Mangosten: Sert Mor Kabuğun Altındaki Beyaz Şifa Deposu
Dış görünüşüne bakanlar yanılıyor. Sert ve mor bir zırhla kaplı olan mangosten, kabuğu soyulduğunda sarımsak dişlerini andıran bembeyaz, yumuşak ve sulu dilimleriyle tam bir görsel şölen sunuyor. Doğadaki en güçlü doğal antibiyotiklerden biri sayılan ve yüzyıllar önce ünlü kâşifler tarafından tanıtılan bu tropikal mucize, içerdiği mineral ve vitamin bombasıyla dikkat çekiyor.
Tropikal Ormanlardan Dünya Mutfaklarına Uzanan Yolculuk
Ortalama 6 ile 25 metre uzunluğa ulaşabilen devasa tropikal ağaçlardan büyük bir titizlikle toplanan mangosten, tarihsel olarak da büyük bir öneme sahip. Bu gizemli meyveyi Avrupa'ya ilk defa tanıtan ve küresel ölçekte adını duyuran kişinin ünlü Portekizli Garcia de Orta olduğu biliniyor.
Filipinler'deki Jolo Adası başta olmak üzere nemli tropikal iklimlerde kendiliğinden ve doğal yollarla yetişen bu meyvenin özleri, o kadar güçlü mineraller içerir ki dizanteri gibi tehlikeli salgın hastalıkların tedavisinde kullanılan özel ilaçların formüllerinde doğrudan mangosten özlerinden faydalanılıyor. Ortalama bir portakal büyüklüğünde ve 150 gram ağırlığında olan meyvenin iç kısmındaki beyaz etli doku, doku olarak muz ve ananasın yumuşaklığını anımsatıyor.
Bir Meyveden Çok Daha Fazlası
Güneydoğu Asya'nın tropikal iklimlerinde yetişen, özellikle Malaya ve Sunda adalarında yerel halkın en önemli bitkisel ilacı niteliğini taşıyan mangosten, bünyesinde barındırdığı özel bileşenler sayesinde tam anlamıyla bir sağlık deposu.
Doğal Detoks Deposu
Çok güçlü bileşikler barındıran antioksidan yapısıyla vücutta biriken zararlı toksinleri hızla arındırır.
Hücre Yenileyici Etki
Hücre koruyucu yapısıyla gebelik döneminde hem anne sağlığını hem de bebek gelişimini güçlü şekilde destekler.
Kansızlığa Karşı Savaş
Vücuttaki alyuvar kalitesini ve üretimini artırarak anemi (kansızlık) ile doğrudan mücadele eder.
Zihin Açıcı Dokunuş
Beyin fonksiyonlarını destekleyerek hafızayı güçlendirir ve günlük dikkat dağınıklığını önlemeye yardımcı olur.
Bağışıklık Kalesi
Vücut direncini maksimuma çıkararak tüberküloz (verem) gibi ciddi hastalıklara karşı kalkan görevi üstlenir.
Tüketirken Mor Lekelere Dikkat!
Mangosten tüketmenin oldukça hassas ve eğlenceli bir püf noktası bulunuyor. Meyvenin kalın ve sert olan dış kabuğunu tıpkı karpuz dilimler gibi ya da portakal soyar gibi bıçak yardımıyla hafifçe çizerek rahatlıkla ayırabilirsiniz. Kabuğundan ayrılan yumuşak iç kısmı ise bir tatlı kaşığı yardımıyla ezmeden kolayca tabağa alabilirsiniz.
Ancak bu noktada uzmanlar çok önemli bir uyarıda bulunuyor: Meyvenin dış kabuğunda bulunan mor sıvı, son derece güçlü bir doğal pigment barındırır. Kabuğu soyarken ellerinizin ve kıyafetlerinizin boyanmaması için mutlaka eldiven kullanılması önerilir; çünkü elinize bulaşan bu koyu mor renk uzun süre çıkmayabilir.
Tamamen çiğ olarak ve taze taze tüketebileceğiniz mangosteni, dilerseniz yoğurtların üzerine ekleyerek veya gurme dondurma süslemelerinde kullanarak tatlılarınıza son derece ferahlatıcı, lüks bir dokunuş katabilirsiniz.



