Kudüs'te İsrail'in Çok Boyutlu İşgal Planı: 2026'nın İlk Çeyreğinde Yaşananlar
Kudüs'te İsrail'in İşgal Planı: 2026 İlk Çeyrek Verileri

Kudüs'te İşgalin Yeni Aşaması: 2026 İlk Çeyrek Verileri Çarpıcı Gerçekleri Ortaya Koydu

Kudüs Valiliği'nden alınan 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler, İsrail'in Kudüs'teki fiili egemenliğini pekiştirmek amacıyla çok boyutlu ve sistematik bir planı adım adım hayata geçirdiğini gözler önüne serdi. İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik uzun süredir devam eden işgal politikası, bu dönemde yeni ve endişe verici bir eşiği geride bıraktı.

Mescid-i Aksa'da Tarihi Kısıtlamalar ve İbadet Engelleri

Yılın ilk üç ayında, binlerce işgalci polis koruması altında Mescid-i Aksa'ya sokuldu. "Turizm" adı altında gerçekleştirilen bu girişler, kutsal mekânın statüsünü ve dokusunu bir kez daha aşındırmayı hedefledi. Toplamda 9 bin 373 işgalcinin baskın düzenlediği, 16 bin 505 kişinin ise çeşitli gerekçelerle içeri alındığı bu süreçte, Müslümanların ibadet etme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlandı.

Mart ayına gelindiğinde ise durum daha da vahim bir hal aldı. İsrail, 28 Şubat'tan itibaren Mescid-i Aksa'yı Müslümanlara tamamen kapattı. Bu uygulama, 1967'den bu yana görülmemiş bir hamle olarak kayıtlara geçti. Ramazan ayında yaşanan bu tam kapatma, Kudüs'teki dini hayatın doğrudan ve açık bir şekilde hedef alındığının en net göstergesi oldu.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Filistinlilere Yönelik Baskı ve Şiddet Dalgası

İsrail'in Kudüs'te yürüttüğü politika, yalnızca kutsal mekanlarla sınırlı kalmadı. Şehrin tamamına yayılan sistematik bir baskı dalgası, Filistinlilerin gündelik hayatını her alanda kuşattı. Yılın ilk çeyreğinde gerçekleşen saldırılarda altı Filistinli hayatını kaybederken, çok sayıda kişi doğrudan hedef alındı.

  • Kudüs genelinde, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 419 kişi tutuklandı.
  • Toplam 595 sürgün kararıyla Filistinliler, Mescid-i Aksa'dan, Eski Şehir'den ve kendi mahallelerinden koparılmaya çalışıldı.
  • İsrail'in koruması altındaki terörist yerleşimci gruplar, Kudüs'te adeta terör estirdi.

İlk çeyrekte kaydedilen 153 yerleşimci saldırısının 32'si doğrudan fiziksel şiddet içeriyordu. Yaralanan 106 kişinin büyük bölümü, kontrol noktaları ve baskınlar sırasında hedef alındı.

Yıkım Politikası ve Zorunlu Göç

İsrail'in Kudüs'teki en sert müdahale araçlarından biri olan yıkım politikası da hız kesmeden devam etti. Yılın ilk çeyreğinde 147 yıkım ve arazi tahribatı gerçekleştirilirken, yüzlerce yapı için tahliye ve el koyma kararları çıkarıldı. Bu süreçte bazı Filistinliler, kendi evlerini kendi elleriyle yıkmaya zorlandı.

Silvan başta olmak üzere birçok mahallede yoğunlaşan yıkımlar, sadece fiziki binaları değil, aynı zamanda o mahallelerin tarihini, kültürünü ve kolektif hafızasını da ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Yerinden edilen aileler, Kudüs'ün dışına itilerek şehrin demografik yapısı adım adım ve kasıtlı olarak değiştiriliyor.

Yerleşim Projeleri ile Kalıcı İlhak Stratejisi

İsrail, sahadaki baskıyı geçici değil kalıcı hale getirmek için istilacı yerleşim projelerini hızlandırdı. İlk çeyrekte onlarca yeni planın devreye alınması ve binlerce konutun inşa sürecine sokulması, Kudüs'te nüfus mühendisliğinin sistematik bir şekilde ilerlediğini gösterdi.

  1. Yüzlerce dönüm araziyi kapsayan bu projelerle Filistinlilerin yaşam alanları daraltılıyor.
  2. Yeni yerleşimlerle şehrin demografik dengesi İsrail lehine yeniden şekillendiriliyor.
  3. Mescid-i Aksa ile sınırlı kalmayan uygulamalar, Kutsal Kıyamet Kilisesi'ne yönelik kısıtlamalarla tüm dini yapıyı hedef alıyor.

Yüzyıllar boyunca ilk kez Hristiyanlar, ibadet etmek için Kıyamet Kilisesi'ne giremedi. Bu kısıtlamalar, İsrail'in Kudüs'te tek taraflı ve mutlak bir egemenlik modeli kurmaya çalıştığını bir kez daha ve net bir şekilde ortaya koydu. Veriler, işgalin sadece fiziki değil, aynı zamanda kültürel, dini ve demografik boyutları olduğunu vurguluyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması