Astronomi dünyası, uzayın derinliklerinde sürüklenen 'hayalet' bir gezegeni yakalayarak tarihi bir başarıya imza attı. Bilim insanları, ilk defa bir yıldız sistemine bağlı olmadan uzayda dolanan, yalnız bir gezegenin hem kütlesini hem de Dünya'ya olan kesin mesafesini hesaplamayı başardı. Science dergisinde yayımlanan bu çığır açıcı keşif, evrenin anlaşılmasına yönelik önemli bir adım olarak kayıtlara geçti.
Gezegenin Sıra Dışı Özellikleri ve Kökeni
Söz konusu başıboş gezegen, Jüpiter'in kütlesinin yaklaşık yüzde 22'si kadar bir büyüklüğe sahip. Samanyolu Galaksisi'nin merkezine doğru, bizden neredeyse 9 bin 800 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Bu boyut, gökbilimcilere gezegenin geçmişi hakkında kritik bir ipucu veriyor. Büyük olasılıkla bu cisim, bir zamanlar bir yıldızın etrafında dönen bir gezegen sisteminin parçasıydı. Ancak sistem içindeki güçlü kütleçekimsel etkileşimler veya çarpışmalar sonucunda ana yıldızından koparak uzayın boşluğuna fırlatıldı ve şimdi tek başına sürükleniyor.
Görünmez Gezegen Nasıl Tespit Edildi?
Yıldız ışığı yaymadıkları için bu tür karanlık ve yalnız gezegenleri doğrudan teleskoplarla gözlemlemek neredeyse imkansız. Astronomlar bu zorluğun üstesinden gelmek için kütleçekimsel merceklenme adı verilen dahiyane bir yöntem kullanıyor. Bu teknikte, ön plandaki bir gezegen veya yıldız, arka plandaki daha uzak ve parlak bir yıldızın önünden geçtiğinde, kütlesinin yarattığı çekim etkisiyle adeta bir mercek gibi davranıyor ve arka plan yıldızının ışığını geçici olarak büküp büyütüyor.
3 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleşen bu özel merceklenme olayı, dünyanın farklı noktalarından eş zamanlı olarak izlendi. Gözlem ağına Şili, Güney Afrika ve Avustralya'daki yer teleskoplarının yanı sıra, Dünya'dan 1,5 milyon kilometre uzaklıkta konumlanan Gaia Uzay Teleskobu da dahil edildi. Farklı açılardan yapılan bu koordineli ölçümler, gezegenin uzaklığının ve dolayısıyla kütlesinin hassas bir şekilde belirlenmesini mümkün kıldı.
Uzay Araştırmalarında Yeni Bir Çağ
Bu başarılı gözlem, başıboş gezegenlerin araştırılması konusunda bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bilim insanları, kullanılan metodun gelecek vaat ettiğini ve 2027'de fırlatılması planlanan Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ile birlikte yeni bir keşif çağının başlayabileceğini düşünüyor. Bu güçlü teleskop, Samanyolu'nda gizlenen binlerce, hatta on binlerce benzer başıboş gezegeni tespit ederek, gezegen sistemlerinin oluşumu ve evrimi hakkında şimdiye kadar erişilememiş bilgiler sunabilir.
Uzayda yalnız başına yol alan bu 'hayalet' gezegenin yakalanması, insanlığın evreni anlama çabasında teknoloji ve bilimsel yöntemlerin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. Gökbilimciler, galaksimizin bu sessiz sakinlerinin sırlarını çözmeye devam edecek.