Mescid-i Aksa İmam Hatibi Prof. Dr. Şeyh Said Sabri, Kudüs'ün İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Dedesi Şeyh Said Sabri'den babası Şeyh İkrime Sabri'ye, ondan da kendisine uzanan bu köklü mirası anlatan Prof. Dr. Sabri, bu görevin büyük bir lütuf olduğunu belirtti.
Kudüs'te İlmi Hayat Canlanıyor
İsrail'in tüm kısıtlamalarına rağmen Kudüs'teki ilmi hayatın canlılığını koruduğunu ifade eden Sabri, “Kudüs ilmi kimliğini yeniden kazanıyor. Şer'i ilimlere ilgi her geçen gün artıyor” dedi. Mescid-i Aksa’nın yalnızca ibadet mekanı olmadığını, aynı zamanda ilim merkezi olduğunu hatırlatan Sabri, “Tarih boyunca aynı zamanda İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biri olarak hizmet vermiştir. Abbasiler, Memlükler ve Osmanlılar döneminde Mescid-i Aksa içerisinde yaklaşık 70 medrese faaliyet gösteriyordu. Bu eğitim kurumları özellikle kuzey ve batı bölümlerinde yer alırken, öğrenciler medreselerin yanı sıra eski taş yapılarda ders müzakereleri yapıyordu. İmam Gazzali ve İbn Kudame gibi birçok büyük alim de Kudüs'te ilimle meşgul oldu. Bu nedenle Kudüs, yüzyıllar boyunca güçlü bir ilmi geleneğe sahip olmuştur” şeklinde konuştu.
Çok Branşlı Eğitim Faaliyetleri
Kudüs'te dini eğitimin kesintisiz sürdüğünü belirten Sabri, şunları söyledi: “Ortaokuldan lise son sınıfa kadar eğitim veren iki şer'i okulumuz bulunuyor. Biri erkek, diğeri kız öğrencilere hizmet veriyor. Bunun yanında Kur'an-ı Kerim Eğitim Merkezi faaliyet gösteriyor. Hafızlık ve tecvid eğitimi veriliyor. Hadis Enstitümüz bulunuyor. Bir diğer kurum ise İslam Fıkhı Merkezi. Bu merkezde yıl boyu düzenli fıkıh dersleri ve ilmi kurslar düzenliyor. Bireysel ilmi faaliyetler de kesintisiz devam ediyor. Pek çok alim kendi ders halkalarını oluşturup talebelere eğitim veriyor. Benim de Mescid-i Aksa'da düzenli olarak verdiğim ders halkalarım var. Kudüs'te Mescid-i Aksa dışında da dini eğitim güçlü şekilde sürüyor. Kudüs Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Kur'an ve İslami İlimler Fakültesi ile Davet ve Usulüddin Fakültesi'nde lisans, yüksek lisans ve doktora programları yürütülüyor.”
Türkiye'nin Desteği İlgiyi Artırdı
Türkiye’nin Kudüs'teki dini eğitime verdiği desteğin büyük önem taşıdığını vurgulayan Şeyh Said Sabri, “Mescid-i Aksa'da düzenlenen ilmi kurslar, Kur'an ezber programları ve eğitim faaliyetlerinin önemli bölümü Türkiye'nin katkılarıyla hayata geçiriliyor. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türk sivil toplum kuruluşlarının sağladığı burslar şer'i ilme ilgiyi artırıyor. Ekonomik imkansızlıklar nedeniyle eğitimine devam edemeyen birçok öğrenci bu burslarla öğrenimini sürdürdü. Ayrıca başarılı öğrencilerin şer'i ilimlere yönelmesi sağlandı. Bugün fakültemizde okuyan öğrencilerin yüzde 30'u lise eğitimini yüzde 90'ın üzerinde başarıyla tamamlamış öğrencilerden oluşuyor. Bu destekler, Kudüs'te şer'i ilimlerin canlanmasına katkı sağladı. Fakültemizde şer’i ilimlere ilgi her geçen gün artıyor” ifadelerini kullandı.
İş Birliği Kardeşliği Güçlendirecek
“Türkiye ile iş birliği yalnızca burslarla sınırlı kalmadı, karşılıklı akademik değişim programları da yürütülüyor” bilgisini veren Şeyh Said Sabri, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir dönem Türkiye'den öğrenciler 2 ay süreyle Kudüs'te eğitim gördü, biz de öğrencilerimizi Türkiye'ye gönderdik. Ayrıca öğretim üyeleri arasında da akademik iş birlikleri gerçekleştirdik. Kur'an Fakültesi öğretim üyeleri olarak Muş Alparslan Üniversitesi'ni ziyaret ederek 10 gün konferanslar verdik, akademisyenlerle bilimsel toplantılar yaptık. Bunun yanında Türkiye'deki farklı üniversitelerle de çeşitli iş birliği anlaşmaları imzaladık. Eğitim alanındaki bu iş birliklerinin hem Kudüs'teki ilmî hayatı güçlendireceğine hem de Türkiye ile Filistin arasındaki kardeşlik bağını daha da pekiştireceğine inanıyoruz.”
Türkiye'de kendimizi ülkemizde gibi hissediyoruz. Filistin halkının eğitime önem verdiğini ifade eden Şeyh Said Sabri, “Filistin halkı eğitimin insanın en büyük sermayesi olduğuna inanıyor. Bu anlayış yıllar içinde Filistin toplumunda kökleşti. Bugün Filistin'de on binlerce üniversite öğrencisi eğitim görüyor. Yurt dışında okuyanlar dışında yalnızca Filistin'deki üniversitelerde yaklaşık 150 bin üniversite öğrencisi bulunuyor. Türkiye’nin Filistin davasına ilgisi ve Filistinli öğrencilere sağladığı destek, bizim için çok kıymetli. Türkiye'de eğitim gören Filistinli öğrenciler, kendilerini yabancı bir ülkede değil, adeta kendi vatanlarında hissediyor” diye konuştu.



