Büyük Kanyon'u Gölgede Bırakan Denizaltı Kanyonunun Kökeni Aydınlandı
Bilim dünyası, okyanusların derinliklerinde yatan devasa bir gizemi nihayet çözmeyi başardı. Kuzey Atlantik'te konumlanan ve 500 kilometreden fazla uzunluğa sahip olan King's Trough adlı denizaltı kanyonu, yıllardır araştırmacıların kafasını kurcalıyordu. Bu muazzam yapı, ABD'deki ünlü Büyük Kanyon'dan bile daha büyük boyutlarıyla dikkat çekiyor.
Yanlış Bilinen Gerçek: Su Erozyonu Değil, Tektonik Hareket
Uzun süre boyunca, kanyonun oluşumunda su erozyonunun temel faktör olduğu düşünülüyordu. Ancak 9 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, bu görüşü kökten değiştirdi. Araştırma, King's Trough'un aslında tektonik plakaların "fermuar etkisi" olarak adlandırılan bir hareketle birbirinden ayrılması sonucu meydana geldiğini kesin olarak kanıtladı.
GEOMAR'dan Dr. Antje Dürkefälden'in liderlik ettiği uluslararası ekip, bölgenin yaklaşık 24 milyon yıl önce şekillenmeye başladığını ortaya koydu. Bu dönemde, Avrupa ve Afrika tektonik plakalarının gerilmesi, devasa bir yarığın oluşumuna zemin hazırladı.
Mantonun Isı Gücü: Kabuğu Zayıflatan Etken
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, Dünya'nın derinliklerinden gelen devasa ısı sütunlarının, yani manto sorguçlarının rolü oldu. Bugün Azor Adaları'nı besleyen sıcak materyalin, milyonlarca yıl önce okyanus kabuğunu zayıflatarak kırılmaya daha uygun hale getirdiği anlaşıldı.
2020 yılında gerçekleştirilen METEOR keşif gezisi sırasında toplanan yüksek çözünürlüklü veriler ve kaya örnekleri, derin yer dinamiği ile yüzey hareketleri arasındaki bu güçlü bağı doğruladı. Bu veriler, araştırmacılara kanyonun jeolojik tarihini yeniden yazma imkanı sağladı.
Gezegenimizin İç Dinamiklerinin Yüzeydeki İzleri
Bu önemli keşif, okyanus tabanındaki devasa yapıların sadece suyun aşındırıcı gücüyle değil, aynı zamanda gezegenimizin içindeki devasa ısı makinesinin etkisiyle nasıl şekillendiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. King's Trough, Dünya'nın derin jeolojik süreçlerinin yüzeyde bıraktığı izlerin canlı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Bilim insanları, bu bulguların sadece geçmişi aydınlatmakla kalmayıp, gelecekteki tektonik hareketleri ve okyanus tabanı evrimini anlamamıza da katkı sağlayacağını vurguluyor. Okyanusların derinlikleri, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen sayısız sır barındırıyor.