İsrail merkezli ekonomi gazetesi Calcalist, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması'nın bölgesel dengelere etkisini analiz etti. Analizde, anlaşmanın ekonomik boyutuna dikkat çekilerek, savunma sanayii ihracatını hızla artıran Türkiye'nin bu ittifaktan en büyük ekonomik ve stratejik kazancı elde edeceği vurgulandı.
Üçlü İttifakın Stratejik Önemi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke'de üçlü savunma anlaşması imzaladı. Bu mutabakat, bir üyeye yapılan saldırının tümüne yapılmış sayıldığı bir güvenlik ittifakı olarak öne çıkıyor. Calcalist'e göre, bu anlaşma Ankara için çok daha derin ticari ve stratejik fırsatlar barındırıyor.
Gazete, anlaşmanın üç ülke arasındaki güvenlik iş birliğini her boyutta derinleştireceğini belirtirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savunma sanayisinde ortak projelere işaret etmesine dikkat çekti. Bu durum, Türk yetkililerin gözünde Mekke Anlaşması'nın aynı zamanda bir ihracat ve gelir artırma hamlesi olduğunu gösteriyor.
Rekor İhracat Rakamları
Analizde, Türk savunma ve havacılık sanayii ihracatının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48 artarak 10,05 milyar dolarla rekor kırdığı hatırlatıldı. Sektörde imzalanan yeni sözleşmelerin toplam hacmi ise geçen yıl 17,8 milyar dolara ulaştı. Bu rakamlar, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişini gözler önüne seriyor.
Calcalist, Suudi Arabistan'ın tam da Türkiye'nin sunabileceği kanıtlanmış sistemler, rekabetçi fiyatlar ve teknoloji transferi arayışında olduğunu ifade etti. Riyad yönetiminin 2030 vizyonu kapsamında askeri harcamalardaki yerlilik oranını yüzde 50'ye çıkarma hedefi, imzalanan bu anlaşmayla doğrudan örtüşüyor.
Mevcut Ticari İlişkiler ve Gelecek Hedefler
İki ülkenin sıfırdan başlamadığı, yaklaşık üç yıl önce Suudi Arabistan ile yapılan insansız hava aracı satışının Türkiye tarihinin en büyük savunma ihracatı sözleşmesi olarak kayıtlara geçtiği vurgulandı. Ayrıca şubat ayında Roketsan'ın Suudi Arabistan'da yerel üretim kapasiteleri geliştirmek için imzaladığı anlaşmalar hatırlatıldı. Mekke Anlaşması, mevcut ticari ilişkilere uzun vadeli stratejik bir kılıf sağlıyor.
Sadece silah ticaretiyle sınırlı kalmayan ilişkilerde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminin 8,6 milyar doları aştığı ve bu yıl için 10 milyar dolar hedefi konulduğu belirtildi. Suudi Arabistan'ın Türkiye'deki yatırımlarının 2 milyar doları aştığı, Türk müteahhitlerin ise Suudi Arabistan'da 32,5 milyar dolar değerinde 434 projeyi tamamladığı aktarıldı.
Türkiye En Büyük Kazanan Olabilir
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın güvenlik ortaklığının ticaret, finans ve yatırım alanlarındaki bağları da hızlandırmasını beklediklerine yönelik açıklaması haberde yer buldu. Calcalist gazetesi, üçlü ittifakın sahadaki karşılığını ve Türkiye'nin pozisyonunu şu sözlerle özetledi:
"Suudi Arabistan sermaye ve tedarik pazarı getiriyor, Pakistan askeri derinlik sunuyor, Türkiye ise ittifakı somut ürünlere dönüştürebilecek sanayisiyle masaya oturuyor. Eğer bu anlaşma gerçek projelere dönüştürülürse, en büyük kazanan Türkiye olabilir. Ankara, büyük ölçekli ihracat yapabilen, ortak üretim tecrübesine sahip ve yeni pazarlar arayan şirketleriyle bu ittifaka katılıyor."
Analizin sonunda Suudi sermayesi ve Pakistan ile iş birliğinin Türk savunma sanayiine çok daha geniş bir pazara erişim imkanı sunacağı, Ankara'nın bu fırsatı iyi değerlendirmesi halinde Mekke Anlaşması'nın önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin en önemli ihracat ve yatırım motorlarından birine dönüşeceği kaydedildi.



