Tüm dünyada çevreye ve tarihe duyarlı kültür turizmi ve ekoturizm her geçen gün yükseliyor. Türkiye, sahip olduğu SİT alanlarıyla bu alanda oldukça avantajlı bir konumda. Son çeyrek yüzyılda SİT alanı sayısı yüzde 306 artarak 6.812'den 27.705'e çıktı.
Yıllara Göre SİT Alanı Sayıları
2002'de 6.812 olan SİT alanı sayısı, 2005'te 7.850'ye, 2010'da 11.377'ye, 2015'te 14.840'a, 2020'de 21.023'e ve 2025'te 27.705'e ulaştı. Bu artış, kurumsal, teknolojik, yasal ve toplumsal mekanizmaların eş zamanlı gelişmesiyle gerçekleşti.
Artışın Nedenleri
Kurumsal Yapılanma
Eski dönemlerde tesciller az sayıdaki merkezi Koruma Kurulu tarafından yürütülüyordu. Son 20 yılda Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu sayısı artırılarak yetkiler yerel bölgelere dağıtıldı. Bu sayede tescil süreçleri hızlandı.
Teknolojik İmkânlar
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile üniversiteler ortaklığında yürütülen arkeolojik yüzey araştırmaları; uydular, drone ve LIDAR gibi teknolojilerle desteklendi. Daha önce fark edilemeyen höyükler, tümülüsler ve antik yerleşimler tespit edilerek arkeolojik SİT alanı olarak tescil edildi. Toplam SİT alanlarının yaklaşık %97'si arkeolojik kökenlidir.
Zorunlu ÇED Raporları
Otoyol, hızlı tren, baraj, maden ve kentsel dönüşüm projeleri için yapılan zorunlu ÇED raporları ve ön yüzey araştırmalarında yüzlerce yeni yer altı şehri ve nekropol keşfedildi. Bu alanlar hızla SİT ilan edilerek koruma altına alındı.
Yerel Yapılanma
Belediyeler bünyesinde kurulan KUDEB'ler sayesinde yerel uzmanlar mahalle mahalle envanter çalışmaları yaparak kentsel SİT alanlarının tescillenmesini sağladı.
Doğal SİT Düzenlemeleri
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ekolojik temelli bilimsel araştırma projeleriyle sulak alanlar, göller, mağaralar ve ormanları yeniden inceledi. Yeni doğal alanlar 'Doğal SİT Alanı' veya 'Kesin Korunacak Hassas Alan' olarak sisteme dahil edildi.
Toplumsal Bilinç
Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, kaçak kazı ve doğa tahribatı ihbarlarını hızla kolluk kuvvetlerine ve CİMER'e ileterek tescil sürecini başlatıyor.
SİT Alanlarının Önemi
Ekonomik Gelişmenin Önünde Engel Değil
SİT alanları, sürdürülebilir kalkınmanın destekçisidir. Kitle turizminin yerini alan kültür turizmi ve ekoturizm, korunan alanlar sayesinde yerel halka istihdam ve yüksek katma değer sağlar.
Zaman Kapsülü Niteliği
Arkeolojik ve tarihi SİT alanları, geçmiş medeniyetlerin yaşam tarzlarını, inançlarını ve sanatsal becerilerini anlamamızı sağlayan birer zaman kapsülüdür. Göbeklitepe, Efes, Truva ve Kapadokya gibi alanlar insanlığın kolektif bilincine ışık tutar.
Doğal Mirasın Korunması
Doğal SİT alanları, endemik bitki türleri ve nesli tehlike altındaki hayvan popülasyonlarına ev sahipliği yapar. Sulak alanlar, ormanlar ve kanyonlar iklim kriziyle mücadelede kritik rol oynar.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki SİT Alanları
Türkiye'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde 22 sit alanı bulunuyor. Kültürel alanda İstanbul'un Tarihi Alanları, Divriği Ulu Camii, Hattuşa, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Safranbolu, Troya, Edirne Selimiye Camii, Çatalhöyük, Bergama, Bursa ve Cumalıkızık, Diyarbakır Kalesi, Efes, Ani, Afrodisias, Göbeklitepe, Arslantepe, Gordion, Anadolu'nun Ahşap Hipostil Camiileri ve Sardes Antik Kenti yer alıyor. Kültürel ve doğal alanda ise Göreme Milli Parkı ve Kapadokya ile Pamukkale-Hierapolis bulunuyor.



