27 Mayıs 1960 darbesi, üzerinden geçen 66 yıla rağmen demokrasi tarihinin utanç sayfalarından biri olarak toplumsal hafızdaki tazeliğini koruyor. 26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan gece emir komuta zincirinin dışında ordu içerisindeki cuntacıların girişimiyle seçilmiş iktidara yönelik yapılan darbe, 15 Temmuz’a kadar uzanan darbe ve vesayet girişimlerine kapı araladı.
CHP ve Ordu Rahatsız Oldu
Türkiye’de 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından, 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti (DP), 10 yıl iktidarda kaldı. Demokrat Parti iktidara gelmesinin hemen ardından ezanın Arapça okunmasına izin verilmesi ve din öğrenimi ile ilgili bazı gelişmeler, CHP ve ordu içerisinde rahatsızlığa neden oldu. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e karşı ordu içerisinde 1954’ten itibaren başlayan hareketlenme, 1957’de İstanbul ve Ankara’daki cunta hazırlıklarının tek çatı altında birleştirilmesiyle yeni bir evreye ulaştı.
Seçim Durdurdu
27 Ekim 1957’de öngörülen seçimlerde DP’nin kaybedeceğini varsayarak ilk girişim planlandı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde zırhlı birlikler ile şeref tribünündeki DP’liler tutuklanarak yönetime el konulacaktı. Tarihe ‘9 subay olayı’ olarak geçen bu darbe girişimi, seçimi DP kazandığı için ertelendi. 16 Ocak 1958’de komite üyesi Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu’nun ihbarı ile kendisi dahil 9 subay tutuklandı.
İlk Hedefler Beyannamesi
27 Mayıs’a giden süreçte muhalefet partisi CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bazı yurt gezilerinin engellendiği ve saldırıya uğradığı iddiaları ortaya atıldı. CHP’nin 1959 yılındaki 14’üncü kurultayında, ülkenin acilen ihtiyaç duyduğu bazı değişiklikler için çaba gösterilmesi kararlaştırıldı. “İlk Hedefler Beyannamesi” adıyla hazırlanan bildiri, 1961 Anayasası’nın temelini oluşturan düzenlemeleri içeriyordu. İsmet İnönü’nün 30 Nisan 1959 tarihli Uşak ziyareti, TBMM ordularının Kurtuluş Savaşı’nda Yunan ordusunu geri püskürterek, Anadolu’dan attığı “Büyük Taarruz”a benzetildi. Uşak’ta Demokrat Parti’nin İlçe Başkanı Nevzat Alpay, bir CHP’li tarafından demirle öldüresiye dövüldü. İnönü ile beraber Ankara’dan gelen CHP’li gençler, önünden geçtikleri DP il binasını taşladı.
Otoriterlik İddiası
Milli iradeyi hedef alan her karanlık dönemde olduğu gibi 27 Mayıs’ın da dış uzantıları vardı. Türkiye’deki askeri hareketliliği gün gün takip etti. Ankara’dan gönderilen raporlarda Rusya ile de yakınlaşarak çok yönlü bir dış politika arayışında olan Menderes’in “otoriterleştiği” iddia edildi. Amerikan basını da darbenin uluslararası meşruiyetini sağlamak için benzer tezler işledi.
CHP Çanak Tuttu
27 Mayıs’a giden süreçte muhalefet partisi CHP de milli iradeye müdahaleye çanak tuttu. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidarı devrettikten 5 ay sonra atağa kalkan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, bir genelge yayınlayarak DP’yi ‘diktatörlük’le suçlamaya başladı. Darbeden 40 gün önce İsmet İnönü’nün Meclis’te sarf ettiği, “Şartlar mecbur ettiğinde ihtilal milletlerin meşru hakkıdır!” ve “Böyle giderse sizi ben bile kurtaramam!” sözleri ile açık açık darbe çağrısı yapıyordu.
Anayasa Feshedildi
Demokrasiye ilk darbenin vurulduğu 1960 yılında, Türkiye Cumhuriyeti henüz 37 yaşındaydı. 27 Mayıs günü sabaha karşı saat 04.30 sıralarında darbe bildirisi radyodan okundu. Askeri cuntanın yönetime el koyduğu ilan edildi. Anayasa feshedildi, DP’lilerin siyasi faaliyetleri askıya alındı.
Sözde Mahkemeler
38 kişilik Milli Birlik Komitesi’nin yönetime el koymasının ardından, Demokrat Parti üyeleri tek tek tutuklanıp Yassıada’ya götürüldü. Hukukun ayaklar altına alındığı bir mahkeme kuruldu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes’in de aralarında bulunduğu 592 kişi, Yassıada’da hukukun ayaklar altına alındığı bir davayla yargılandı. 27 Mayıs mahkemeleri oldukça acımasız ve sıkıydı.
Darağaçları Kuruldu
Dava 15 Eylül 1961’de karara bağlandı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın cezası yaşı nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de sabaha karşı, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961’de öğleden sonra, İmralı Adası’nda idam edildiler.



