AK Parti, çeyrek asra dayanan hikayesiyle yalnızca Türk demokrasi tarihi açısından değil, dünya siyaseti açısından da incelenmesi ve derinlemesine analiz edilmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Kesintisiz iktidarı ile siyaset bilimi literatüründe hakim parti geleneğinin mümtaz bir örneği olan AK Parti, bu geleneği neden ve hangi gerekçelerle sürdürüyor? AK Parti'yi Türk demokrasisi içinde pozitif ayrıştıran hususlar nelerdir ve nasıl kesintisiz bir iktidar pratiği sergiliyor?
Tüm bu soruların elbette kısa bir yanıtı yok. Fakat en kestirme cevap, AK Parti'nin güçlü bir lider ve parti disiplini ile Türkiye siyasetindeki kronik sorunları çözmeye teşebbüs etmesidir. Bu teşebbüs aynı zamanda çevrenin merkeze doğru taşınması ve Türkiye siyaseti açısından manşet bir slogan olan "yeter söz milletin" kelimelerinin ilk defa siyasette karşılık bulmasıdır. Siyaset kurumuna güveni artırarak yabancılaşmayı ortadan kaldıran AK Parti, bu yönüyle erken cumhuriyetten bu yana merkezin dışında tutulan geniş kitlelerin sözcüsü olmuş ve onların taleplerini siyasete aktararak somut politikalar ortaya koymuştur.
Kapsayıcı Parti Politikası ve Pozitif Ayrışma
AK Parti, katı ve doktriner bir çizgi benimseyerek sadece belirli grupların sözcüsü olmak yerine sabiteleri olan ama onları mutlaklaştırmadan yola devam eden kapsayıcı bir parti politikası benimsemiştir. Kapsama alanını geniş tutarak farklı toplumsal kesimlere seslenme ve onların arayışlarını politik zemine aktarabilme başarısı, AK Parti'yi pozitif ayrıştıran bir husus olmuştur. 1990'ların kaotik ortamı ve istikrarsızlığın etkisi sonrasında bir arayışın sonucu olarak iktidara gelip bir sessiz devrim üretebilmiş olması, AK Parti'nin bundan sonraki yol haritası noktasında da oldukça önemli.
Vesayetle Mücadele ve Toplumsal Mutabakat
AK Parti, iktidarının ilk yıllarında kendi gücü ölçüsünde önemli işler yapmış ve Türkiye'nin demokratikleşme sürecine yoğunlaşmıştır. Farklı toplumsal kesimlerin taleplerini çözme motivasyonuyla hareket eden partinin en önemli sınavı vesayet mekanizmaları ile mücadele olmuştur. Türkiye'nin netameli sorunlarını çözme sürecindeki radikal adımları kesintiye uğratmak ve geniş kitlelerin devlet ve siyasette temsilini sınırlı tutma motivasyonu, AK Parti aleyhine işletilmiş ve nihayet parti kapatma süreci ile bambaşka bir seviyeye ulaşılmıştır. Tüm bu engellemeleri millete dönme ve onunla temas ederek aşma çabası partiyi iktidarda tutabilmiş ve AK Parti geniş kitlelerin temsilcisi olma iddiasını sürdürdükçe iktidar olmuştur.
AK Parti'nin kesintisiz iktidarındaki en büyük unsurlardan biri de hem iç hem de dış dengelere göre ölçülü bir politika ajandasına sahip olmaktır. Kendi gücü ve sınırları nispetinde hareket ederek Türkiye'nin kadim sorunlarını aşma sürecinde paydaşlarını artırmış ve hemen her aşamayı geniş bir mutabakat ile çözmeyi denemiştir. Bugün Terörsüz Türkiye sürecinde gördüğümüz gibi, sadece iktidar ve yürütme alanı ile sınırlı kalmayan ve geniş bir koalisyon ile toplumsal mutabakatı arzulayan bir siyaset anlayışı geliştirmiştir.
Cumhur İttifakı ve Dış Politikada Otonomi
Bu aşamadaki en kritik işbirliği ise fiili olarak 15 Temmuz sonrasında inşa edilerek bugüne kadar devam eden Cumhur ittifakıdır. Türkiye'nin, jeopolitik risklerden kaynaklı güvenlik algısının dönüşümüne paralel olarak ortaya çıkan bu ittifak, 31 Mart seçimleri dışarıda bırakıldığında siyaseten oldukça başarılı olmuştur. 2018 seçimleri ile belirgin bir aksa oturan bu ittifak modeli, farklı partilerin de iştiraki ile genişlemiş ve bugüne kadar devam etmiştir. İç politika alanında bir yandan radikal adımlarla ilerleyen AK Parti, dışarıda da değerli yalnızlıktan etki alanı ve işbirliklerini artıran bir politikaya yönelmiştir.
Savunma sanayii gibi kritik alanlardaki etkisini artırmanın yanı sıra dış politikada otonomiyi tahkim etme pratikleri, AK Parti hükümetlerinin değişen koşullara entegre olabildiğini göstermektedir. Küresel siyasetin güvenlik algısı üzerinde yarattığı derin kırılmayı algılayan ve bu koşullara göre farklı işbirliklerine yönelen Türkiye'nin son dönemde kat ettiği mesafe, Türkiye'nin diplomasi karnesine de olumlu yansımıştır. AK Parti'nin bu koşullara göre geliştirdiği esnek politik çizgi, 2023 seçimlerinde seçmenin iltifatına muhatap olmuş ve içerideki ekonomik ve siyasi kırılganlıklara rağmen AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarını devam ettirebilmiştir.
Önümüzdeki Dönem ve Gelecek Perspektifi
Peki AK Parti'nin bundan sonraki süreçte kesintisiz iktidarını sürdürebilmesi hangi koşullara bağlıdır? AK Parti, milletin gerçek temsilcisi olma pozisyon ve iddiasını sürdürdüğü takdirde iktidarını devam ettirebilecektir. Batı'daki anlatının aksine AK Parti, hem Türkiye'deki demokratikleşme çıtası hem de bürokratik oligarşiye karşı geliştirdiği popülist siyaset üzerinden iktidarını bu günlere kadar taşıyabilmiştir. Bugün AK Parti ve Cumhur ittifakının ihtiyacı olan şey, Türkiye Yüzyılının felsefi ve politik içeriğini dolduracak bir zemin inşa etmek ve kapsayıcı politikaların devam edeceğini göstermektir.
Küresel siyasetteki belirsizlik ve kırılganlıkların dayattığı güçlü devlet olma mecburiyeti düşünüldüğünde, AK Parti ve Erdoğan'ın geleceğin Türkiye'sinde birincil seçenek olma iddiasını sürdüreceği açık. Hiç kuşkusuz bu kesintisiz iktidar pratiği kendiliğinden gerçekleşen bir olgu değildi. AK Parti ve Erdoğan'a yönelik meydan okumaların gölgesinde cereyan eden bir sessiz devrim söz konusu idi. Çeyrek asırlık hikayede kırılma ve tarihsel süreçlerden oluşan birçok önemli ayrıntıyı ise devam eden yazıda ele alacağım.



