Kültür AŞ'de Kamu Zararı 11 Milyar Liraya Ulaştı: İhale Usulsüzlükleri ve Akraba İstihdamı Tespit Edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan Kültür A.Ş ihalelerine ilişkin usulsüzlük iddialarının, Sayıştay denetim raporlarıyla da örtüştüğü ortaya çıktı. Bu gelişmeler, şirketin mali yönetiminde ciddi sorunlar olduğunu gözler önüne seriyor.
İhale Süreçlerinde "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" İddiaları
Savcılık iddianamesinde, ihale süreçlerinin "çıkar amaçlı suç örgütü sistemi" içinde işletildiği ve ihalelerin önceden belirlenen firmalar lehine hazırlandığı iddia ediliyor. Sayıştay denetçileri de teknik şartnamelerin usule aykırı biçimde düzenlendiğini tespit etti, bu durumun şeffaflık ve adalet ilkelerini zedelediği vurgulandı.
Teknik Şartnamelerde Uzmanlık Eksikliği ve Riskler
Sayıştay raporuna göre; endüstriyel ekran, video wall, elektronik sistemler, elektrik malzemeleri, çelik konstrüksiyon ve inşaat alımları gibi farklı uzmanlık gerektiren birçok ihalede teknik şartnameler, alanında uzman olmayan aynı personel tarafından hazırlandı. Sayıştay, bu uygulamanın "önemli bir risk unsuru" oluşturduğunu belirterek, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına yol açtığını kaydetti.
Kamu Zararı ve Rekabetin Ortadan Kaldırılması
İddianamede, bu yöntemle rekabetin ortadan kaldırıldığı ve kamu zararının, reklam alanlarının işletilmesi sözleşmeleri sona erdiğinde 10.8 milyar TL'ye ulaşabileceği belirtildi. Bu rakam, şirketin mali yönetimindeki ciddiyeti gösterirken, denetim mekanizmalarının etkinliğini de sorgulatıyor.
Akraba İstihdamı ve Yönetmelik İhlalleri
Ayrıca, Kültür A.Ş İnsan Kaynakları Yönetmeliği'ne rağmen akraba istihdamı yapıldığı tespit edildi. Örneğin, Erdinç Çolak'ın kardeşi Erdal Çolak'ın şirkette görev aldığı belirlendi. Bu durum, şirketin personel alımlarında objektiflikten uzaklaştığını ve yönetmeliklere uyulmadığını ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sayıştay'ın bulguları, Kültür AŞ'deki usulsüzlüklerin kamu maliyesine büyük zarar verdiğini ve daha sıkı denetimlerin gerekliliğini vurguluyor. Bu gelişmeler, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışının önemini bir kez daha hatırlatıyor.