İstanbul'un su kaynaklarındaki doluluk oranları, kış aylarında yaşanan yağışlara rağmen endişe verici seviyelerde seyrediyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ), 18 Ocak 2026 Pazar gününe ait baraj doluluk verilerini kamuoyu ile paylaştı. Paylaşılan veriler, megakentin su stokunda ciddi bir artış olmadığını gözler önüne serdi.
İSKİ Verileri Açıklandı: Genel Doluluk Oranı Ne Kadar?
İSKİ'nin resmi internet sitesinden yayınlanan güncel bilgilere göre, 18 Ocak 2026 tarihi itibarıyla İstanbul barajlarındaki toplam doluluk oranı yüzde 24,16 olarak ölçüldü. Son dönemde etkili olan yağışların barajlara beklenen katkıyı sağlamadığı anlaşılıyor. Bu oran, şehrin uzun vadeli su güvenliği için alarm zillerinin çalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Baraj Bazında Su Seviyeleri Nasıl?
İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan 10 barajın her birindeki doluluk oranları farklılık gösteriyor. İşte İSKİ'nin paylaştığı verilere göre 18 Ocak 2026'daki baraj bazında son durum:
Elmalı Barajı: Yüzde 71,98 doluluk oranıyla listenin en iyi durumdaki su kaynağı oldu.
Darlık Barajı: Yüzde 40,06 doluluk seviyesine sahip.
Ömerli Barajı: İstanbul'un en önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli Barajı'ndaki doluluk yüzde 32,76 olarak kaydedildi.
Istrancalar Barajı: Doluluk oranı yüzde 31,98.
Alibey Barajı: Yüzde 19,05 seviyesinde su bulunuyor.
Büyükçekmece Barajı: Doluluk yüzde 17,83.
Terkos Barajı: Yüzde 16,43 doluluk oranına sahip.
Sazlıdere Barajı: Su seviyesi yüzde 14,9.
Pabuçdere Barajı: Doluluk oranı yüzde 8,27'de kaldı.
Kazandere Barajı: Yüzde 7,61 ile en düşük doluluk oranına sahip baraj oldu.
Sonuç ve Uyarı: Su Tasarrufu Hâlâ Kritik Önemde
Veriler, İstanbul'un barajlarındaki su seviyelerinin mevsim normallerinin çok altında olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Toplam doluluk oranının yüzde 25'in bile altında olması, yakın gelecekte daha sıkı önlemlerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Özellikle Kazandere ve Pabuçdere barajlarındaki tek haneli doluluk oranları dikkat çekici. Uzmanlar, yağışlı mevsime rağmen su tasarrufu konusundaki bireysel ve kurumsal tedbirlerin gevşetilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. İstanbul'un su stresi, iklim değişikliğinin etkileri de düşünüldüğünde, sadece kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli stratejik planlamaları da zorunlu kılıyor.