ABD'nin Askeri Sevkiyatı İran ile Gerilimi Tırmandırıyor
Dünya, bu hafta sonu bir kez daha diken üstünde olacak. Bunun temel nedeni, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri müdahale ihtimali. ABD Başkanı Donald Trump, hafta içinde Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede açık bir şekilde "Müzakerelere devam edilmesini istiyorum" mesajını vermişti. Ancak, bu diplomatik çağrıya rağmen, ABD'nin bölgeye yönelik askeri sevkiyatının sürmesi, gerilimi yeniden alevlendirdi.
Uçak Gemileri Bölgeye Yöneliyor
New York Times gazetesinin haberine göre, ABD, Karayipler bölgesinde konuşlu uçak gemisi "U.S.S. Gerald R. Ford" ve beraberindeki destek gemilerini Ortadoğu'ya göndermeyi planlıyor. İsimleri açıklanmayan yetkililer, bu gemilerin nisan sonu ile mayıs başına kadar ana limana dönmeyeceğini ifade etti. Bu hamle, iki ülkenin Haziran 2025'te müzakereler devam ederken başlattığı "12 Gün Savaşı" benzeri bir senaryonun tekrarlanma riskini artırıyor.
Daha önce de Washington, İran'ın nükleer programlarına ilişkin taleplerine yanıt vermemesi durumunda olası bir saldırıya hazırlık amacıyla USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye sevk etmişti. Bu askeri yığınak, diplomatik kanalların tıkanması halinde çatışma olasılığını ciddi şekilde yükseltiyor.
Hürmüz Boğazı Tehdidi ve İran'ın Hazırlıkları
İran tarafında ise gerilim yanıtları gelmeye devam ediyor. İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi, savaş halinde "enerji güvenliğinin tehlikeye gireceğini ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını" açıkladı. Bu ifade, küresel enerji arzı için kritik öneme sahip su yolunun bir koz olarak kullanılabileceğini gösteriyor.
Öte yandan, İngiliz yayın kuruluşu BBC, İran'ın olası saldırı ihtimallerine karşılık nükleer tesislerinin çevresindeki güvenlik önlemlerini artırdığını gösteren uydu görüntülerini yayınladı. Bu görüntüler, Tahran yönetiminin askeri bir çatışmaya hazırlandığının somut kanıtları olarak yorumlanıyor.
Savaşı Teşvik Eden Üçlü İttifak
Gerilimin arka planında ise savaşı teşvik eden bir üçlü ittifakın olduğu iddiaları gündeme geliyor. Bu ittifakta, Tahran'daki rejimin devrilmesini savunan İranlı sürgünler, neo-muhafazakâr çevreler ve İsrail yanlısı lobilerin yer aldığı belirtiliyor. Özellikle siyonist lobinin baskısı, ABD'nin politikalarını şekillendirmede etkili bir faktör olarak öne çıkıyor.
ABD'li Cumhuriyetçi senatörler Lindsey Graham, Ted Cruz ve Tom Cotton'ın da İran'ı, Ortadoğu'daki Amerikan-İsrail düzeninin önündeki son engel olarak gördüğü kaydediliyor. Bu senatörlerin söylemleri, askeri seçeneğin masada tutulması yönünde baskı oluşturuyor.
Sonuç olarak, Trump'ın müzakere vurgusuna rağmen, askeri sevkiyatlar ve lobi baskıları, bölgede bir hafta sonu savaşı riskini ciddi oranda artırıyor. İran'ın Hürmüz Boğazı tehdidi ve artan güvenlik önlemleri ise gerilimin tırmanmasına katkıda bulunuyor. Dünya, önümüzdeki günlerde bu kritik gelişmeleri yakından izlemeye devam edecek.



