Kariyer Zirvesinde Sağlık Uyarısı: Bir Liderlik Dönüşüm Hikayesi
Uluslararası şirketlerde pazarlama direktörü olarak geçen 14 yılın ardından Duygu Alptekin Gürsü'nün hayatı, 34 yaşında geçirdiği bel fıtığı ameliyatıyla tamamen değişti. Sürekli seyahatler, uzun çalışma saatleri ve kendini kanıtlama çabasının bedeli, fiziksel bir sınırla karşılık buldu. Bu sağlık sorunu, sadece tıbbi bir müdahale değil, aynı zamanda hayatının ve liderlik anlayışının yeniden sorgulandığı bir dönüm noktası oldu.
Kurumsal Hayattan Koçluğa: Üç Kritik Dönüm Noktası
Gürsü, kariyer yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: "Kariyerime uluslararası şirketlerde pazarlama yöneticisi olarak başladım. Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya'da ekiplerle çalışma fırsatı buldum. Ancak zamanla liderlerin başarısını belirleyen şeyin sadece uzmanlıkları değil, potansiyellerini nasıl ortaya çıkarabildikleri olduğunu gördüm." Bu farkındalık onu liderlik gelişimi ve koçluk alanına yönlendirdi.
Son 17 yıldır 50'den fazla ülkede yöneticilerle çalışan Gürsü, kariyerindeki üç kritik dönüm noktasını şöyle sıralıyor:
- Kurumsal uluslararası yöneticilik deneyimi
- Koçluk alanına geçiş kararı
- Sürdürdüğü gelişim yolculuğu üzerine yazmaya başlaması
"Bedenim Dur Dedi": Tükenmişliğin Gerçek Yüzü
Koçluk alanına geçiş kararının arkasındaki hikayeyi paylaşan Gürsü, "Uzun çalışma saatleri, sürekli seyahatler, aile kurmaya odaklanamamak ve kendini kanıtlama ihtiyacı... Kurumsal kariyerimde 12 yıl boyunca 6 kez terfi aldım ama o yükselişin bedeli ağırdı" diyor. Gece saat 3 ve 4'lerde mesajlarını kontrol etmek zorunda kaldığı dönemleri hatırlatan Gürsü, tükenmişliğin genellikle zayıflık değil, yanlış sistemlere uyum sağlama çabası olduğunu vurguluyor.
Bu tip sağlık sorunları yaşayan tek kişinin kendisi olmadığını belirten Gürsü, hem dahil olduğu liderlik ekibinde hem de kendisine bağlı pazarlama liderliği ekibinde benzer fiziksel rahatsızlıklar yaşayan birçok kişi olduğunu ifade ediyor.
Kadın Liderin Zirve Yolculuğu: Kitap ve İmza Günleri
Geçtiğimiz günlerde "Kadın Liderin Zirve Yolculuğu" kitabını D&R'da düzenlenen imza günüyle tanıtan Gürsü, zirveye giden yolun dayanışmadan geçtiğini ve hayatın hep bir B planı olduğunu söylüyor. Kitabı çıkalı kısa bir süre olmasına rağmen İzmir ve İstanbul'da üç imza günü gerçekleştiren Gürsü, Kanyon'daki D&R'da kadınlar gününe özel bir etkinlik düzenledi.
İmza günlerinde her yaştan kişinin ilgisini çektiğini belirten Gürsü, "Sadece kadınlar değil erkekler de geliyor. Ayrıca kurumsal firmalar çalışanlarına toplu kitap alıyor" diye ekliyor.
Kadınların İş Dünyasındaki Bariyerleri: Çok Katmanlı Bir Sorun
Kadınların iş dünyasında yükselmesini engelleyen en büyük bariyerin tek bir cevabı olmadığını söyleyen Gürsü, konunun çok katmanlı olduğunu vurguluyor. Bir tarafta toplumsal rollerden beklentiler ve kurumların bilinçli ya da bilinçsiz önyargıları olduğunu, diğer tarafta kadınların kendi içsel bariyerlerinin devreye girebildiğini belirtiyor.
"Birçok kadın lider koçluk süreçlerinde bana 'Acaba gerçekten yeterince iyi miyim?' sorusunu soruyor. İlginç olan şu ki bu soruyu genellikle en yetkin kişiler soruyor" diyen Gürsü, mesele sadece bireysel değil aynı zamanda sistemsel bir konu olduğunun altını çiziyor.
"Kadın Kadının Yurdudur": Romantik Slogandan Öte
Bu ifadenin romantik bir slogan olarak kalmaması gerektiğini söyleyen Gürsü, "Kadın kadının yurdu olmak demek; rekabet yerine dayanışmayı, sessiz kalmak yerine destek vermeyi seçmek demek" diyor. Kurumlarda atılabilecek ilk somut adımları şöyle sıralıyor:
- Mentorluk ve sponsorluğun sistematik hale getirilmesi
- Kadınların görünür projelere atanması
- Performans değerlendirme süreçlerinde bilinçsiz önyargı eğitimlerinin zorunlu olması
- Doğum ve bakım izinlerinin kariyer cezasına dönüşmemesini garanti altına alan politikalar
Bireysel düzeyde ise toplantıda bir kadın sözünün kesildiğinde müdahale etmek, başarılı bir kadın meslektaşı görünür kılmak ve dedikodu yerine dayanışmayı seçmek gibi küçük davranışlarla kültürün değişebileceğini belirtiyor.
Genç Kadınlara Tavsiye: Liderlik Bir Varış Noktası Değil
Kariyerinin başındaki kadınlara tek bir zihinsel çerçeve önerecek olsa şunu söyleyeceğini ifade eden Gürsü: "Liderlik bir varış noktası değil, bir pratik. Her gün yaptığınız küçük seçimlerle inşa edilir. Sesinizi kullanmak, fırsatları görmek ve başkalarının da büyümesine katkı sağlamak bu pratiğin bir parçasıdır."
Kadın Liderliği: Stratejik Bir Zorunluluk
Kadın liderliğinin bugün neden özellikle önemli olduğu sorusuna Gürsü, "Mesele artık yalnızca eşitlik değil, sürdürülebilirlik. Kadın liderliği bir 'iyi niyet' konusu değil, stratejik bir zorunluluk" yanıtını veriyor. Araştırma verilerinin yönetim ekiplerinde çeşitlilik arttığında inovasyon gelirlerinin anlamlı biçimde yükseldiğini gösterdiğini belirtiyor.
İklim krizi, ekonomik dalgalanmalar, teknolojik dönüşüm ve hibrit çalışma düzeni gibi çok katmanlı sorunlarla dolu bir dünyada yalnızca sonuç odaklı, kısa vadeli liderliğin yetmediğini vurgulayan Gürsü, empati, iş birliği ve insan gelişimine yatırımın artık kritik olduğunu söylüyor.
"Kadın liderliği özellikle önemli çünkü dönüşümsel liderlik becerileriyle örtüşen nitelikler, yani empati, kapsayıcılık, gelişim odaklılık ve sistem düşüncesi, bugünün dünyasında hayati değer taşıyor" diyen Gürsü, bunun bir cinsiyet savaşı değil, liderlik anlayışının evrilmesi meselesi olduğunu ifade ediyor.



