İBB Yolsuzluk Davası Başlıyor: Ekrem İmamoğlu ve 402 Sanık Silivri'de
İBB Yolsuzluk Davası: İmamoğlu ve 402 Sanık Silivri'de

İBB Yolsuzluk Davasının İlk Duruşması Silivri'de Başlıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın ilk duruşması bugün Silivri'de gerçekleştirilecek. Görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 105'i tutuklu, 7'si firari olmak üzere toplam 402 sanık hakim karşısına çıkacak.

Duruşma Salonu Değişikliği ve Soruşturma Süreci

İlk duruşma öncesinde Silivri'de yapımı devam eden devasa duruşma salonunun tamamlanması hedefleniyordu. Ancak salonun duruşmaya yetişmemesi üzerine, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti duruşmayı Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasının görüldüğü 1 numaralı büyük duruşma salonunda yapmaya karar verdi.

Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19 Mart 2025 tarihinde başlatıldı. Bu kapsamda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli ve Beylikdüzü ilçe belediye başkanları, iş insanları ve belediye çalışanları dâhil yüzlerce kişi gözaltına alındı. İmamoğlu ve çok sayıda kişi 23 Mart 2025'te tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

19 Mart'taki ilk operasyonun ardından geçen 8 aylık süreçte 9 farklı operasyon daha gerçekleştirildi ve birçok kişi tutuklandı. Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun 233'üncü günü olan 11 Kasım 2025'te soruşturma tamamlandı ve iddianame mahkemeye gönderildi.

İddianamede Yer Alan Suçlamalar ve Kamu Zararı

İddianamede, TC Maliye Bakanlığı, TC İçişleri Bakanlığı, TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TC Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı'nın suçtan zarar gören konumunda olduğu belirtiliyor.

Ekrem İmamoğlu, iddianamede örgüt lideri olarak en önemli isim olarak yer alırken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ise İmamoğlu'na bağlı örgüt yöneticileri olarak konumlandırılıyor. İddianamede ayrıca 92 kişinin örgüt üyesi olduğu ifade ediliyor.

İddianamede ileri sürülen iddialara göre, Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde temellerini attığı bir çıkar amaçlı suç örgütü bulunuyor. Bu örgütün amacının CHP'yi ele geçirmek ve Cumhurbaşkanı adaylığı dönemi için fon hazırlamak olduğu iddia ediliyor.

143 farklı suç eylemi sonucunda toplamda 160 milyar TL ve 24 milyon ABD doları kamu zararı oluştuğu öne sürülüyor.

Talep Edilen Ağır Hapis Cezaları

İddianamede, örgüt lideri olarak yer alan Ekrem İmamoğlu'nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen diğer sanıklar için de ağır hapis cezaları isteniyor:

  • Fatih Keleş: Bin 542 yıl 8 ay kadar hapis
  • Murat Ongun: 779 yıl 6 ay kadar hapis
  • Ertan Yıldız: 251 yıl kadar hapis
  • Murat Gülibrahimoğlu: 51 yıl kadar hapis
  • Adem Soytekin: 194 yıl kadar hapis

Diğer şüpheliler için de çeşitli oranlarda hapis cezaları talep ediliyor.

Yöneltilen Suçlamalar ve İmamoğlu'nun Sorumluluğu

Şüphelilere toplamda 143 suç eyleminden sorumlu tutuldukları iddianamede şu suçlamalar yöneltiliyor:

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması
  1. Suç Örgütü Kurma ve Yönetme
  2. Suç Örgütüne Üye Olma
  3. Örgüte Yardım Etme
  4. Rüşvet Alma ve Rüşvet Verme
  5. İrtikap
  6. İhaleye Fesat Karıştırma
  7. Kamu Kurum ve Kuruluşlar Zararına Dolandırıcılık
  8. Vergi Usul Kanununa Muhalefet
  9. Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama
  10. Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması
  11. Çevrenin Kasten Kirletilmesi
  12. Orman Kanununa Muhalefet
  13. Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma
  14. Kamu Malına Zarar Verme
  15. Maden Kanununa Muhalefet

İddianamede ayrıca, Ekrem İmamoğlu'nun 27 suç bakımından şahsi eylemi olduğu ileri sürülüyor. İmamoğlu'nun suç örgütü lideri olarak konumlandırılması nedeniyle, diğer şüphelilerin gerçekleştirdiği toplam 142 suç eyleminden de sorumlu tutulduğu belirtiliyor.

Bugün başlayacak olan duruşmanın, Türkiye'nin siyasi ve hukuki gündeminde önemli bir yer tutacağı öngörülüyor. Davanın seyri ve sonuçları, hem yerel yönetimler hem de ülke siyaseti açısından kritik önem taşıyor.