AK Parti iktidarının ilk yıllarında doların TL karşısında değer kaybetmesi nedeniyle döviz yatırımcıları kazanç elde edemediği için vergi beyannamesi vermiyordu. Ancak döviz kurları yıldan yıla katlanmasına rağmen beyanname vermeme uygulaması devam etti. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sessiz kaldığı bu vergisiz döviz düzeni, Türkiye'nin yıllardır enflasyon-faiz-kur sarmalında kalmasına neden oluyor. Kur üzerinden elde edilen vergisiz kazanç, döviz talebini canlı tutarak fiyatlama davranışlarını bozuyor, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor ve faiz indiriminin önünü tıkıyor.
Merkez Bankası Faizi 6 Aydır %37'de Sabit Tutuyor
Merkez Bankası, döviz artışı endişesiyle politika faizini yine %37'de sabit bıraktı. En son 22 Ocak 2026'da indirilen faiz, 6 aydır değişmedi. Para Politikası Kurulu (PPK), gecelik borç verme faizini %40'ta, gecelik borçlanma faizini ise %35,5'te korudu. PPK açıklamasında, enflasyonun ana eğiliminin haziranda sınırlı gerilediği ancak temmuzda geçici olarak yükseleceği belirtildi. Ayrıca jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekildi.
Bireysel Döviz Yatırımcıları 160 Milyar Dolarla Vergi Dışı
Şirketlerin döviz kazançları vergilendirilirken, bireysel yatırımcıların yüksek hacimli döviz alım satımından sağladığı gelirler vergi dışı kalıyor. Bireylerin bankalarda tuttuğu döviz varlığı 160 milyar doları aşarak şirketlerin döviz varlığının yaklaşık iki katına ulaştı. Bu tasarrufların önemli kısmı üretim, yatırım veya istihdam amacı taşımıyor; aksine kur hareketlerinden gelir elde etmeye yönelik spekülatif işlemler içeriyor.
Vergi Adaleti ve Üretim Ekonomisine Dönüş Çağrısı
Türkiye'de faaliyet gösteren yaklaşık 2,2 milyon şirket, 25 milyona yakın kişiye istihdam sağlıyor. İşletmeler maaş, SGK primi, Kurumlar Vergisi, KDV, stopaj gibi yükümlülükler taşırken, finansmana erişim zorlaşıyor ve kredi maliyetleri tarihi seviyelere ulaşıyor. Şirketlerin 78,5 milyar dolar seviyesindeki döviz mevduatından elde ettiği kur farkı gelirleri vergi matrahına dahil edilirken, bireysel yatırımcılar aynı yükümlülükten muaf.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 17 Şubat 2016 tarihli özelgesinde, döviz alım satım faaliyetlerinin ticari organizasyon içinde devamlılık arz etmesi durumunda ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi ve gelir vergisine tabi tutulması gerektiği belirtiliyor. Ancak uygulamada bu kural işletilmiyor.
Spekülatif Döviz Talebi Enflasyon Beklentilerini Bozuyor
Kur piyasasındaki en küçük hareket, birçok sektörde fiyatlama davranışını doğrudan etkiliyor. Dövizde olası yükseliş beklentisi, maliyet oluşmadan fiyatlara zam yapılmasına neden oluyor. İthal girdi kullanan sektörlerde risk primi yüksek hesaplanırken, yerli üretim yapan işletmeler bile ilerideki kur artışını öngörerek fiyatlarını yukarı çekiyor. Ekonomi uzmanları, spekülatif döviz talebinin kur oynaklığını artırarak enflasyon beklentilerini bozduğunu ve para politikasının etkinliğini zayıflattığını vurguluyor.
Üretim Odaklı Büyüme Modeli ile Faizlerin Gerilemesi Bekleniyor
Üretim yapan, istihdam oluşturan ve vergi yükünü taşıyan işletmelerin desteklenmesi, finansal spekülasyonun ise kayıt altına alınarak adil şekilde vergilendirilmesi gerekiyor. Ekonomi yönetiminin üretim lehine atacağı vergi adımlarının kamu gelirlerini artırmakla kalmayacağı, yatırım iştahını güçlendireceği, kaynak dağılımını verimli hale getireceği, enflasyonla mücadeleye katkı sunacağı ve para politikasının hareket alanını genişleteceği değerlendiriliyor. Üretim odaklı büyüme modelinin güçlenmesiyle faizlerin gerileyeceği ve ekonomik istikrarın kalıcı hale geleceği öngörülüyor.



