Olay, 22 Kasım 2023’te Sincan Mustafa Kemal Mahallesi’ndeki Kader Apartmanı’nda yaşandı. Tahsin Ünsür, üst kat komşusu Hamdi Turgut’un çocuklarının gürültü yaptığı gerekçesiyle tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine evinden pompalı tüfeğini alan Ünsür, Turgut ailesine ateş açtı. Saldırıda Hamdi Turgut (41), annesi Behiye Turgut (71), eşi Sunay Turgut (40), oğlu Mustafa Turgut (13) ve kızı Ceyda Turgut (11) hayatını kaybetti. Ailenin otizmli oğlu E.T. (8) ise yara almadan kurtuldu.
Olayın ardından adrese çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirildi. Yapılan incelemede beş kişinin öldüğü, E.T.’nin ise saldırıdan yara almadan kurtulduğu belirlendi. Tahsin Ünsür, olay yerinde yakalanarak gözaltına alındı; emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklandı.
Yerel mahkemenin cezası
Tahsin Ünsür hakkında Ankara Batı 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada yargılama tamamlandı. Mahkeme, Mustafa Turgut ve Ceyda Turgut’a yönelik “Çocuğu kasten öldürmek” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet; Behiye Turgut ve Sunay Turgut’a yönelik “Kadına karşı kasten öldürmek” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet; Hamdi Turgut’a yönelik ise “Kasten öldürmek” suçundan müebbet hapis cezası verdi. Böylece sanık hakkında toplam 4’ü ağırlaştırılmış 5 kez müebbet hapis cezası kuruldu.
Kararın istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, başvuruları esastan reddederek yerel mahkeme kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya, Yargıtay’a taşındı.
Yargıtay’ın bozma gerekçesi
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde sanığın yargılama boyunca olay anında cinnet geçirdiğini öne sürdüğünü hatırlattı. Ayrıca apartman yöneticisinin, sanığın daha önce kendisine “Benim deli raporum var” dediğine ilişkin beyanda bulunduğu da kararda yer aldı. Bu iddialar karşısında daire, sanığın olay tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun 32’nci maddesi kapsamında akıl hastalığının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirtti.
Kararda, sanığın işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Yargıtay’a göre, Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas dairesinden, tam teşekküllü bir ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden veya üniversitelerin ruh sağlığı ve hastalıkları ana bilim dalından sağlık kurulu raporu alınmadan hüküm kurulması “eksik inceleme” niteliğindedir.
TCK’nın 32. maddesi, akıl hastalığı nedeniyle kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalması halinde ceza sorumluluğunu düzenliyor. Bu kapsamda kişiye ceza verilmiyor, güvenlik tedbiri uygulanması öngörülüyor. Yargıtay’ın bozma kararı, bu istisnanın araştırılması gerektiğine işaret ediyor.
Dosya yerel mahkemeye gönderildi
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, eksik inceleme ve suç vasfına ilişkin gerekçelerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nin kararını oy birliğiyle bozdu. Dosya, sanığın akıl sağlığına ilişkin sağlık kurulu raporu aldırılarak yeniden karar verilmesi için Ankara Batı 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Yeniden yapılacak yargılamada, alınacak sağlık kurulu raporu, sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda belirleyici olacak. Raporun, olay tarihi itibarıyla sanığın akıl hastalığına işaret etmesi durumunda hükümde değişiklik gündeme gelebilecek.



