci kritik başlık ise İran’ın nükleer programı. ABD ve İsrail, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran yönetimi programın yalnızca sivil enerji amaçlı olduğunu savunuyor. İranlı yetkililer, ülkenin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olduğunu ve nükleer silah geliştirmediğini vurguluyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma kapsamında İran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67 ile sınırlandırmayı kabul etmişti. Ancak Trump’ın 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekmesi sonrası süreç çökmüş, İran da kademeli olarak yükümlülüklerini azaltmıştı. Buna rağmen ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, mart ayında Kongre’ye yaptığı sunumda İran’ın aktif olarak nükleer silah üretmediği yönündeki değerlendirmelerin sürdüğünü açıklamıştı. Devlet televizyonuna konuşan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin nükleer silah üretmeyi hedeflemediğini belirterek, "Dünyaya, nükleer silah peşinde olmadığımıza ilişkin güvence vermeye hazırız." dedi.
İran’dan Temkinli Mesajlar
Tahran yönetimi görüşmeleri doğrulasa da Trump’ın açıklamalarına daha ihtiyatlı yaklaşıyor. İran’a yakın Tasnim Haber Ajansı, taraflar arasında savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesine yönelik bir yol haritası üzerinde çalışıldığını duyurdu. Ancak İran’ın henüz nükleer programına ilişkin somut taviz vermediği belirtildi. Haberde, Hürmüz Boğazı için 30 günlük, nükleer müzakereler için ise 60 günlük ayrı süreçlerin öngörüldüğü ifade edildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baghaei ise son teklifin yalnızca genel prensipleri belirleyen bir “çerçeve anlaşma” niteliğinde olduğunu söyledi. Baghaei, anlaşmazlıkların azaldığını ancak çözülmesi gereken önemli başlıkların hâlâ bulunduğunu belirterek, “Önümüzdeki birkaç gün sürecin yönünü belirleyecek” dedi. İran basınında yer alan haberlerde ayrıca, Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceği ve ABD’nin “tam serbest geçiş” talebinin mevcut gerçeklikle örtüşmediği savunuldu. İran’ın önceliğinin savaşın tamamen sona ermesi, yeni Amerikan saldırılarının engellenmesi ve Lübnan’daki çatışmaların durdurulması olduğu kaydedildi.
Üç Aşamalı Süreç
Olası anlaşma, yalnızca ABD-İran ilişkileri açısından değil, küresel enerji piyasaları ve Ortadoğu dengeleri bakımından da kritik önem taşıyor. Reuters’a konuşan kaynaklara göre süreç üç aşamada ilerleyecek. Önce savaş resmen sona erdirilecek, ardından Hürmüz Boğazı krizi çözülecek ve son olarak kalıcı barış için geniş kapsamlı müzakereler başlayacak. Axios’un haberine göre taslak anlaşma kapsamında İran’ın petrol ihracatına yeniden izin verilmesi ve bazı yaptırımların kaldırılması gündemde. Buna karşılık İran’ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdü vermesi bekleniyor. New York Times ise taslak metinde İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını devretmesine ilişkin bir taahhüdün de yer aldığını yazdı.
Hürmüz'den Geçişler Artıyor
Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu, son 24 saatte Hürmüz Boğazı'ndan 33 geminin geçtiğini duyurdu. İran devlet televizyonunun, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri'ne dayandırdığı habere göre; son 24 saatte petrol tankerleri, konteyner gemileri ve diğer ticari gemiler dahil olmak üzere 33 gemi, donanmanın koordinasyonu ve güvenliği altında Hürmüz Boğazı'ndan geçti. Devrim Muhafızları Ordusu 21 Mayıs'ta 31, 22 Mayıs'ta 35, 23 Mayıs'ta ise 25 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini açıklamıştı.
İsrail Barış İstemiyor
ABD Başkanı Trump İran'la anlaşmaya büyük ölçüde yaklaştıklarını açıklarken İsrail basınına göre haydut Tel Aviv yönetimi gelişmelerden ve süreç dışında bırakılmasından rahatsız. Haaretz gazetesinin haberinde, İsrail'in Trump'ın İran ile "sınırlı bir geçici anlaşma" imzalamasından endişe duyduğu belirtildi. Tel Aviv yönetiminin İran'ın nükleer programıyla ilgili temel meseleleri ele almayan bir anlaşma olasılığından tedirgin olduğu vurgulanan haberde, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun kaldırılması, uranyum zenginleştirilmesinin yasaklanması konusu ile balistik füze programının İsrail'in "temel sorunlarının" başında geldiği belirtildi. Haberde, İsrail güvenlik birimlerinin İran'ın ABD'yi "oyaladığına" ve kapsamlı bir anlaşmaya varılma olasılığının "düşük" olduğuna inandığı vurgulandı. Öte yandan ABD'deki Yahudi lobisinin çatı kuruluşu AIPAC'in, Washington ile Tahran arasında olası bir barış anlaşmasına karşı çıkan Kongre üyelerinin sosyal medya mesajlarını paylaştığı ve Trump'ın yapacağı bir barış anlaşmasına karşı tepkiyi yönlendirmeye çalıştığı görüldü.



