Meğer Bastığımız Toprakların Altında Bambaşka Bir Dünya Varmış! Türkiye'nin En Gizemli 16 Yeraltı Şehri
Türkiye'nin En Gizemli 16 Yeraltı Şehri

Türkiye'nin En Gizemli 16 Yeraltı Şehri

Türkiye'nin zengin tarihi, sadece yeryüzünde değil, bastığımız toprakların metrelerce altında da büyüleyici yaşam alanları saklıyor. Savaşlardan, istilalardan korunmak ve gizlice ibadet edebilmek için inşa edilen bu gizemli yeraltı şehirleri, mühendislik harikası havalandırma sistemleri ve binlerce yıllık sırlarıyla keşfedilmeyi bekliyor.

Anadolu'nun Yeraltı Mirası

Anadolu coğrafyası, binlerce yıl boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaparken, jeolojik yapısı sayesinde yeraltı şehri kültürünün de dünyadaki en benzersiz örneklerini oluşturdu. Özellikle Kapadokya bölgesi başta olmak üzere, Türkiye'nin dört bir yanında tesadüfen keşfedilen bu devasa yapılar, geçmişte binlerce insanın dış dünyaya hiç çıkmadan aylarca yaşayabilmesini sağlıyordu. İlk Hristiyanların Roma baskısından kaçarak sığındığı, Hititler'den Bizans'a kadar stratejik askeri üs olarak kullanılan bu şehirler, günümüzde yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken rotalar arasında yer alıyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

İşte Türkiye'nin En İlgi Çekici 16 Yeraltı Şehri

  1. Derinkuyu Yeraltı Şehri (Kapadokya): 8 katı ziyarete açık olan bu devasa kent, şaşırtıcı derecede başarılı havalandırma sistemiyle binlerce insanın aynı anda oksijen sıkıntısı çekmeden yaşamasını mümkün kılıyordu. İçerisinde vaftiz havuzu gibi dini kalıntılar barındırıyor.
  2. Ağırnas Yeraltı Şehri (Kayseri): Mimar Sinan'ın doğduğu yer olarak ünlenen bu antik kentin temelleri milattan önceye dayanıyor. En yoğun yerleşimin M.S. 1-13. yüzyıllar arasında olduğu tahmin edilen alanda dehlizler ve mağaralar ücretsiz olarak gezilebiliyor.
  3. Çeşka Kalesi Yeraltı Şehri (Yozgat): Yüksek bir tepeye kurulan ve üç ayrı girişi bulunan bu şehir, Erken Hristiyanlık Dönemi'ne tarihleniyor. En üst kısmında kaya mezarları yer alan kentte Frig, Roma ve Bizans dönemine ait renkli seramik izlerine rastlamak mümkün.
  4. Dara Antik Kenti (Mardin): 'Doğu'nun Efes'i olarak anılan kentin çevresi kayalar oyularak yeraltı tünelleri ve evlerle örülmüştü. Perslerden Osmanlıya kadar pek çok gücün hüküm sürdüğü bu stratejik alanda zindanlar ve devasa sarnıçlar dikkat çekiyor.
  5. Hüyük Yeraltı Şehri (Çankırı): 2005 yılında tesadüfen keşfedilen ve M.S. 3-5. yüzyıllarda gizlice ibadet etmek amacıyla yapıldığı düşünülen bu butik yeraltı şehri, bir keşiş odası, kilise ve yaklaşık 30 kişinin barınabileceği alanlardan oluşuyor.
  6. Aydıntepe Yeraltı Şehri (Bayburt): 1996 yılındaki bir inşaat kazısı sırasında tesadüfen bulunan 3000 yıllık bu şehir, hiçbir yapı malzemesi kullanılmadan sadece tüf kayaların oyulmasıyla inşa edilmiş koridorlara sahip. Bir ucunun Bayburt Kalesi'ne çıktığı düşünülüyor.
  7. Gaziemir Yeraltı Şehri (Aksaray): Diğer yeraltı şehirlerinin aksine savunma değil, İpek Yolu üzerindeki tüccarlar için konaklama ve ticaret amacıyla kurulmuştur. Dünya üzerinde içinde kervansaray ve şarap üretim atölyesi barındıran tek yeraltı şehridir.
  8. Mazı Yeraltı Şehri (Nevşehir): 1995 yılında bir çoban tarafından tesadüfen bulunan ve antik adı 'Mataza' olan bu alan, 4 giriş kapısına sahip. Girişlerinde, istila anında içeriden sürgü sistemiyle kapatılabilen ortası delik devasa yuvarlak taşlar bulunuyor.
  9. Kaymaklı Yeraltı Şehri (Kapadokya): Listenin en büyüleyici yapılarından biri olan 8 katlı bu kent, aynı anda 5000 insanın yaşayabileceği kapasitedeydi. Hititler döneminde başlanıp Roma ve Bizans'ta genişletilen alanda şarap mahzenleri ve erzak depoları bulunuyor.
  10. Mucur Yeraltı Şehri (Kırşehir): Yer yer 2 ve 3 katlı olarak tasarlanan bu geniş sığınma alanı, tüf kayalıkların oyulmasıyla oluşturulmuş. İlk Hristiyanların ibadet ve korunma amacıyla kullandığı kentte derin havalandırma bacaları göze çarpıyor.
  11. Özkonak Yeraltı Şehri (Nevşehir): Onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik, katlar arasında haberleşmeyi sağlayan ince uzun oyuklarıdır. Ayrıca tünel üzerindeki deliklerden düşman askerlerinin üzerine kızgın yağ dökmek için özel savunma sistemleri yapılmıştır.
  12. Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri (Aksaray): Bizans döneminde kurulan ve 7 kattan oluşan bu kentin şu an 3 katı gezilebiliyor. İçerisinde su kuyuları, ocaklar, mutfaklar ve tahıl ambarları yer alan bölge, dönemin en aktif yaşam alanlarından biriydi.
  13. Aziz Mercurius Yeraltı Şehri ve Kilisesi (Aksaray): Hristiyanlığın yasak olduğu M.S. 250 yılında sığınak olarak tasarlanmıştır. En ilgi çekici bölümü, içerisindeki yeraltı kilisesi ve bu kilisenin tabanında yer alan toplu mezar alanıdır.
  14. Tatlarin Yeraltı Şehri (Nevşehir): Askeri ve dini amaçlarla tepelik bir araziye kurulan bu yapıda çok sayıda kilise yer alıyor. En şaşırtıcı özelliği ise dünya üzerinde arkeolojik olarak tescillenmiş ilk 'yeraltı tuvaleti' kalıntısının burada bulunmasıdır.
  15. Ani Mağaraları (Kars): UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Ani Harabeleri'nin hemen yakınında yer alan bu mağaraların geçmişi Neolitik döneme kadar uzanıyor. Binlerce yıldır yerleşim gören mağaraların içinde göz alıcı damlataşlar ve geçitler bulunuyor.

Derinkuyu: Korkunun İnşa Ettiği Metropol

Kapadokya'nın büyüleyici peribacalarının altında, binlerce yıl boyunca saklı kalan karanlık bir sır yatıyor. 1963 yılında Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde evine tadilat yaptıran bir köylü, yıktığı duvarın arkasında karanlık bir tünel bulduğunda, aslında dünyanın en büyük yeraltı şehrinin kapısını araladığının farkında değildi. Bu keşif, tarihin en büyük mühendislik harikalarından birini ve 'korkunun' inşa ettiği devasa bir metropolü gün yüzüne çıkardı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

20 Bin Kişilik 'Karanlık' Şehir

Eski adıyla Elengubu olarak bilinen Derinkuyu, sadece basit bir sığınak değil; yerin 85 metre derinliğine inen, 18 katlı (tahmini) devasa bir şehir. Bugün sadece yüzde 10'luk kısmı, yani ilk 8 katı gezilebilen bu yapının, 20 bin kişiyi aynı anda aylarca barındırabilecek kapasiteye sahip olması akıllara durgunluk veriyor. Peki, insanlar neden güneşten vazgeçip yerin metrelerce altına, klostrofobik tünellere hapsolmayı seçti? Cevap basit: Hayatta kalmak.

Mühendislik Harikası: Havasız Kalmak İmkansız

Romalı askerlerin zulmünden, Arap akınlarından veya istilacılardan kaçan halk, dışarıdaki tehlike geçene kadar burada yaşıyordu. Ancak bu kadar insanın yerin 8 kat altında nefes alabilmesi nasıl mümkündü? Derinkuyu'nun mimarları, modern mühendisleri bile kıskandıracak bir zeka ile çalışmıştı. Şehrin 'ciğerleri' olarak bilinen 50'den fazla havalandırma bacası, en alt kata kadar doğal hava akışı sağlıyordu. 55 metre derinliğe inen su kuyuları ise hem su ihtiyacını karşılıyor hem de düşmanların suya zehir karıştırmasını engellemek için yüzeyden bağlantısı kesilebiliyordu.

İçeriden Kilitlenen Yarım Tonluk Kapılar

Güvenlik, Derinkuyu'nun bir numaralı önceliğiydi. Katlar birbirine, sadece tek bir insanın eğilerek geçebileceği dar tünellerle bağlanmıştı. Bu, kalabalık bir düşman ordusunun hızlıca içeri girmesini imkansız kılıyordu.