İklim krizi sivrisinek ve kene kaynaklı hastalık riskini artırıyor
İklim krizi sivrisinek ve kene kaynaklı hastalık riskini artırıyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, iklim değişikliğinin doğadaki dengeleri değiştiren kapsamlı bir süreç olduğunu söyledi. Küresel ortalama sıcaklıktaki artışın canlılar üzerinde önemli sonuçlar doğurduğuna işaret eden Akça, bu değişimden en fazla etkilenen grupların başında böceklerin geldiğini anlattı.

Sivrisinek ve keneler daha erken ortaya çıkıyor

Akça, böceklerin yaşam döngülerinin sıcaklığa doğrudan bağlı olduğunun altını çizerek, sert geçen kışlarda popülasyonların yüzde 70-80'inin doğal olarak öldüğünü ancak kışların daha ılık geçmesiyle bu kayıpların azaldığını belirtti. Sivrisinek ve kenelerde 20-25 derece aralığında üreme ve gelişmenin hızlandığına dikkati çeken Akça, sıcak dönemlerin uzamasının böceklerin daha uzun süre aktif kalmalarına, daha fazla beslenmelerine ve nesil vermelerine imkan sağladığını dile getirdi.

Akça, Karadeniz Bölgesi'nde haziran sonlarında görülmeye başlayan sivrisineklerin yaklaşık bir ay daha erken ortaya çıktıklarına işaret ederek, "Adana gibi sıcak bölgelerde sivrisinekler, yılda 10'dan fazla nesil verebilirken Karadeniz gibi daha serin bölgelerde bu sayı 2-4 arasında kalabiliyor. İklim değişikliğiyle hem ortaya çıkış zamanı yaklaşık bir ay öne çekiliyor hem de yıllık nesil sayısı artıyor." diye konuştu.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Sıcaklık artışı larvaların gelişimini hızlandırıyor

Sivrisineklerin sucul canlılar olduklarına dikkati çeken Akça, hava sıcaklığındaki artışın su sıcaklığını da yükselterek larvaların daha hızlı gelişmesine yol açtığını söyledi. Akça, iklim değişikliğinin türlerin coğrafi dağılımını da değiştirdiğinin altını çizerek, Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde görülen çam kese böceğinin daha kuzey ve yüksek rakımlı alanlara yayıldığını ifade etti. Kenelerde de benzer bir tablonun görüldüğünü dile getiren Akça, özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görüldüğü Sivas, Çorum, Amasya ve Samsun çevresinde riskin arttığını belirtti. Daha çok haziran ayında gündeme gelen vakaların artık nisandan itibaren görülmeye başlandığını anlattı.

Kenelerde yumurta sayısı artıyor

Akça, kenelerin uygun koşullarda 500 ile 5 bin arasında yumurta bırakabildiklerine işaret ederek, sıcaklıkların yükselmesiyle yumurta ve nesil sayısının arttığını, bazı bölgelerde iki nesil veren türlerin 5-6 nesle kadar ulaşabildiğini dile getirdi. Sivrisinek ve kenelerin daha erken ve uzun süre görülmeye başlamasının insan sağlığı açısından riskleri artırdığını söyledi.

Mücadelede larva dönemi kritik

Sivrisineklerle mücadelede en etkili yöntemin larva dönemine yönelik çalışmalar olduğunu vurgulayan Akça, belediyelerin sulak alanlarda larva mücadelesinin önemli olduğunu ifade etti. Ev ve bahçelerde açık bırakılan kova, bidon ve saksı altlığı gibi küçük su birikintilerinin bile sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Sineklik ve cibinlik kullanımı, önemli korunma yöntemleri arasında yer alıyor. Kenelere karşı ise park ve bahçelerde çimlerin bir santimden kısa tutulması, yabancı otların temizlenmesi ve riskli alanlarda uygun ürünlerle düzenli ilaçlama mücadelesi yapılması gerekiyor. Özellikle çocukların uzun otların bulunduğu alanlarda dikkatli olması gerekiyor."

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Türkiye'de yeni risk alanları oluşabilir

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun da sivrisinek kaynaklı hastalıkların ve kenelerin taşıdığı enfeksiyonların yeni bölgelere taşındığını söyledi. İklim değişikliğinin çam kese böceğini de etkilediğini dile getiren Torun, daha ılıman geçen kışların türün hayatta kalmasını kolaylaştırdığını, bu nedenle kuzeye ve yüksek rakımlı bölgelere doğru yayıldığını anlattı. Çam kese böceğinin yakıcı tüylerinin insanlarda kaşıntı, döküntü, nefes darlığı ve astım ataklarına neden olabildiğini belirten Torun, türün yaygınlaşmasının insan sağlığı ve orman ekosistemleri açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti.

KKKA ve Batı Nil Ateşi riski artıyor

KKKA'nın daha kuzey ve batı bölgelere ilerleme potansiyeli taşıdığına işaret eden Torun, daha sıcak geçen yazlarla Batı Nil Ateşi vakalarında da artış görülebileceğini söyledi. Son yıllarda özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yerleşmeye başlayan, Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen "Aedes albopictus" türünün dang ateşi ve chikungunya gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabileceğinin altını çizen Torun, leishmaniasis (şark çıbanı) vakalarının da yeni bölgelere taşınma potansiyelinin bulunduğunu anlattı. Lyme hastalığı açısından da risklerin arttığını vurgulayan Torun, "Bilimsel öngörüler, Türkiye'nin özellikle Karadeniz, Marmara ve Akdeniz kuşağında sivrisinek ve kene kaynaklı hastalıklar açısından Avrupa'nın önemli geçiş bölgelerinden biri haline gelebileceğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Korunma yöntemleri

Torun, durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması, sineklik kullanılması ve kırsal alan dönüşlerinde vücutta kene kontrolü yapılmasının vektör kaynaklı hastalıklara karşı etkili önlemler arasında yer aldığını anlattı. İklim değişikliğinin küresel halk sağlığı meselesi olduğunu sözlerine ekledi.