Hilal Kaplan'ın 23 Haziran 2026 tarihli köşe yazısında belirttiğine göre, Türkiye'nin 24 yıl sonra katıldığı Dünya Kupası serüveni sadece altı gün sürdü. 62 şut çekilmesine rağmen gol atılamazken, takım hem bütçe hem de kalite olarak üstün göründüğü rakiplerine kaybetti. Curaçao (nüfusu Zeytinburnu kadar) ve Yeşil Burun Adaları (nüfusu Gaziosmanpaşa kadar) ilk kez katıldıkları kupada puan alırken, Türkiye grup sonuncusu olarak elendi.
İstatistiksel Rezalet
Opta'nın 1966'dan bu yana tuttuğu kayıtlara göre, iki maçlık periyotta atılan 62 şut, bir takımın golsüz kaldığı en yüksek şut denemesi sayısı oldu. The Athletic'in sıralamasına göre Türkiye, katılan 48 takım içinde sonuncu sırada yer aldı. Haiti (iç savaş nedeniyle kendi ülkesinde antrenman yapamayan takım) ile aynı gece elenilirken, Haiti Brezilya'ya kaybetti, Türkiye ise Paraguay'a.
Taktik Sorunlar
Montella'nın 4-2-3-1 düzeni sahada katı bir 3-2-5'e dönüştü. Paraguay maçında kullanılan ilk 11, Avustralya karşısındaki başarısız dizilişin neredeyse aynısıydı. İki farklı rakibe karşı aynı taktik uygulandı. Duran top organizasyonu, çalışılmış geçiş hücumu veya üstün fiziksel kondisyon gözlenmedi. Montella maç sonu 'Şanslar yarattık ama gol atamadık. Kader bizden yana değildi' şeklinde konuştu.
Sistematik Başarısızlık
Yazara göre, milli takım kampında transfer borsaları ve influencer özentiliği, kendi liginde ilk 11'e giremeyen oyuncuların 'abi' kategorisinden çağrılması, Batı Avrupa'da klasını göstermiş oyuncuların davet edilmemesi ve 45 derece sıcaklıktaki çölde kamp kurulması başarısızlığın diğer nedenleri. Yetkililer sorumluluğu kadere değil kendilerine bakarak üstlenmediği sürece başarısızlığın devam edeceği vurgulanıyor.



