Deprem felaketinin ardından AHBAP derneğine yardım çağrılarıyla gündeme gelen bazı ünlü isimler ve gazeteciler, bugün 'kandırıldık' diyerek adliye koridorlarında mağdur edebiyatı yapıyor. Ancak bu tablo, milletin hafızasında çoktan yerini aldı. 'Bile bile insanları kandırdınız!' ifadesi, bu sürecin özeti gibi.
Kandırıldık diyenler asıl halkı kandırdı
6 Şubat depremi sonrası AHBAP için seferberlik başlatan bazı isimler, bugün 'biz de kandırıldık' diyerek sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. O dönem devlet kurumlarına meydan okurcasına paylaşımlar yapan bu kesimin yerini şimdi 'Aldatıldık' söylemi aldı.
Haluk Levent'i adeta bir güven abidesi gibi gösteren ünlüler ve sözde duayen gazeteciler, bugün aynı Levent için 'Ona hiç güvenmezdim' diyebilecek kadar pişkinlik örneği sergiliyor. Ancak akıllarda tek bir soru var: Madem güvenmiyordunuz, neden halkı gece gündüz AHBAP'a bağış yapmaya çağırdınız?
Ünlülerin bağış tablosu ortaya çıktı
Daha da dikkat çekici olan, AHBAP için para toplama masalarında telefonla iş adamlarından, şirketlerden, emeklilerden ve öğrencilerden yardım toplayan ünlülerin büyük bölümünün ya hiç bağış yapmadığı ya da cüzi miktarlarda kaldığı. Milletin merhameti ve cebindeki para AHBAP'a yönlendirilirken, bu isimlerin kendi cepleri söz konusu olduğunda eli sıkı davranması, samimiyetlerini tartışma konusu yapıyor.
Şimdi 'Kandırıldık' diyerek adliye koridorlarında mağdur rolü oynamak nafile. Çünkü halkı kandıranlar, bu tavırlarıyla gerçeği gizleyemiyor. Adalet önünde hesap vermek yerine başkalarını suçlamak, bu tayfanın klasik yöntemi haline geldi.
Haluk Levent'in geçmişi biliniyordu
Üstelik bu isimler, Haluk Levent'in geçmişinde sahte çek nedeniyle hapis yattığını ve kumar alışkanlığının bulunduğunu yakinen biliyordu. Yine de onu halkın karşısına bir kurtarıcı gibi çıkardılar. 'Biz kefiliz, parayı AHBAP'a gönderin' mesajlarıyla milletin vicdanını istismar ettiler.
Bugün ise tüm suçu Levent'e yıkıp sıyrılma telaşı içindeler. Ancak unutuluyor ki, bu süreçte halkın parasına aracılık edenler de aynı sorumluluğu taşıyor. Halkı yönlendirenler, şimdi 'Biz de kandırıldık' diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyor.
Uğur Dündar'ın 'özür dilemem' pişkinliği
Kendini hâlâ 'duayen gazeteci' olarak tanıtan Uğur Dündar da bu sürecin en dikkat çeken isimlerinden. Aylarca ekranlarında Haluk Levent'e övgüler yağdıran, AHBAP'ı devletin alternatifi olarak sunan Dündar, bugün 'Ben özür dilemem' diyerek sorumluluktan kaçıyor. Üstelik suçlamaları başkalarına yöneltmeyi de ihmal etmiyor.
Dündar'ın bu tavrı aslında bilinen bir refleks. Sorumluluk gerektiren durumlarda kulağının üzerine yatmayı, 'mış gibi' davranmayı tercih ediyor. Ancak toplumun hafızasında aylarca süren övgü programları, 'özür dilemem' söylemiyle silinip gitmeyecek. Pişkin tavır, tarihe bir utanç vesikası olarak geçecek.
Toplumsal güven yara aldı
Yaşanan tüm bu gelişmeler, muhalif kesimin baş tacı ettiği isimlerin gerçek yüzünü de bir kez daha gözler önüne serdi. Devlet kurumlarına alternatif oluşturma iddiasıyla ortaya çıkan Haluk Levent ve çevresindekilerin dolandırıcılık ve kumar iddialarıyla sarsılması, ayrı bir tartışma başlattı. Bunun yanı sıra, onları ekranlardan överek halkı yönlendirenlerin bugünkü pişkin ve riyakar tavrı, kamuoyunda güven bunalımına neden oluyor.
Deprem felaketinin acısı hâlâ tazeyken, bu acıyı istismar edenlerin sergilediği tablo, toplumsal hafızada derin izler bıraktı. Kamuoyunun bu oyundan ders çıkarması, benzer durumlarda daha dikkatli olması gerekiyor. Aksi takdirde bu tür istismarların önüne geçmek mümkün olmayacaktır.



