Türkiye Öz Bakım Araştırması Sonuçları Açıklandı
Küresel bir ilaç ve tüketici sağlığı şirketinin Türkiye ayağı tarafından gerçekleştirilen 'Türkiye Öz Bakım Araştırması'nın sonuçları dün kamuoyuyla paylaşıldı. Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürütülen araştırma kapsamında, Türkiye'yi temsil eden 2 bin 8 kişiyle nicel web anketleri yapılırken, 72 katılımcıyla çevrim içi derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Ayrıca 2022-2025 yılları arasında sosyal medya platformları ve forumlarda öz bakım üzerine yapılan organik paylaşımlar sosyal dinleme yöntemiyle analiz edildi. Eczacı araştırması ise Türkiye genelinde farklı eczane tiplerini temsil eden 301 eczacıyla karma yöntemli anketler ve 6 büyük şehirden 9 eczacıyla yapılan derinlemesine nitel görüşmelerden oluştu.
Öz Bakım Kavramı Tepkisel Olarak Algılanıyor
Araştırmaya göre öz bakım kavramı tüketiciler tarafından çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık baş gösterdiğinde devreye giren, tepkisel ve 'daha iyi hissetmek için yapılan küçük şeyler' olarak algılanıyor. Konuya yaklaşım cinsiyetlere göre farklılık gösteriyor. Erkekler öz bakımı sistemin çökmesini önleyici bir bakım olarak görürken, kadınlar bu süreci duygusal ve zihinsel refahı da içeren bir geliştirme ve seviye atlatma aracı olarak değerlendiriyor.
En Çok Yapılan Öz Bakım Davranışları
Öz bakım olarak değerlendirilen en temel eylemlerin başında sırasıyla ağız-diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hali koruma geliyor. Bu odakları bakımlı görünmek ve fiziksel aktivite takip ediyor. Son bir ayda en sık yapılan öz bakım davranışı su tüketimine dikkat etmek olurken, bunu dengeli beslenmek, yürüyüş yapmak ve gıda takviyesi kullanmak izliyor. Toplumun ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçülürken, daha iyi hissetmek için en yaygın tercih edilen aktivite ise yürüyüş oldu.
Acil Servisler Hızlı Çözüm Noktası Olarak Görülüyor
Öz bakım farkındalığındaki eksiklik, kamusal sağlık altyapısı üzerinde doğrudan bir baskı yaratıyor. Toplumun yüzde 50'si, şiddet seviyesi ne olursa olsun her sağlık sorununda doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtiyor. Semptomları birinci basamak sağlık hizmetleri veya doğru öz bakım adımlarıyla yönetmek yerine acil servislerin 'hızlı çözüm noktası' olarak görülmesi, hastanelerin acil bölümlerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, acil servislerin öncelikli amacının dışına çıkmasına neden olurken, sağlık sistemi üzerindeki yükü artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Doktor ve Eczacılara Güven Yüksek
Sağlık ile ilgili konularda en çok güvenilen bilgi kaynakları doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya (yüzde 12) ve fenomenler (yüzde 9) en az güvenilen mecralar olarak öne çıkıyor. Yapay zeka araçlarını kullananlar arasında ise sağlık alanındaki en yaygın kullanım, hastalık ve semptomları yorumlatmak; bunu uyku, stres ve beslenme gibi konularda yaşam tarzı önerileri almak ve tedavi tavsiyesi istemek izliyor.
Enerji ve Zindelik Takviyeleri Ön Planda
Gün içindeki enerji seviyesini yeterli bulanların oranı yalnızca yüzde 24'te kalırken, tüketicilerin yüzde 52'si günlük zindelik ve enerji seviyelerini desteklemek adına vitamin ve takviyelere başvuruyor. En çok tercih edilen içeriklerde D Vitamini, B12, C Vitamini ve magnezyum başı çekiyor. Eczacı araştırmasına göre pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine olan talep yüzde 90 ile rekor seviyeye ulaştı.
En Sık Görülen Sağlık Sorunu Soğuk Algınlığı
Tüketicilerin son bir yılda en sık yaşadığı sorunların başında soğuk algınlığı/grip, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren geliyor. Ağrı kesiciler yüzde 69 ile en otomatik ve düşük eforlu alışkanlık ürünü iken, soğuk algınlığı ilaçları yüzde 56 ile hayat kesintiye uğradığında kullanılan 'kriz ürünleri' olarak konumlanıyor.



