TÜİK Verileri Açıklandı: Evlenmeler Azalıyor, Boşanmalar Artıyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait Evlenme ve Boşanma İstatistikleri'ni kamuoyu ile paylaştı. Verilere göre, evlenme sayılarında düşüş yaşanırken, boşanma sayıları artış eğilimi gösteriyor. Bu durum, nüfus artışının sürdürülebilmesi için doğum sayılarının artırılması gerekliliğini öne çıkarıyor.
Evlenme ve Boşanma Sayılarındaki Değişim
2024 yılında 569 bin 983 çift evlenirken, 2025 yılında bu sayı 552 bin 237'ye geriledi. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı, binde 6,67'den binde 6,43'e düştü. Buna karşılık, boşanma sayıları 2024'te 188 bin 963 iken, 2025'te 193 bin 793'e yükseldi. Kaba boşanma hızı ise binde 2,21'den binde 2,26'ya çıktı.
İlk Evlenme Yaşı Yükseliyor
İlk evlenme yaşı son 25 yılda düzenli olarak artıyor. 2001 yılında erkekler ortalama 26, kadınlar ortalama 22,7 yaşında ilk evliliklerini yaparken, 2025 yılında bu yaşlar erkeklerde 28,5'e, kadınlarda 26'ya yükseldi. Kadınların evlenme yaşındaki artış hızı (3,3 yıl), erkeklerinkinden (2,5 yıl) daha fazla oldu.
Akran Evlilikleri Yaygınlaşıyor
Eşler arasındaki yaş farkı daralıyor. 2001 yılında ilk evlilik yapan çiftler arasında ortalama yaş farkı 3,36 yıl iken, 2025'te bu fark 2,47 yıla geriledi. Aynı yaşta evlenen çiftlerin oranı 2001'de yüzde 6,7 iken, 2025'te yüzde 11,9'a yükseldi. Kadının erkekten yaşça büyük olduğu evliliklerin oranı da yüzde 13,3'ten yüzde 18,3'e çıktı.
Boşanmalarda Yıl Aralığı ve Dava Süreleri
2025 yılında boşanmaların yaklaşık yüzde 34,2'si evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşti. Boşanma davalarının neticelenme sürelerine bakıldığında, anlaşmalı boşanmaların oranı arttı. 2003'te boşanmaların yüzde 29,3'ü 2 aydan kısa sürede sonuçlanırken, 2025'te bu oran yüzde 40,9'a yükseldi. Üç yıldan fazla süren çekişmeli boşanma davalarının oranı ise 2003'te yüzde 2,35 iken, 2025'te yüzde 6,50'ye çıktı.
Toplumsal Yapıdaki Değişimler
Geleneksel geniş aile modelinden uzaklaşan Türkiye, hanehalkı büyüklüğünde daralma yaşıyor. Artan boşanma oranları ve evlenmeyi tercih etmeyen bireylerin sayısındaki yükseliş, hane yapılarını parçalı hale getiriyor. Doğurganlık hızının düşmesi, çocuk ve genç nüfusun durağanlaşmasına yol açıyor.
Bu veriler, Türkiye'nin demografik manzarasının sadece "yaşlanan bir toplum" tanımıyla açıklanamayacağını, hane birimlerinin küçüldüğü ve aile bağlarının değiştiği yeni bir toplumsal gerçekliğe işaret ediyor. Evlenmelerin azalması ve boşanmaların artması, nüfusun diri tutulması için önemli bir engel oluşturuyor.



