
Beyoğlu'nda dün akşam saatlerinde yaşananlar, adeta bir gerilim filmini andırıyordu. CHP lideri Özgür Özel'in katıldığı mitingde işler hiç de planlandığı gibi gitmedi. Kalabalığın arasından yükselen o çirkin sloganlar, herkesi şoke etmeyi başardı.
Olaylar, belediye çalışanlarının temsili olarak işten çıkarılma töreni sırasında patlak verdi. Bir grup protestocu, inanılması güç bir cüretle polis barikatlarını aşmaya çalıştı. Kimdi bu insanlar? Neden böyle bir yola başvurdular? Sorular havada kaldı.
Gergin Anlar ve Provokatif Eylemler
Polisin soğukkanlı müdahalesi olmasa, kim bilir neler yaşanacaktı. Görevliler, olayları büyümeden kontrol altına almakta oldukça başarılıydı. Ama o anlar... O anlar gerçekten de içler acısıydı.
Ve sonra o skandal çağrı! "Ordu göreve" sloganları, demokratik bir toplumda asla yeri olmaması gereken türden provokasyonlardı. Bu nasıl bir zihniyetti? Meşru siyaset yerine, neden böyle tehlikeli yollara başvuruluyordu?
Siyasetin Sınırları ve Sorumluluk
Özgür Özel'in ekibinden gelen açıklamalar, yaşananları kınama yönünde. Peki ya öncesi? Böyle bir olayın yaşanmasını engellemek için yeterli önlem alınmış mıydı? Bu sorular, cevap bekliyor.
İstanbul'da siyasi gerilim hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Beyoğlu'nda yaşananlar, aslında çok daha büyük bir sorunun sadece görünen yüzü. Demokrasi ve provokasyon arasındaki o ince çizgi, bir kez daha sorgulanıyor.
Sonuç olarak, dün akşam Beyoğlu'nda yaşananlar, Türkiye'nin siyasi iklimi açısından oldukça düşündürücü. Siyaset, meşru zeminlerde yapılmalı. Aksi takdirde, demokrasiye vurulan her darbe, hepimizi yaralıyor.