Gaziantep'te 30 Ağustos 2025'te parkta motosikletli kişilerin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybeden 18 yaşındaki Mehmet Akdeniz'in ölümüne ilişkin davanın üçüncü duruşması Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıklar, avukatları ve maktulün ailesi hazır bulundu.
Sanık Ş.Z.'nin savunması
Sanık Ş.Z., savunmasında annesinin kendisini arayarak ablasının evinin kurşunlandığını söylediğini belirtti. Bunun üzerine ailesiyle birlikte ablasının evine gittiğini ve camda üç kurşun izi gördüğünü ifade etti. Daha sonra Muhammet Arda Ç.'yi aradığını ve telefonda 'Ablanın evine ateş eden bizdik, ne olmuş yani? İstersen bir araya gelip konuşalım' dediğini aktardı. Akşam saatlerinde buluşmaya karar verdiklerini söyleyen Ş.Z., sanık Volkan'a yaşananları anlattığını ve diğer sanıkların da olayı bu şekilde öğrendiğini belirtti.
Ş.Z., Muhammet Murat D.'nin maktulün kendisini aradığını söylediğini ve 'Evet, seni soruyorum. Bir kardeşimle ilgili bir mesele var, onu çözelim' şeklinde cevap verdiğini ifade etti. Daha sonra buluşma kararı aldıklarını ve maktulün Murat'a konum gönderdiğini anlatan Ş.Z., tüm sanıkların aynı evde olduğunu söyledi.
Olay yerine gittiklerinde maktul ve iki kişinin parkta oturduğunu gördüklerini belirten Ş.Z., motosikletten inmeden yanlarına yaklaştıklarını, maktulün eliyle işaret etmesi üzerine yanındaki şahsın ateş açtığını, bunun üzerine Murat abinin de karşı tarafa ateş etmeye başladığını söyledi. Panik halinde motosikleti onların bulunduğu yöne sürdüğünü ve geçerken yerde yatan kimseyi görmediğini ifade eden Ş.Z., olay yerinden ayrılırken dört-beş el silah sesi daha duyduğunu belirtti.
Olay sonrası bağ evine gittiklerini ve dört kişi olduklarını söyleyen Ş.Z., 'Olaydan sonra yemek yedik ve yaşananları konuştuk. Volkan abi bize kızarak, 'Neden böyle bir şey yaptınız?' dedi. Daha sonra kolluk kuvvetleri tarafından yakalandık. Böyle bir olayın yaşanmış olmasından dolayı üzgünüm' dedi.
Sanık Muhammet Murat D.'nin savunması
Sanık Muhammet Murat D. ise olaydan bir gün önce sanıklardan Eyüp'ün kendisini aradığını ve Ümit ile birlikte alkol aldıklarını söylediğini belirtti. Gece saat 23.00 sıralarında yanına geldiklerini ve birlikte alkol alıp uyuduklarını anlatan D., sabah Volkan'ın kendisini arayarak yanında sanık Ş. ile geldiğini söylediğini ifade etti.
Sanık Ş.'nin ağlayarak ablasının evinin kurşunlandığını anlattığını belirten D., polise haber verip vermediklerini sorduğunu, Ş.'nin sürekli tehdit edildiklerini söylediğini aktardı. D., 'Ben de kimsenin durduk yere tehdit etmeyeceğini söyledim ve karşı tarafı arayarak konuşmayı teklif ettim. Volkan, kadınların bulunduğu bir eve ateş edilmemesi gerektiğini söyleyerek tepki gösterdi. Karşı taraf da cevap verdi. Daha sonra taraflar birbirlerinden özür diledi' dedi.
Eve ateş eden kişinin Mehmet olduğunu söylediklerini belirten D., Mehmet'in yerini öğrenebilecek ortak bir arkadaşlarına ulaştığını ve maktul Mehmet Akdeniz'i tanıyıp tanımadığını sorduğunu anlattı. Arkadaşının Mehmet'in böyle bir şey yapmayacağını söylediğini ifade eden D., konuyu konuşup halletmek istediğini söyledi.
Daha sonra maktulün kendisine ulaştığını belirten D., 'sanık Ş.'nin anlattıklarını bildiğini, ancak benim bilmediğim bazı şeyler olduğunu söyledi. Buluşmak için konum göndereceğini belirtti ve bir yerde görüşmeyi teklif etti. Bir süre sonra Volkan, sanık Ş. ve Eyüp dışarı çıktı. Nereye gittiklerini sorduğumda motosiklet almaya gittiklerini söylediler' dedi.
D., Volkan'ı arayarak gidip konuşmaları gerektiğini söylediğini, ardından sanık Ş. ve Eyüp'ün geri geldiğini anlattı. Önce araba ile gitmeyi düşündüklerini ancak daha sonra motosikletle gitmeye karar verdiklerini belirten D., mavi motosiklete sanık Ş. ile birlikte bindiklerini ve motosikleti sanık Ş.'nin kullandığını ifade etti. D., 'Benim amacım yalnızca sanık Ş. ile birlikte gidip konuşmaktı. Eyüp ve Ümit'in olaydan haberi yoktu, aslında bağ evine gideceklerdi ve bu nedenle bizimle gelmişlerdi' dedi.
Olay yerine vardıklarında maktulün kendisini arayarak nerede olduklarını sorduğunu, kendisinin de yolda olduklarını söylediğini anlatan D., parka ulaştıklarında silah sesi duyduğunu, bunun üzerine silahını çıkararak yere doğru ateş ettiğini belirtti. D., 'Sanık Ş. de 'Silah var' diye bağırıyordu. Silah sesleri devam edince şarjördeki tüm mermileri kullandım. Daha sonra olay yerinden ayrıldık' ifadelerini kullandı.
Eyüp'ü arayarak bağ evine gideceklerini söylemek istediğini belirten D., Eyüp'ün 'Hani sadece konuşacaktınız, neden size ateş ettiler?' dediğini aktardı. D., 'Ben de bize ateş edildiği için karşılık verdiğimizi söyledim. Bağ evine gittiğimizde Eyüp kapıyı açtı. Yaşananları anlattım. Eyüp ve Ümit olaydan o anda haberdar oldu. Aç oldukları için Volkan'ı arayıp yemek istedik' dedi.
D., bir süre sonra maktule ait telefondan kendisine mesaj geldiğini ve durumlarının sorulduğunu belirtti. Bunun üzerine maktulün sosyal medya hesabını aradığını, telefona çıkan kişinin kendisini maktulün ağabeyi olarak tanıttığını söyledi. D., 'Vurulan biri olup olmadığını sordum. O da maktulün hastaneye kaldırıldığını söyledi. Bu haberi arkadaşlarıma ilettim. Hepimizin morali bozuldu' ifadelerini kullandı.
Daha sonra maktulün hayatını kaybettiğini öğrendiklerini belirten D., olay nedeniyle çok öfkelendiğini ve sanık Ş.'yi darp etmeyi düşündüğünü ancak kendisinin orada olmadığını söyledi. D., 'Eyüp ve Ümit beni sakinleştirmeye çalıştı. Daha sonra polis tarafından ifadeye çağrıldım. Rezidansa geçeceğimi ve oradan alınabileceğimi söyledim. Yaya olarak rezidansa giderken sanık Ş. ve Volkan ile karşılaştım. Ardından teslim oldum. Maktulle herhangi bir husumetim yoktu. Keşke bu olay hiç yaşanmasaydı. Yaşananlardan dolayı pişmanım' dedi.
Diğer sanıklar suçsuz olduklarını öne sürerek tahliyelerini talep etti. Duruşmada söz alan maktul yakınları ise sanıklardan şikayetçi olduklarını belirtti. Cumhuriyet savcısı, mevcut delil durumu ve suçun niteliğini dikkate alarak tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti ise dosyadaki eksikliklerin giderilmesine ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.



