Göbeklitepe: Tarihin Sıfır Noktası
Şanlıurfa'da bulunan ve MÖ 9500-9600 yıllarına tarihlenen Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski anıtsal yapılarından biridir. Mısır piramitlerinden yaklaşık 7 bin yıl daha eski olan bu merkez, dönemin koşullarına göre son derece gelişmiş mimarisiyle bilim dünyasını şaşırtmaktadır.
Her biri yaklaşık 10 ton ağırlığında ve 7 metre yüksekliğindeki T biçimli dikilitaşların, henüz yerleşik yaşama geçmemiş avcı-toplayıcı topluluklar tarafından nasıl taşındığı ve dikildiği hâlâ tam olarak açıklanamamıştır. Yapıların bilinçli olarak toprak ve çakılla doldurulup gömülmesi de ayrı bir gizemdir. Jeomanyetik ölçümler, toprak altında en az 20 anıtsal yapının daha bulunduğunu göstermektedir.
Derinkuyu Yeraltı Şehri: Kapadokya'nın Labirenti
1963 yılında bir köylünün evinin bodrumunda tesadüfen keşfedilen Derinkuyu Yeraltı Şehri, 85 metre derinliğe kadar inmektedir. Ahırları, kiliseleri, okulları, şarap mahzenleri ve 55 metrelik havalandırma bacasıyla yaklaşık 20.000 kişiye barınma sağlayan bu mühendislik harikasının yapımı Hititler'den Bizanslılar'a kadar uzanmakla birlikte, tam olarak kim tarafından ve ne zaman kazıldığı bilinmemektedir. Kapadokya'da 200'e yakın benzer şehir olduğu tahmin edilmekte ve bunları birbirine bağlayan gizli tünellerin sırrı hâlâ çözülememiştir.
Nemrut Dağı: Tanrıların Tahtı
MÖ 1. yüzyılda Kommagene Krallığı tarafından 2.150 metre rakımda inşa edilen Nemrut Dağı, Pers ve Yunan tanrılarına ait devasa heykelleriyle ünlüdür. Heykellerin o dönemin teknolojisiyle dağın tepesine nasıl taşındığı gizemini korumaktadır. Arkeologlar, kral mezarlığına ve yeraltı tünellerine henüz ulaşamamıştır. Ayrıca Nemrut, Türkiye'de yeniden hareketlenme olasılığı en yüksek volkanik dağlardan biridir.
Çatalhöyük: Eşitlikçi Toplumun Sırrı
1958'de keşfedilen ve MÖ 7500'e tarihlenen Çatalhöyük, dünyanın en eski ve en kalabalık yerleşimlerinden biridir. Kazılarda hiçbir yönetici sembolü, saray ya da anıtsal yapıya rastlanmamış olması, araştırmacıları şaşırtmaktadır. Bu kadar büyük bir topluluğun toplumsal hiyerarşi olmadan nasıl bir arada yaşadığı sorusu hâlâ cevapsızdır.
Blaundus Antik Kenti: Anadolu'nun Stonehenge'i
Uşak'ın Ulubey ilçesinde bulunan ve İskender dönemine dayandığı düşünülen Blaundus, taşların matematiksel bir hassasiyetle dizilmesiyle dikkat çeker. İngiliz Stonehenge'i ile yapısal benzerlikler gösteren bölge, sınırlı kazı çalışmaları nedeniyle yeterince araştırılamamıştır.
Hierapolis Plüton Kapısı: Cehenneme Açılan Kapı
Pamukkale yakınlarındaki Hierapolis'te bulunan ve Roma döneminde ölüm tanrısı Plüton'a adanan bu kapıdan içeri giren hayvanların ölmesi, rahiplerin ise sağ kalması yüzyıllar boyunca gizemini korumuştur. 2013 yılında yapılan araştırmalarda, ölümlerin zemin seviyesinde yoğunlaşan öldürücü karbondioksit gazından kaynaklandığı keşfedilmiştir. Boyu kısa hayvanlar gazı solurken, dik duran insanlar gaz tabakasının üzerinde kaldığı için hayatta kalmaktaydı. Antik rahiplerin bu doğa olayını nasıl keşfettiği ise hâlâ merak konusudur.
Bingöl Yüzen Adalar: Doğanın Gizemi
Bingöl'ün Solhan ilçesinde bulunan üç küçük ada, bitkisel örtüden oluşmakta ve mevsim ile rüzgar yönüne göre gölde hareket etmektedir. Türkiye'de tescilli doğal anıt statüsünde olan bu adaların oluşum mekanizması tam olarak açıklanamamıştır. Bataklık bitkileri ve organik tortu katmanlarının yüzey gerilimi ile rüzgarın etkisiyle oluştuğu tahmin edilse de, bütünlüklerini nasıl koruduklarına dair kapsamlı bir bilimsel çalışma henüz yapılmamıştır.



