ABD Başkanı Donald Trump'ın, ilk olarak 2019 yılında satın almayı teklif ettiği Grönland adası, 2026 yılında yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. Trump'ın adayı elde etmek için Avrupa ülkelerine ticari tehditlerde bulunması, küresel piyasaları etkileyen bir rüzgar estirdi.
Buzulların Altındaki Stratejik Hazîne
Yüzeyinin yaklaşık %81'i buzla kaplı olan Grönland, sadece doğal güzellikleriyle değil, yer altı zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Danimarka'ya bağlı özerk bölge, nadir toprak elementleri ve kritik madenler açısından dünyanın en önemli noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bölgede yapılan araştırmalar, Çin'den sonra dünyanın en büyük ikinci rezerv potansiyeline işaret ediyor.
Trump'ın Israrlı Politikasının Arkasındaki Nedenler
Trump'ın hem birinci hem de ikinci başkanlık dönemlerinde gündeme getirdiği Grönland hamlesinin arkasında birkaç temel motivasyon yatıyor. İlk olarak, Avrupa Komisyonu'nun 2023 araştırmasına göre, incelenen 34 mineralden 25'inin adada bulunduğu tespit edildi. Bölge, grafit, bakır, nikel, çinko, altın, elmas, uranyum ve demir cevheri gibi sanayi için hayati öneme sahip kaynaklara ev sahipliği yapıyor.
Özellikle elektrikli araç bataryaları ve elektronik cihaz üretiminde kilit rol oynayan grafit rezervleri dikkat çekici. Ayrıca, 1.5 milyon tonluk kanıtlanmış nadir toprak elementi rezervi, ABD'yi Çin'e bağımlılıktan kurtarabilecek bir alternatif sunuyor. Ancak adada altyapı eksikliği önemli bir engel; sadece 100 kilometreden daha az karayolu bulunuyor ve ekonomi halen balıkçılığa dayanıyor.
Jeopolitik ve Güvenlik Boyutu
Grönland meselesi sadece ekonomik değil, aynı zamanda derin bir stratejik öneme sahip. Ada, Arktik (Kuzey Kutbu) bölgesinde kilit bir konumda yer alıyor. İklim değişikliği nedeniyle eriyen buzullar, bölgedeki deniz yollarını ve kaynaklara erişimi kolaylaştırıyor. Rusya'nın bölgedeki askeri ve ekonomik varlığını artırması, ABD için bir endişe kaynağı. Grönland'ı kontrol etmek, ABD'ye Arktik'te Rusya ve Kanada'ya karşı önemli bir üstünlük sağlayabilir.
Trump, bu hedefe ulaşmak için 8 Avrupa ülkesine %25 gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunarak sert diplomasi yürütüyor. Bu hamle, hisse senedi ve tahvil piyasalarında dalgalanmalara neden oldu. Danimarka ve müttefikleri ise Grönland'ın satışının söz konusu olmadığını defalarca vurguladı. Yerli halkın, özellikle uranyum madenciliğine yönelik yüksek muhalefeti de süreci zorlaştıran bir diğer faktör.
Sonuç olarak, Trump'ın Grönland ısrarı, 21. yüzyılın kaynak ve jeopolitik rekabetinin somut bir yansıması. Buzulların altındaki bu devasa kaynaklar ve stratejik konum, küresel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek bir potansiyel taşıyor.