Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı. Rakamlar, ülkenin net uluslararası yatırım pozisyonunun -313,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiğini ortaya koydu.
Varlık ve Yükümlülüklerdeki Son Durum
Kasım ayı itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, bir önceki aya kıyasla kayda değer bir değişim göstermeyerek 399,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Buna karşılık, yükümlülüklerde %1,6'lık bir azalış yaşandı ve bu kalem 713,2 milyar dolar seviyesine indi. Net pozitif bir tablo çizemeyen bu fark, net UYP açığını oluşturdu.
Rezerv varlıklar ise 357 milyon dolarlık bir düşüşle 183,2 milyar dolar oldu. Varlık kalemlerinin detaylı incelemesinde, doğrudan yatırımların %0,9 artışla 74,1 milyar dolara, diğer yatırımların ise %0,1 azalışla 137,1 milyar dolara ulaştığı görüldü. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları da %0,4 artış göstererek 41,0 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Yükümlülük Kalemlerindeki Değişimler
Yükümlülükler tarafında ise farklı eğilimler dikkat çekti. Portföy yatırımları alt kalemlerinden Genel Hükümet'in DİBS (Devlet İç Borçlanma Senetleri) yükümlülükleri, %10,6'lık önemli bir artışla 17,2 milyar dolar oldu.
Doğrudan yatırımlar kalemindeki yükümlülükler ise, BIST 100 endeksindeki düşüş ve döviz kurlarındaki artışın etkisiyle, Ekim 2025'e göre %5,6 azalarak 197,8 milyar dolar seviyesine geriledi. Portföy yatırımları kalemi %0,3'lük hafif bir artışla 131,3 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi ise önemli bir değişiklik göstermeyerek 384,0 milyar dolar olarak kayda geçti.
Ekonomik Göstergelere Yansımaları
Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu, bir ülkenin dış dünyaya karşı net borçlu ya da alacaklı durumunu gösteren önemli bir makroekonomik gösterge olarak kabul ediliyor. -313,9 milyar dolarlık net açık, Türkiye ekonomisinin yurt dışına karşı net borçlu pozisyonunu sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Yükümlülüklerdeki genel azalış olumlu bir gelişme olarak okunsa da, rezerv varlıklardaki küçük düşüş ve DİBS yükümlülüklerindeki keskin artış, finansal piyasalar tarafından yakından takip edilecek veriler arasında yer alıyor.
Bu veriler, ekonomideki dış finansman ihtiyacı ve dış şoklara karşı dayanıklılık gibi konularda analistler için önemli bir referans noktası oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde, bu pozisyonun sürdürülebilirliği ve yapısı, ekonomik politika değerlendirmelerinde kritik bir rol oynamaya devam edecek.