Astronomi dünyası, uzayın derinliklerinden gelen ve temel fizik anlayışımızı pekiştiren olağanüstü bir keşifle çalkalanıyor. Gökbilimciler, ilk kez, dönen süper kütleli bir kara deliğin, çevresindeki uzay-zaman dokusunu nasıl sürüklediğine dair doğrudan ve net kanıtlar elde etmeyi başardı. Bu gözlem, Albert Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi'nin yüz yılı aşkın süredir beklenen bir öngörüsünü nihayet doğruluyor.
Einstein'ın Tahmini Gerçek Oldu: Uzay-Zaman Bükülüyor
Science Advances dergisinde 2026 yılı başlarında yayımlanan çığır açıcı araştırma, AT2020afhd adı verilen özel bir olaya dayanıyor. Bu olayda, bir yıldız, galaksinin merkezindeki süper kütleli bir kara deliğin muazzam çekim gücüne kapılarak parçalanıyor. Ancak asıl şaşırtıcı olan, bu felaketin ardından kalanların davranışı oldu.
Araştırmacılar, parçalanan yıldızdan arta kalan enkazın oluşturduğu yığılma diskinin ve kara delikten fırlatılan madde jetlerinin, her 20 günde bir ritmik olarak salındığını gözlemledi. Bu düzenli yalpalama hareketi, tam olarak "Lense-Thirring presesyonu" veya "çerçeve sürüklenmesi" olarak bilinen fenomenin ayırt edici imzasıydı.
Balın İçindeki Kaşık Benzetmesi: Uzay-Zaman Nasıl Sürükleniyor?
Bu karmaşık etkiyi anlamanın basit bir yolu var: Yoğun bal dolu bir kaba bir kaşık sokup döndürdüğünüzü hayal edin. Kaşık, sadece kendi etrafında dönmekle kalmaz, aynı zamanda temas halinde olduğu balı da etrafında sürükler. İşte dönen bir kara delik de benzer şekilde, devasa kütlesi ve dönüşüyle, içine gömülü olduğu uzay-zaman dokusunu kendiyle birlikte sürüklüyor. Çalışmanın başyazarlarından, Cardiff Üniversitesi'nden Dr. Cosimo Inserra, bu gözlemin, bir kara deliğin uzay-zamanı sürüklediğine dair şimdiye kadarki en güçlü ve ikna edici kanıt olduğunu vurguladı.
Yeni Bir Araştırma Çağı Başlıyor
Bu keşif, sadece 1918'de matematiksel olarak öne sürülen bir teorinin doğrulanmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. Bilim insanlarına, kara deliklerin gizemli dönüş dinamiklerini ve maddeyle etkileşimlerini incelemek için yepyeni ve güçlü bir yöntem sunuyor. NASA'ya ait teleskopların da kullanıldığı bu araştırma, evrenin en aşırı ortamlarından birinde, Einstein'ın teorisinin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Sonuç olarak, fizik kitaplarının tamamen yeniden yazılması gerekmiyor, ancak bu tarihi gözlem, kara deliklerle ilgili bölümlerin artık somut bir kanıtla daha da zenginleştirileceği anlamına geliyor. Evrenin temel kurallarını anlama yolculuğumuzda, bu keşif önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.