Dünya'nın En Eski Kayaları Kıta Oluşumu Teorisini Değiştirdi!
3.7 Milyar Yıllık Kayalar Kıta Tarihini Yeniden Yazdı

Yer bilimleri alanında çığır açan bir keşif, gezegenimizin erken tarihine dair bildiklerimizi temelden sarstı. Bilim insanları, Dünya'nın şu ana kadar bilinen en eski kayaları üzerinde yaptıkları analizlerle, kıtaların oluşum zamanına ilişkin yerleşik görüşü alt üst eden bulgulara ulaştı.

Ezber Bozan Keşif: Kıtalar Sanılandan Geç Ortaya Çıktı

Nature Communications dergisinde 2 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan araştırma, Batı Avustralya'nın Murchison bölgesinde bulunan ve yaklaşık 3.7 milyar yıl yaşındaki kayalara odaklandı. Batı Avustralya Üniversitesi'nden doktora öğrencisi Matilda Boyce liderliğindeki ekip, bu incelemeler sonucunda ilk kalıcı kıtaların oluşumunun, daha önce düşünülenden çok daha sonra, yaklaşık 3.5 milyar yıl önce hız kazandığını ortaya koydu.

Bu bulgu, Dünya'nın oluşumundan neredeyse bir milyar yıl sonrasına işaret ediyor. Araştırma ekibi, son derece nadir bulunan anortozit kayaçlarını ve bu kayaların içindeki plajiyoklaz feldispat kristallerini inceledi. Kristallerin en az bozulmuş bölgelerinde yapılan stronsiyum ve kalsiyum izotop analizleri, Dünya mantosundan kabuğa malzeme aktarımının beklenenden çok daha geç başladığını gösterdi.

Erken Dünya: Okyanuslarla Kaplı Bir Gezegen

Elde edilen veriler, genç Dünya'nın uzun bir süre boyunca büyük ölçüde su kütleleriyle kaplı olduğu fikrini destekliyor. Yani, bugün alışkın olduğumuz kıtasal kütleler, gezegenimizin ilk dönemlerinde henüz yoktu veya çok küçük ve kararsızlardı. Bu durum, erken Dünya'nın görüntüsünü zihnimizde yeniden canlandırmamızı gerektiriyor.

Çalışmanın bir diğer çarpıcı sonucu ise Dünya-Ay ilişkisine dair önemli kanıtlar sunması. Araştırmacılar, Avustralya'daki bu antik anortozitler ile Apollo görevleriyle Ay'dan getirilen kaya örnekleri arasında dikkat çekici kimyasal benzerlikler tespit etti.

Ay'ın Kökenine Işık Tutan Benzerlik

Bu kimyasal paralellik, Dünya ve Ay'ın yaklaşık 4.5 milyar yıl önce aynı başlangıç malzemesinden oluştuğu ve Ay'ın, erken Dünya'ya çarpan dev bir gezegensel cisim sonucu oluştuğunu öne süren "Dev Çarpışma" (Giant Impact) hipotezini güçlendiriyor. İki gökcisminin derin jeolojik tarihlerinin bu kadar iç içe geçmiş olması, gök bilimciler için de oldukça değerli bir veri sunuyor.

Matilda Boyce ve ekibinin bu çalışması, sadece kıtaların ne zaman şekillendiğini değil, aynı zamanda gezegenimizin dinamik ve şiddetli erken dönemlerine dair anlayışımızı derinleştiriyor. Bilim dünyası, bu nadir kaya parçalarının, Dünya'nın kayıp çocukluk dönemine açılan bir pencere olduğu konusunda hemfikir.