TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, küresel ekonomide yaşanan dönüşümlerin Türkiye için yeni bir rekabet sınavı oluşturduğunu belirterek, ekonomik istikrar ile yapısal dönüşümlerin birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Enflasyonla mücadele mesajları
Enflasyonla mücadeleye ilişkin mesajlarıyla öne çıkan Diren, yüksek enflasyonun sadece fiyat artışı anlamına gelmediğini vurguladı. "Yüksek enflasyon yalnızca fiyatların artması değildir; güvenin, planlama kabiliyetinin, ücretlerin alım gücünün, yatırım iştahının ve sosyal adalet duygusunun aşınmasıdır" dedi.
Haziran 2023'te başlayan ekonomi programıyla enflasyonun yüzde 70'lerden yüzde 30'lu seviyelere gerilediğini hatırlatan Diren, "Dezenflasyon sürecinden taviz verilmemesi, para politikasının kararlılığı, maliye politikasının uyumu ve beklentilerin doğru yönetimine devam edilmesi fiyat istikrarına ulaşma sürecinde belirleyici olacak" ifadelerini kullandı.
Ancak fiyat istikrarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sağlanamayacağını vurgulayan Diren, "Kalıcı fiyat istikrarı için verimlilik artışı gerekir. Verimli büyüme için sanayi, tarım, enerji, eğitim, işgücü piyasası ve şirketler düzeyinde yapısal dönüşüm gerekir" diye konuştu.
İhracatta ivme yakalanamadı
Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diren, ihracat performansındaki zayıflamaya dikkat çekti. "İhracatımız 2025 yılında sınırlı artış gösterdi, 2026'nın ilk beş ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre bir ivme yakalayamadık" diyen Diren, dış ticaret açığının genişlediği bir dönemde bulunulduğunu söyledi.
Savunma sanayisindeki büyümenin imalat sanayisinin tamamına yayılmadığını belirten Diren, "Dezenflasyon hedefimizi; üretim, ihracat ve sanayi dönüşümünü ele alan tamamlayıcı araçlarla desteklemeliyiz" çağrısında bulundu.
Yapay zekâ ve temiz enerji vurgusu
Konuşmasında küresel rekabetin yeni dinamiklerine de değinen Diren, yeni dönemde rekabet avantajının ucuz iş gücü ya da düşük maliyetlerden değil teknoloji ve verimlilikten geçtiğini söyledi. "Yeni rekabet gücü yalnızca ucuz üretimden, ölçekten veya coğrafi avantajdan değil, veriden, teknolojiden, yapay zekâdan, temiz enerjiden, beceri dönüşümünden ve verimlilikten doğuyor" ifadelerini kullanan Diren, yapay zekâ ve otomasyonun tüm iş modellerini değiştirdiğini belirtti.
Yeşil dönüşümün de yalnızca çevresel bir konu olmadığını kaydeden Diren, "Yeşil dönüşüm yalnızca çevre politikası değildir. Aynı zamanda pazar erişimi, finansman maliyeti, ihracat kapasitesi ve rekabet gücü meselesidir" dedi.
Diren, temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasının rekabetçi sanayinin temel unsurları arasında yer aldığını söyledi.
AB ile entegrasyon çağrısı
Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik önem taşıdığını vurgulayan Diren, Gümrük Birliği'nin modernizasyon sürecinin gecikmeden başlatılması gerektiğini belirtti. "Gümrük Birliği'nin modernizasyonu, AB tarafında teknik veya siyasi ön koşullarla geciktirilmeden başlatılmalıdır" diyen Diren, bunun yalnızca ticaret hacmini artıracak bir düzenleme değil, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonu yeni dönemin ihtiyaçlarına uyarlayacak kritik bir adım olduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin sanayi altyapısı, girişimcilik kültürü, genç nüfusu ve Avrupa ile entegrasyonunun önemli avantajlar sunduğunu belirten Diren, "Enflasyonla mücadelede kararlı olmalı, üretim ve ihracat kapasitemizi korumalıyız. Sanayi dönüşümünü hızlandırmalı, dijital ve yeşil ekonomiye uyum sağlamalıyız" dedi.
Diren, "Yeni rekabet gücü eşiğini ancak birlikte aşabiliriz" mesajıyla iş dünyası, kamu ve sivil toplumun ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.



