Tourette Sendromu, son günlerde 'I Swear' filmiyle yeniden gündeme gelirken, toplumda bu nörogelişimsel bozukluğun 'şımarıklık' veya 'dikkat çekme' çabası olarak yanlış yorumlanmasına dikkat çekiliyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Aziz Kara, istemsiz tiklerle kendini gösteren bu durumda farkındalığın önemli olduğunu vurguluyor.
Tourette Sendromu Nedir?
Tourette Sendromu, ani, istemsiz ve tekrarlayıcı hareketler (motor tikler) ile sesler (vokal tikler) ile karakterize edilen bir nörogelişimsel bozukluktur. İlk kez Fransız Nörolog Georges Gilles de la Tourette tarafından tanımlanan sendrom, bir veya birden fazla motor tik ile vokal tikin aynı kişide en az bir yıl boyunca görülmesiyle tanı alır. Genellikle 5-7 yaş arasında başlar ve erkek çocuklarda daha sık görülür.
Toplumda Yanlış Algılanıyor
Doç. Dr. Aziz Kara, Tourette Sendromlu çocukların çoğu zaman 'bilerek yapıyor', 'şımarıklık yapıyor' ya da 'dikkat çekmeye çalışıyor' gibi yanlış değerlendirmelere maruz kaldığını belirtiyor. 'Tikler istemsizdir. Çocuklar kısa süreli olarak baskılamaya çalışsalar da bu durum ciddi bir zihinsel efor gerektirir' diyen Kara, bu yanlış algının çocuklar üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurguluyor.
Her Tourette Sendromlu Birey Küfür Etmiyor
Toplumda Tourette Sendromu denildiğinde akla gelen ilk belirtilerden biri istemsiz küfür etme (koprolali) olsa da, Doç. Dr. Kara bunun yaygın olmadığını söylüyor: 'Koprolali, Tourette Sendromlu bireylerin büyük çoğunluğunda görülmez. Hastalık yalnızca bundan ibaret değildir.' Motor tiklere örnek olarak göz kırpma, omuz silkme, baş sallama, yüz buruşturma ve dokunma davranışlarını; vokal tiklere ise boğaz temizleme, öksürme, burun çekme sesi, kelime tekrarları ve ani bağırma seslerini gösteriyor.
Nedenleri ve Eşlik Eden Hastalıklar
Genetik yatkınlık, Tourette Sendromu'nun nedenleri arasında önemli bir yer tutuyor. Doç. Dr. Kara, 'Aile öyküsü ve diğer tik bozuklukları riski artırabiliyor. Beynin hareket kontrolünden sorumlu bölgelerindeki işlevsel farklılıklar ve dopamin sistemiyle ilişkili değişiklikler de etkili olabiliyor' diyor. Ayrıca hamilelik ve doğum süreçleri, bazı enfeksiyonlar, stres ve çevresel zorlanmalar da hastalığın ortaya çıkışına katkı sağlayabilir. Tourette Sendromu'na sıklıkla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kaygı bozuklukları, depresif bozukluklar, öğrenme güçlükleri ve öfke kontrol sorunları eşlik edebilir.
Tedavi Her Çocukta Gerekli Değil
Doç. Dr. Kara, tedavi yaklaşımının çocuğun günlük yaşamına etkisine göre belirlendiğini belirtiyor. Hafif vakalarda yalnızca bilgilendirme ve psikoeğitim yeterli olabilirken, tiklerin sosyal yaşamı bozduğu, okul başarısını etkilediği, özgüveni zedelediği, ağrıya veya yaralanmaya neden olduğu durumlarda tedavi planlanıyor. Tedavide davranışçı terapi yöntemleri, tik kontrol eğitimi ve gerektiğinde ilaç tedavileri kullanılabiliyor.
Ailelere Öneriler
Uzmanlar, Tourette Sendromlu çocuğa sürekli 'yapma', 'kendini tut' demenin tikleri azaltmadığını, aksine kaygıyı artırarak tiklerin sıklaşmasına neden olabileceğini vurguluyor. Ailelere çocukların tikleriyle alay edilmemesi, öğretmenlerin bilgilendirilmesi, düzenli uyku ve stres yönetimine dikkat edilmesi öneriliyor. Okul ortamında öğretmenlerin bilinçli yaklaşımı büyük fark yaratıyor; çocuğu utandırmadan destekleyici bir ortam oluşturulması gerekiyor.
Doç. Dr. Kara, 'Bu çocuklar çoğu zaman tiklerinden zaten rahatsızdır. En çok ihtiyaç duydukları şey yargılanmak değil, anlaşılmaktır. Tourette Sendromu yalnızca tiklerden ibaret değildir; çocuğun sosyal ilişkilerini, okul yaşantısını ve özgüvenini etkileyebilen bir durumdur. Erken fark edilmesi, doğru yaklaşım ve uygun destekle çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir' diyor.



