Karaciğer yağlanması, erken dönemde çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlediği için fark edilmesi zor hastalıklar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre yanlış beslenme, hareketsiz yaşam ve obezite gibi etkenler bu tabloyu giderek daha yaygın hale getiriyor. Tedavi edilmediğinde siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilen karaciğer yağlanmasına karşı erken tanı, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz büyük önem taşıyor.
Yanlış Beslenme En Büyük Risklerden Biri
Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, karaciğer yağlanmasının karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ birikmesiyle ortaya çıktığını belirterek, "Karaciğer ağırlığının yüzde 5'inden fazlasının yağdan oluşması bu hastalık olarak değerlendirilir. Günümüzde en sık obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet ve yüksek kolesterol ile birlikte görülmektedir. Özellikle fast-food ağırlıklı beslenme, aşırı kalori alımı ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi riski ciddi şekilde artırmaktadır" dedi.
Erken Dönemde Belirti Vermeyebilir
Karaciğer yağlanmasının çoğu zaman sessiz ilerlediğine dikkat çeken Doç. Dr. Ekmen, "Erken evrede hastaların büyük bölümünde belirgin bir şikâyet oluşmaz. Bu nedenle çoğu zaman rutin kontroller sırasında tesadüfen saptanır. Bazı kişilerde halsizlik, çabuk yorulma ve karın sağ üst kısmında dolgunluk hissi görülebilir. Ancak bunlar çoğu zaman göz ardı edilir" ifadelerini kullandı.
Çocuklarda da Görülüyor
Son yıllarda çocukluk çağı karaciğer yağlanmasının arttığını vurgulayan Doç. Dr. Ekmen, "Yüksek kalorili beslenme, şekerli içeceklerin fazla tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması çocuklarda da karaciğer yağlanmasını artırıyor. Çocukluk çağında başlayan bu süreç ilerleyen yaşlarda ciddi karaciğer hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor" dedi.
Siyoz ve Kanser Riski Oluşturabilir
Karaciğer yağlanmasının basit bir yağ birikimi olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ekmen, "Bazı hastalarda bu süreç karaciğerde iltihaplanmaya, ardından fibrozise yani sertleşmeye yol açabiliyor. Tedavi edilmediğinde siroza kadar ilerleyebilir. İleri evrelerde ise karaciğer kanseri riski de artmaktadır" diye konuştu.
Metabolik Hastalıklarla Yakın İlişkili
Obezite, diyabet ve insülin direncinin karaciğer yağlanmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Doç. Dr. Ekmen, "İnsülin direnci geliştiğinde vücutta yağ depolanması artıyor ve bu yağ karaciğere taşınıyor. Özellikle bel çevresi yağlanması bu açıdan önemli bir risk faktörüdür. Karaciğer yağlanması çoğu zaman metabolik sendromun bir parçası olarak değerlendirilmelidir" dedi.
Tanıda Ultrason Öne Çıkıyor
Tanı süreci hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ekmen, "Öncelikle hastanın risk faktörleri değerlendirilir. Kan testlerinde karaciğer enzimleri incelenir ancak normal olması hastalığı dışlamaz. En sık kullanılan yöntem ultrasonografidir. Gerektiğinde elastografi ile karaciğer sertliği ve yağ oranı değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.
Yaşam Tarzı Değişikliği Tedavinin Temelidir
Karaciğer yağlanmasının erken dönemde geri döndürülebilir olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ekmen, "Tedavinin temelini kilo kaybı, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz oluşturur. Özellikle vücut ağırlığının yüzde 7 ila 10 oranında azaltılması karaciğerdeki yağlanmayı ve iltihabı belirgin şekilde azaltabilir. İlaç tedavileri bazı özel gruplarda uygulanabilir ancak asıl etkili olan yaşam tarzı değişikliğidir" dedi.
Akdeniz Tipi Beslenme Öneriliyor
Beslenme önerilerine de değinen Doç. Dr. Ekmen, "Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme modelini öneriyoruz. Şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar, aşırı tatlı tüketimi ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı. Porsiyon kontrolü ve fiziksel aktivite de ihmal edilmemelidir" açıklamasında bulundu.
Erken Tanı ile Önlenebilir
Karaciğer sağlığını korumak için düzenli kontrollerin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Ekmen, "İdeal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması ve metabolik hastalıkların kontrol altında tutulması büyük önem taşıyor. Karaciğer yağlanması erken dönemde fark edildiğinde büyük ölçüde önlenebilir ve geri döndürülebilir bir hastalıktır" diyerek sözlerini noktaladı.



