Hollanda Raporu: Almanya Filistin Yanlısı Hareketi Hedef Alıyor
Almanya Filistin yanlısı hareketi hedef alıyor

Hollanda merkezli Amsterdamer Transnational Institute (TNI) tarafından hazırlanan çarpıcı bir rapor, Alman devletinin Filistin yanlısı hareketi sistematik olarak hedef aldığını ortaya koydu. 30 Kasım 2025 tarihinde yayınlanan rapor, Almanya'nın İsrail ile işbirliğini eleştirenleri izleme, yıldırma ve kriminalize etme politikalarını belgeledi.

Polis Şiddeti ve Baskı Yöntemleri

Raporda, Alman polis güçlerinin Filistin yanlısı gösterilerde uyguladığı şiddet detaylı şekilde aktarılıyor. 68 yaşındaki bir tekerlekli sandalye kullanıcısının asfalt üzerinde sürüklendiği ve Berlin'de 10 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından kovalanıp gözaltına alındığı vakalar raporda yer alan çarpıcı örnekler arasında.

Polisin uyguladığı şiddet yöntemleri arasında dövme, boğma ve acı verme teknikleri ile biber gazı kullanımı bulunuyor. Bazı sokakların saatlerce abluka altına alındığı, gösterilerin şiddetle dağıtıldığı veya önceden yasaklandığı belirtiliyor.

Yahudi Aktivistlere Baskı

Rapora göre devlet baskısı sadece polisle sınırlı değil. Yabancılar hukuku, antisemitizmle mücadele söylemleri, sağcı medya ve kültürel kurumlar, Filistin dayanışmasını itibarsızlaştırmak için birbirine bağlı şekilde çalışıyor.

Baskılar özellikle Arap ve Müslüman toplumları, solcu göçmen gruplar ve Yahudi karşıtı Siyonist karşıtlarını hedefliyor. Ancak devlet baskısı bazen sol görüşlü Yahudilere de yöneliyor. Yahudi aktivist Iris Hefets, 2023 Ekim'den bu yana barışçıl gösterilere katıldığı gerekçesiyle üç kez gözaltına alındı.

Hefets'in "Bir Yahudi ve İsrailli olarak: Gazze'de Soykırımı Durdurun" yazılı pankartla gösteriye katıldığı için halkı kin ve nefrete sevk suçlamasıyla yargılandığı belirtiliyor.

Medya Desteği ve Gelecek Endişeleri

Rapora göre baskılar sadece devlet gücüyle hayata geçirilmiyor. Medyanın da bu önlemlere yönelik destekte belirleyici bir rol oynadığı ve Gazze'deki soykırımı ve Filistinlilere yönelik şiddeti sürekli olarak küçümsediği ifade ediliyor.

Bu nedenle Almanya'daki solun ve sosyal hareketlerin bazı kesimlerinin, itibar kaybı ya da maddi kaynakların kesilmesi korkusuyla büyüyen otoriterliğe karşı çıkmaktan geri durduğu vurgulanıyor.

Raporda dikkat çeken ifadelerden biri şöyle: "Bir soykırıma ortak olmanın yanı sıra, Almanya'da toplumun yeniden militarize edilmesi, farklı görüşlerin aşırıcılık olarak yeniden tanımlanması ve özgürlük hareketlerinin Nazizm ile eşitlenmesi girişimlerine tanıklık ediyoruz."

Raporun en çarpıcı uyarılarından biri ise şu: "Bugün Filistin yanlısı harekete karşı test edilen tedbirler, gelecekte çevre savunucularından diğer muhalif gruplara karşı da kullanılabilir."

Almanya'nın Tarihi Sorumluluğu ve Mevcut Tutumu

Raporda özetle, Almanya'nın Holokost'a karşı tarihsel sorumluluğunun, başka bir soykırımı savunmak ve buna karşı çıkanları bastırmak için rutin bir gerekçe olarak kullanıldığı belirtiliyor.

İsrail devletini eleştiren kişilerin, ki aralarında çok sayıda Yahudi de bulunuyor, antisemit olarak damgalandığı, kaybettikleri yakınlarına yas tutan ve adalet isteyen Filistinlilerin ise kamu düzenine tehdit olarak tanımlandığı ifade ediliyor.

Raporun sonuç bölümünde, "Almanya şu anda Gazze'deki soykırıma suç ortaklığı yapıyor ve bir kez daha tarihin doğru tarafında durma fırsatını kaçırdı" değerlendirmesi yapılıyor.

TNI raporu, Almanya'nın İsrail'in apartheid uygulamalarına, savaş suçlarına ve Gazze'deki soykırıma verdiği desteğin, içeride baskıcı politikalara, kitlesel gözetim ve polis şiddetine dönüştüğünü ortaya koyarak, ülkenin "Filistin dayanışmasını kriminalize etme laboratuvarı" haline geldiğini savunuyor.