1922 yılında geçirdiği bir çiftlik kazası, Charles Osborne'un hayatını tamamen değiştirdi. Tam 68 yıl boyunca aralıksız hıçkıran ve Guinness Rekorlar Kitabı'na adını yazdıran Osborne'un tıp dünyasını hayrete düşüren öyküsü, ölümünden yıllar sonra bile gizemini koruyor.
Her Şey Bir Çiftlik Kazasıyla Başladı
Charles Osborne'un hayatını altüst eden olay, 13 Haziran 1922 tarihinde meydana geldi. Nebraska'da bir çiftlikte çalışan genç Charles yere düştü. O an hiçbir acı hissetmediğini belirten Osborne, kazanın hemen ardından hıçkırmaya başladı.
Yıllar sonra doktorlar, bu düşüş sırasında Osborne'un beyin sapında hıçkırık refleksini engelleyen çok küçük bir bölgenin hasar gördüğünü veya beynindeki kılcal bir damarın çatladığını öne sürdü. Sebebi ne olursa olsun, o gün başlayan hıçkırık tam 68 yıl boyunca durmadı.
Dakikada 20 ila 40 Kez: Toplam 430 Milyon Hıçkırık
Osborne, hayatının geri kalanında dakikada ortalama 20 ila 40 kez istemsiz diyafram spazmı yaşadı. Yapılan hesaplamalara göre, 1991 yılındaki ölümüne kadar toplamda yaklaşık 430 milyon kez hıçkırdı. Bu inanılmaz süre, ona 'Dünyanın en uzun süre hıçkıran insanı' unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı'nda kırılması güç bir rekor getirdi.
Tıp Çaresiz Kaldı, Kendi Yöntemini Geliştirdi
Osborne, derdine derman bulabilmek için Amerika'nın dört bir yanındaki doktorları ve ünlü klinikleri ziyaret etti. Ancak dönemin tıbbi imkanlarıyla hiçbir kalıcı tedavi bulunamadı. Hatta bir doktor, karbonmonoksit ve oksijen karışımıyla hıçkırığı durdurmayı başardı ancak bu gaz zehirli olduğu için Osborne'un hayatını tehlikeye atıyordu; bu yüzden tedaviden vazgeçildi.
Çaresiz kalan talihsiz adam, zamanla bu durumla yaşamayı öğrendi. Hıçkırığın çıkardığı o tipik 'hık' sesini gizlemek için özel bir nefes alma tekniği geliştirdi. Hıçkırık aralarında nefes alarak sesi neredeyse tamamen sıfırladı. Onu tanıyanlar, dışarıdan bakıldığında sadece göğsünün sürekli inip kalktığını ancak hiç ses çıkmadığını söylüyorlardı.
'Her An Sarsılmaktan Her Yerim Ağrıyor'
1978 yılında verdiği bir röportajda Osborne, yaşadığı zorluğu şu sözlerle dile getirmişti: 'Bundan kurtulabilmek her şeyimi verirdim. Hıçkırmadan yaşamanın nasıl bir his olduğunu artık hatırlamıyorum.'
Hıçkırıklara Rağmen Hayata Küskün Değildi
Yaşadığı bu zorlu nörolojik duruma rağmen Osborne hayata küsmedi. Oldukça neşeli, şakacı ve sosyal bir insan olarak tanınan Osborne, evlendi ve sekiz çocuk sahibi oldu. Hayatını çiftlik ekipmanları satarak kazandı. 1970'li yıllardan itibaren yemekleri yutmakta zorlandığı için yiyeceklerini blenderdan geçirerek sıvı halde tüketmek zorunda kalsa da kilosunu ve sağlığını uzun süre korumayı başardı.
Gizemli Bir Şekilde Başladı, Gizemli Bir Şekilde Bitti
Charles Osborne'un hikayesinin en şaşırtıcı yönlerinden biri de sonu oldu. 1922 yılında gizemli bir şekilde başlayan hıçkırık krizi, 1990 yılında yine hiçbir neden yokken aniden durdu. Hayatının son aylarını hıçkırıksız, huzurlu bir şekilde geçiren Osborne, Mayıs 1991'de 97 yaşında hayata gözlerini yumdu. Arkasında ise tıp dünyasının hala tam olarak çözemediği muazzam bir yaşam öyküsü bıraktı.



