Gazze Soykırımı Sonrası İsrail'e Yönelik Küresel Algı Kalıcı Olarak Değişiyor
Gazze Soykırımı Sonrası İsrail Algısı Kalıcı Olarak Değişiyor

Son birkaç ay içerisinde yaşanan gelişmeler, Gazze soykırımıyla birlikte dünyanın birçok ülkesinde İsrail’e yönelik tepkinin artık geçici bir öfkenin ötesine geçtiğini ve kalıcı bir algı dönüşümüne dönüştüğünü gösteriyor. İşgalci güç, uzun yıllar boyunca ABD’deki iki partili siyasi destek ve Avrupa’daki temkinli ama istikrarlı ilişkiler sayesinde uluslararası baskılardan kendini kurtarabiliyordu. Ancak bugün bu “koruma kalkanının” hızla zayıfladığı belirtiliyor.

Küresel Tepkiler ve Yalnızlaşma

Kamuoyu araştırmaları, sosyal medya atmosferi, kültürel boykotlar ve diplomatik yaptırımların aynı anda büyümesi, İsrail’in giderek daha fazla yalnızlaştığını gösteriyor. Bu yalnızlaşmanın en görünür örneklerinden biri, bu yıl düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması sırasında yaşandı. İsrail temsilcisi yarışma boyunca protestoların odağı olurken, İrlanda, İspanya, Hollanda, İzlanda ve Slovenya’daki bazı yayın kuruluşları ile sanat çevreleri İsrail’e karşı boykot çağrıları yaptı. Yarışma alanı çevresinde düzenlenen gösterilerde Gazze’deki sivil kayıplar ve İsrail hükümetinin politikaları protesto edildi.

Diplomatik ve Hukuki Adımlar

Geçtiğimiz haftalarda İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının kendisi hakkında tutuklama kararı talep ettiğini açıkladı. Terör sabıkalı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de Sumud Filosu aktivistlerine kameralar önünde uyguladığı işkence sonrası Fransa ve Polonya tarafından giriş yasağıyla karşı karşıya kaldı. İşkence görüntüleri, İsrail’in dünya kamuoyunda gerçek yüzünün görülmesini sağladı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının, işgal altındaki Batı Şeria’da istilacı Yahudi terörizmine ve destekçilerine yaptırım uygulanması yetersiz de olsa önemli bir adım olarak görülüyor. Ayrıca İspanya’nın başını çektiği bir grup ülkenin talebiyle İsrail ile AB arasındaki ortaklık anlaşmasının askıya alınmasının ciddi biçimde tartışıldığı biliniyor. Bazı Avrupa ülkeleri, işgal altındaki Filistin topraklarında üretilen ürünlerin ithalatının yasaklanmasını gündeme getirirken, Avrupa Komisyonu’nun da İsrail’in insan hakları yükümlülüklerini ihlal ettiğine yönelik tespitlerde bulunması yaşanan algı değişimini göz önüne seriyor.

Genç Kuşaklar Gerçekleri Görüyor

Kamuoyu araştırmaları, özellikle genç nesillerde İsrail’e yönelik algının dramatik biçimde değiştiğini ortaya koyuyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından mart ayında yayımlanan ankete göre Amerikalıların yüzde 60’ı İsrail hakkında olumsuz görüşe sahip. Bu oran 2022’de yüzde 42 seviyesindeydi. En dikkat çekici değişim ise 18-49 yaş grubunda görülüyor: Bu yaş aralığındaki Amerikalıların yaklaşık dörtte üçü İsrail’e olumsuz bakıyor. Araştırma, genç Cumhuriyetçiler arasında bile İsrail’e desteğin belirgin şekilde gerilediğini ortaya koyuyor. Birçok genç seçmenin İsrail’i artık güvenlik kaygıları üzerinden değil, işgal, yerleşim politikaları ve Filistinlilerin yaşadığı insani kriz üzerinden değerlendirdiği araştırmalarda görülüyor.

Benzer eğilim Avrupa’da da güçleniyor. Pew’in daha önce yayınladığı araştırmalara göre Avustralya, Yunanistan, Endonezya, Japonya, Hollanda, İspanya, İsveç ve Türkiye’de halkın büyük çoğunluğu İsrail hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa Birliği’nin son dönemde attığı adımların İsrail açısından önemli bir kırılma noktası olduğu değerlendiriliyor.

Stratejik ve Ekonomik Etkiler

Küresel tepki, İsrail açısından yalnızca diplomatik bir imaj sorunu olarak değerlendirilmiyor. Ülkenin güvenliği büyük ölçüde ABD’nin sağladığı askeri destek ve istihbarat iş birliğine dayanırken, Avrupa ile kurulan ekonomik ve akademik ilişkiler de İsrail ekonomisi için hayati önem taşıyor. Bu desteklerin zayıflaması, işgalci güç İsrail’in uzun vadeli stratejik gücünü doğrudan etkilemesi bekleniyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması