TÜAD 29. Araştırma Zirvesi'nde İnsanı Anlamak Vurgusu
Murat Ülker, "İnsanı Anlamak Becerisi Araştırmanın Merkezi" başlıklı yazısında, bireysel ve kurumsal başarıda insanı doğru anlamanın belirleyici rolüne dikkat çekti. Türkiye Araştırmacılar Derneği TÜAD tarafından düzenlenen 29. Araştırma Zirvesi, “Akıl ve İçgüdü” temasıyla gerçekleştirildi. Ülker, araştırmaların günümüzde veri toplamanın ötesine geçtiğini, insanın davranış, sezgi ve bağlamını teknolojiyle birlikte okuyan bir alan haline geldiğini belirtti. Yapay zeka ve büyük veri karar verme hızını artırırken, insanı anlama becerisinin hala araştırmanın ana gayesi olduğunu vurguladı.
Sektör Büyümesi ve Yeni SES Ölçer
TÜAD Başkanı Sidar Gedik, açılış konuşmasında yeni SES ölçerinin Türkiye coğrafyasının yaklaşık yüzde 70'ini kapsayan yoğun kent verileriyle kullanıma girdiğini duyurdu. Yılın ikinci yarısında tüm coğrafyayı kapsayacak daha geniş bir versiyonun paylaşılması planlanıyor. Kira artış oranı projesi, yüksek enflasyon döneminde barınma maliyetlerini düzenli takip etmek için başlatıldı. Veriler her ayın üçüncü haftasında çarşamba günü kamuoyuyla paylaşılacak. Araştırma sektörü geçen yılı yüzde 36,7 büyümeyle kapattı. Bu oran, enflasyonun yaklaşık yüzde 1 üzerinde. Güven krizinin derinleştiği dönemde, Marmara Üniversitesi eğitim programı ile verilen araştırma kalitesini belgeleyen sertifikasyonun önemi büyük. Yapay Zeka Komisyonu, yapay zekanın araştırma süreçlerine dahil edilmesi ve belgelendirme süreçlerine yansıması konularında çalışacak. Gençleri sektöre çekmek için GençTÜAD yapılanması planlanıyor.
İletişim ve Araştırmanın Ekonomik Değeri
Ahmet Pura, RVD ve REPID YKB, "Dün, Bugün, Yarın: İletişimin Gücü ve İnsan" konuşmasında araştırmacıların rakamları, insan hikayelerini ve belirsizlikteki stratejik işaretleri birlikte değerlendirdiğini söyledi. Dünya genelinde pazarlama araştırmalarının payı yüzde 5 civarında, Türkiye'de ise yüzde 2 seviyesinde. "Reklamın Ekonomiye Katkısı" raporuna göre reklam yatırımlarının Türkiye ekonomisine katkısı yüzde 6,34. Her 1 liralık reklam yatırımının milli gelire 19,3 lira katkı sağlaması, araştırma ve reklam ekosisteminin ekonomik değerini somutlaştırıyor. Türkiye'de reklam yatırımlarının 2,5 kat büyüme potansiyeli var. 2027'ye doğru trilyon seviyelerine ulaşabilecek bir pazar oluşabilir.
Sürdürülebilir Denge ve Kriz Yönetimi
Azmi Gümüşlüoğlu, TÜSİAD YKÜ, "Değişken İş Dünyasında Sürdürülebilir Denge" konuşmasında, kriz döneminde ilk korunması gerekenlerin marka, distribütörler ve çalışanlar olarak belirlendiğini, bunun stres ve belirsizliği azalttığını ifade etti. Kaynakların fayda oranına göre yeniden dağıtılması gerektiğini vurguladı.
Marka Değeri ve Gerçek Zamanlı Ölçüm
Ahmet Necmi Dinç, pladis Ana Markalardan Sorumlu Pazarlama Direktörü ve Prof. Dr. Tolga Akçura, eBrandValue Kurucu Ortağı, "İçgüdüden Akıllı Karara" oturumunda pazarlama araştırmalarında söylem bazlı yöntemlerden gözlem bazlı yöntemlere geçiş olduğunu anlattı. Gerçek zamanlı ölçümleme sayesinde pazarlamadaki öğrenme döngüsü üç aydan üç saate kadar inebiliyor. "Çokoprenses" vakasında sosyal medyadan görülen bir tüketici talebi 72 saat içinde ürüne dönüştü. Dubai çikolatası trendi 2,5 ay içinde konseptten rafa taşındı. Çokomel ambalajının kediler için oyuncağa dönüşmesi kampanyası 104 milyon erişim ve yüzde 8 satış artışı yarattı. Ebrand metodolojisi INFORMS tarafından ödüllendirildi.
Yapay Zeka ve E-Ticarette Dönüşüm
Didem Şekerel Erdoğan ve NIQ yetkilileri, "The New Era with Agentic Commerce" oturumunda e-ticaretin toplam ticaret içindeki payının küresel olarak arttığını, Türkiye'nin yüzde 40'lık pazar payıyla Güney Kore ve Çin gibi ülkelerle aynı ligde olduğunu belirtti. Dijital rafta anahtar kelime mantığı yerini yapay zeka tarafından önerilen sistemlere bırakıyor. Amazon Rufus gibi dijital ticaret asistanları gündelik kullanımın parçası olmaya başladı. Yapay zeka sistemlerinin markayı güvenilir bulması kritik hale geliyor. Yeni ürün değerlendirmelerinde tüketici içgörüsünün eksik olması büyük bir zayıflık; değerlendirilen ürünlerin üçte birinde yeterli tüketici içgörüsü bulunmuyor. Veri analizinin 5 saatten 5 dakikanın altına düşmesi iş yapış biçimini kökten değiştiriyor.
Tüketici Zihninde Rasyonellik ve Duygu
Prof. Dr. Erdoğan Koç, "Tüketici Zihninde Rasyonelliğin Sınırları" konuşmasında insan kararlarının ilkel beyin mantığıyla şekillendiğini, duyguların karar sürecinde merkezi rol oynadığını söyledi. Sahiplik etkisi, fiyat algısı, sosyal kanıt ve kayıptan kaçınma gibi faktörler tüketici davranışını etkiliyor. Pazarlama stratejileri insanın duygusal ve sınırlı rasyonel yapısını dikkate almalı.
Toplumsal Tepkide Gürültü ve Anlatı
Alp Akış, "Gündem ve Toplumsal Tepkide Gürültü ve Anlatı Etkisi" konuşmasında apatinin nefret kadar tehlikeli olduğunu, iletişimcinin doğru sorular sorması gerektiğini söyledi. Müge Anlı programının yüksek izlenme oranları toplumun negatif gündemden tamamen uzak durmadığını gösteriyor. Çözüm gazeteciliği sorunları görünür kılarken çözüm tekliflerine yer veriyor.
Ekonomik Makro ve Yapay Zeka
Prof. Dr. Emre Alkin, "Rasyonel Politika, İrrasyonel Beklenti" konuşmasında dijital veriye dayalı senaryoların pratik aksaklıklar nedeniyle çalışmayabileceğini, verinin yerinde gözlemle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Albert Ali Salah, "İnsanda ve Yapay Zekada Rasyonellik" oturumunda yapay zekanın insan hayatını etkileyen nihai kararları tek başına almasının sorunlu olduğunu, en sağlıklı modelin insan-yapay zeka iş birliği olduğunu belirtti.
İzleme Davranışı ve Tarkanizm
"Veri, Duygu, Bağlam Üçgeninde İzleme Davranışı" panelinde Cüneyt Devrim, Didem Namver ve Ender Buruk, izleyicinin ne izlediği kadar neden izlediğinin de kritik olduğunu vurguladı. Nihan Şahan Eren, "Tarkanizm" konuşmasında Tarkan konserlerinin mutluluk ve aidiyet üreten bir deneyim alanı olduğunu, 5 Saniye Kuralı ile kısa göz temasının bireye kendini özel hissettirdiğini anlattı.
Popüler Kültür ve Kaçış Stratejileri
İhsan Özçitak ve Mehmet Sindel, "Popüler Kültür Bugünün İnsanı Hakkında Ne Söylüyor?" oturumunda artan yalnızlık, empati kaybı ve aile içi iletişimsizliğe dikkat çekti. Prof. Dr. Sinan Canan, "Dur, Nereye Kaçıyorsun" konuşmasında insanın kendini göremediğini, modern eğitim ve şehir düzeninin evrimsel mirası hesaba katmadığını, akış halinin en yüksek huzur hallerinden biri olduğunu söyledi.



