Boşanma Davasında Çarpıcı İddialar Ortaya Atıldı
İstanbul Sultanbeyli'de görülen bir boşanma ve ziynet alacağı davasında, davacı İkram Demir tarafından eşi Mehmet Şakir Demir aleyhine ilginç iddialar ortaya atıldı. Davada, evlilik birliğinin temelden sarsıldığı ve ciddi hak ihlallerinin yaşandığı belirtiliyor.
Davacı Kadının İddiaları Şiddet ve İhmal Üzerine Kurulu
Davacı İkram Demir, mahkemeye sunduğu dilekçesinde oldukça ağır iddialarda bulundu. İddialara göre, evliliğin başından itibaren sürekli olarak hakaret, darp ve tehdide maruz bırakıldığını ifade eden Demir, kadınlık gururunun derinden zedelendiğini belirtti. Ayrıca, kendisinin yalnızca evde yemek yapan ve çocuklara bakan bir profil olarak görüldüğünü, bu nedenle okuma yazma dahi öğrenemediğini vurguladı.
Davacı, tüm hayatının ev ve çocukları ile geçtiğini, eşinin ise evlilik süresince belli aralıklarla evi terk ettiğini ve 1 hafta ile 10 gün arasında geri dönmediğini kaydetti. Bu süreçte maddi ve manevi hiçbir destekte bulunulmadığını, eşinin umursamaz, ilgisiz ve sorumsuz tavırlar sergilediğini ileri sürdü.
Ziynet Eşyalarının Zorla Alındığı İddia Ediliyor
Davada dikkat çeken bir diğer konu ise ziynet eşyaları ile ilgili iddialar oldu. Davacı, evlilik birlikleri içerisinde düğünde takılan ziynet eşyalarının rızası olmaksızın zorla eşi tarafından elinden alındığını ve iade edilmediğini belirtti. Ayrıca, bu takıların bir kısmının yine davalının ailesine ve abisine rızası olmaksızın verildiğini öne sürdü.
Talep edilen ziynet eşyaları arasında 300 gram 22 ayar bilezik, 2 tam altın ve 1 yarım altın bulunuyor. Davacı, bu eşyaların aynen veya nakden kendisine iade edilmesini istiyor.
Davalıya İlanen Tebliğ Yapıldı
Davalı Mehmet Şakir Demir'in adresi tespit edilemediğinden, dava dilekçesi ve ilgili belgelerin ilanen tebliğine karar verildi. İlanın yapıldığı tarihten itibaren yasal yedi günlük süre sonunda tebliğ işleminin tamamlanmış sayılacağı bildirildi.
Davalının, tebliğden itibaren iki hafta içinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 122. maddesi gereğince davaya cevap vermesi gerekiyor. Cevap dilekçesi ile birlikte tüm delillerin açıkça sunulması ve hangi vakanın delili olduğunun belirtilmesi isteniyor.
Yargılama Süreci ve Davalının Hakları
Mahkeme, davalının süresi içinde cevap dilekçesi vermemesi durumunda, davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağını ve ilk itirazları ileri sürme hakkını kaybedeceğini belirtti. Ayrıca, ikinci cevap dilekçesi sunma hakkının bulunmayacağı vurgulandı.
Duruşmanın 11 Haziran 2026 tarihinde saat 13:10'da yapılacağı, davalının bizzat hazır bulunması veya bir vekille temsil edilmesi gerektiği bildirildi. Aksi takdirde, yargılamanın yokluğunda devam edeceği ifade edildi.
Bu dava, aile içi şiddet, ekonomik haklar ve boşanma süreçlerindeki yasal prosedürler açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Mahkemenin vereceği karar, benzer davalara emsal oluşturabilir.



